sevgiliye hasret çekerken, sözlüğe girip kafamı dağıtmak isterken tam da sol frame'in en üstünde karşıma dikilen ve aklıma gelmesiyle birlikte belli bir aradan sonra listeme alıp tekrar tekrar dinlemeye başladığım allah sonumu hayretsin şarkısı...
öyle bir şarkıdır ki insanın her başa sarışında 1 bira bitiresi gelir, aşık değilken aşık olası, aşıkkense insanın .mına koyan bi şarkıdır.
terkeden, bırakıp giden, onca yıllık ilişkiyi verilen emekleri bir kısa mesajla bitiren sevgilinin arkasından defalarca dinlenen akabinde ağlanan daha önce içmemene rağmen birde sigara yaktıran harika bir şarkı.
hadi güzelim ha gayret
hele sıkı dur, hele sabret,
başını eğme dik tut,
bu bir rüyadır elbet. *
ayrılığın ilk şokunda, yüzde süzülen damlacıkları okşayan bir şarkıdır.
hele de yüksek sesle bağıra çağıra söylenirse..
özellikle vaktinizin en bol olduğu öğrencilik yıllarında çok dinlenen, o dönemden güzel hatıraları anımsatan, muhteşem sözlere, güzel bir melodiye sahip dss sarkısı
doğum yapan hanımına gaz vermeye çalışan koca söylemi.
koca: gayret et güzelim hadi oluyor.
kadın: ıghhhgghhhhhhhh...
koca: hadi olacak kafası göründü.
kadın.. ıghhhhghhhhh...
koca: tamam çıkardım şimdi wc ye gidebilirsin...
mi'ye transpoze halini sevemediğim şarkıdır. genelde bu şarkıyı mi minor'den (em) çalarlar. halbusi orjinali fa diyez minor'dir (f#m). ve bu düzende çalındığında şarkı hakkını verir.
insanı insanlığından alan ister istemez derin bir hüznün içine çeken,düşündüren,içinde kendine anlamlar arattıran bie murat çelik , düş sokağı sakinleri şeyi, şarkı değil bu olsa olsa uyuşturucu.
her kelimesi o kadar özenle seçilmiş ve duygular sanki eşsiz bir melodi için işlenmiştirki, bir sevdanın ardından söylenebilecek ağır şarkılardan biridir. belkide duyguların aynasıdır. özellikle şu sözleriyle :
şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar
yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz bir çoçuktum sevmiştim
avuçlarımda aynalar
gayret et güzelim elini uzat ....
evet evet aynen çocukluğu hatırlatıyor bu cümle, ilk aşkım, ilk kaybedişimde hatırladığım o eylemi... dosttum aynalarla aslında ama bir yerde bir yanlış vardı, hala bulamadım. *
siz hiç bir şehri terkettiniz mi? ben ettim. hemde kaç tanesini. her gidişimde akılda taşıdığım işaret dolu bir gemi vardı. ardıma bakmak istedim/bakamadım.
sonra bir ikindiakşamüzerinedoğru bir şehrin ortasında kurulmuş bir saat gibi beklerken öylece gelişin/gidişimi başlattı. bir bombadan geriye doğru ritmik
sayarken ikindiakşamüzerinedoğru geldiğim yolların patlaması gerekti/patladı.
hangi kıvılcım açıklayabilir şimdi
ellerini koyduğun çiçekleri yerinden
kaldırmadan şiire sırtımı döndüm
ki bu çocukların yere düşmesini
anlatmayan aynaları açıklar