Hiç beklenmedik bir anda , hiç beklenmedik bir insandan , avrupa yakasının tahsin i , ehtiyarı , gazanfer özcan dan böylesine bir haber almak... Mekanı cennet olsun .
"ne dönüp duruyor havada kuşlar? nerden çıktı bu cenaze, ölen kim? bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar... neylersin ölüm herkesin başında... uyudun uyanamadın olacak, kimbilir nerede? nasıl? kaç yaşında? bir namazlık saltanatın olacak, taht misali o musalla taşında..." ve sözün bittiği yer işte burası... Mekanın cennet olsun büyük sanatçı... Tüm sevenlerine ve ailesine başsağlığı sabırlar diliyorum.....
sevilen bir insan, polemiklere hiç girmemiş bir bünye idi. işinde gücünde bir insandı, şöhretli idi, ama bu şöhreti hiç bir sosyal konuda kullanmadı, tipik laik aydındır. laik aydın oldugunu, başörtüsü konusuda dahil hiç bir bu çeşitten bir sosyal yaraya ilgi göstermemesinden anlıyoruz.
aslında bütün bunları şunun için söyledim, kenan ışık gibi tipler tiyatroculugu bi haltmış gibi, sanki tiyatocu olmayanlar insan degilmiş gibi bir havada topluma veriyor, aslında tiyatrocular kendi karakterleri ile degil başka başka bedenlerde toplum önüne çıkan basit güldürü eğlendiri kişileridir, onlardan toplumsal bir konuda fayda beklemek hata olur, onlar toplumun en alt kesimidir.
mimar, yönetmen, ressam, besteci sanatcıdır, ama asla bi tiyatro oyuncusu sanatcı degildir, onların ki olsa olsa zanaattır.
sanat ögrenilmez, tekrar etmez, anlıktır ve taklit asla degildir. bir şarkıcıya bir tiyatocuya sanatcı dersen, manken de sanatcıdır, manken pompalayan playboy da sanatcıdır, çünkü o da meshurdur, magazinciler ahlak bozulsun diye onları da meshur etmektedir, otomobil osman ismi, ne basarısı üstüne bilinmektedir? parasını verdigi manken sevgilisinden dolayı.
Hani yakınınız, akrabanız da olsa; tanıdığınız, takip ettiğiniz, sevdiğiniz bir ünlü de olsa kimseye ölümü yakıştıramazsınız. Gazanfer Özcan da öyle biriydi. Sanki hep yanımızda, hep ekranlarda olacak gibi geliyor insana. Ruhu şad olsun, toprağı bol olsun.
Hayatını kaybetmiş eski tiyatrocudur. Ölümü "Türk tiyatrosu büyük bir ustasını kaybetti" seklinde duyurulmaktadır.
Bu entry'de oyunculuğunu falan eleştirilmeyecekse de, bana öyle geliyor ki bu ülkede yaşını başını almaya başlayan her sanatçı kişisine, geçmiş emeklerine hürmeten, duayen muamelesi yapılmaktadır. Yani yaşı 70 olup da arkasından "oyunculuğu bi boka benzemezdi" veya "gençken de bunun sesi karga gibiydi" denen birisi var mı?
velhasıl, rahmetli son riportajlarından birisinde, NTVde, "bizim tiyatromuzda hiç siyasi mesaj olmadı, biz insanları sadece güldürmek istedik" demişti. Yaşadığı dönemlerde olanlar, asılan başbakanlar, asılan 17 yaşındaki çocuklar, birbirini öldürenler, hayali ihracatçılar falan düşünülürse, oldukça ilginç bir tavır. Bu açında farklıydı hep Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan tiyatrosu. Sanki rahmetli Gazanfer Özcan da, o dönemin Şahan'ı gibiydi, insanları güldürmeyi amaçlıyordu. Tabii o dönemin standartlarıyla ve argoya bulaşmadan yapıyordu bunu. Acaba 50-60 yıl sonra, Şahan Gökbakar ölünce de arkasından "Türk komedisi bir duayenini kaybetti" mi diyeceğiz?
neyse amacım saygısızlık etmek değil, Gazanfer Özcan benim anladığım kadarıyrla son derece iyi bir oyuncuydu, toprağı bol olsun. Benim derdim başkalarıyla...
sanırım tiyatrocuların gerçekle ilgili pek alışık olmadıgımız şekilde gündeme geldikleri en hazin anlarından bir taneside ölümleri.
hep başkalarının bedeninde gündeme gelen, kendi karakterleri ile gündem de yer tumayan kişilerin ölümlerinin ardından da, cem yılmaz ın dedigi gibi, "son şakasını yaptı" cümleleri söylenmesi bundan olmalı. onlar gerçek hiç bir şeyin içinde degiller ki, onlar hep başkasını taklit etti, başkalarının kelimelerini tekrar ettiler, hayatta kendilerine ait tek cümleleri olmayan insanlardır tiyatro oyuncuları, günü gelincede giderler, tüm insan evladı gibi.
sevilen sayılan rahmetli sanatçı. lakin kafama takılan; neden bu adam yaşarken başlığının altında 7-8 entry vardı da şimdi 100 küsür tane var? madem o kadar değerliydi niçin öldükten sonra belirtiyoruz bunu? garip...