eski bir söylemdir*. zira o kadar eskidir ki izmir şehrinin 2 bölgeden oluştuğu dönemlerden. kıyıda gayrimüslimlerin yaşadığı izmir ve daha geride türklerin yerleştiği kadifekale. o zamanlar kadife kalede yaşayan türkler limanın olduğu bölgeyi böyle adlandırmaktaymışlar.
Yobazların şehrin baştan başa laik ve çağdaş olmasından rahatsız olarak söylemeye devam ettiği söz öbeğidir , ne mutludur ki izmir insanı onları böylesine güzel rahatsız edebilmektedir.
şair eşref demiştir ilk gavur izmir diye. ama rte kendine göre çevirmiştir.
gavur olan konya'dır, sakary'dır.
1)en çok faiz yiyen: sakarya (albaraka türk'ten kâr ortaklığı parasıymış. ulan bildiğin faiz)
2)en çok alkol tüketilen: konya (tekirdağı bile geçmişler)
izmir'de doğup büyüyen bir genç kardeşiniz olarak; şehrin ve en azından mütevazi ve samimi eski eşrafının o duru güzelliğinin bu kelamdan, bu kelamın işaret ettiği siyasi uzantıların hengamesi altında boğulmasından son derece üzüntü duyuyorum. Bir diğer üzüntü duyduğum husus ise şudur ki; izmir'in yozlaştığı gerçeğinin yadsınamayacak boyutlara ulaşmasıdır.
Çiçekli balkonların en değerli süsüydü izmir'de albayrak... Sancağına sarılı, atasına saygılı, dinine ve bilimine ne derece önem verdiği ve saygı duyduğu bilinen efe torunlarının harmanıydı izmir. Şimdi boran olmuş gibi; çevrelemiş boş bir muhalefet kıyılarını... Üzülüyorum dostlar... Şimdi maziye dair mahalle aralarında yürürken yüzüme vuran yasemin kokusunu anımsıyorum, sokakta selamlaştığım minik patileri... iki göz müstakil evlerin bahçelerindeki envai çeşit ağaçlardan kopardığım o leziz meyveler geliyor aklıma... Kızarken bıyık altı gülen o güzel insanların hakir görmeyen o parıltılı gözleri geliyor. Koca şehrin tek bir hane oluşu ne güzeldi... Yerimizi dolduran kardeşler geçmişten esen o melteme kulak versinler bir ara.
g*tten lakap uydurmaya en sağlam kanıttır.
bir zamanlar bir arkadaşım vardı. izmir li,
kuzum çok sıkıntılıyım, bilmiyorum neden? yazdım o na.
dua okur geçer aşkım demişti.
anadoluya ayak basma cürretini göstermiş yunan ordusunun komuta merkezi olan izmir kentindeki rumların ve senelerce nesillerce burada özgürce kardeşçe yaşamış insanların yunan bayrakları altında bir gurur ile durması ve türklere saldırması, evlerini yakması sonucunda anadolu halkınca, direnişe geçmiş ve bütünlüğü yakalamış halkça o dönem dahilinde yapılmış bir yakıştırmadır.
fakat günümüz ile ne bir alakası ne de bir ilişkisi vardır bunu ısıtıp ısıtıp gündemi ekonomiden, enflasyondan, işsizlikten uzaklaştıranların amaçları ise açıktır ki dönem yurttaşından farklıdır.
e tabi o zaman ne türban sorunu vardı ne de yüce ata millete ki milletin efendisi olarak kabul ettiği yüksek zümreye ananı da al git buradan derdi.