garfield

entry368 galeri52
    226.
  1. arada kürtçe gibi "olmayan bir dil"le yazarak ulusalcı ve milliyetçi yazar kişilerini hüzne ve öfkeye dâvet eden yazar.
    1 ...
  2. 227.
  3. gerçek bir ikizler burcu karakteri taşıyan, şişman ve tembel olmasının değil gamsız ve bencil olmasının en önemli özelliği olduğuna inandığım muhteşem yaratık.. garfield'ın bencilliği aslında tipik amerikan insanı davranışlarını yansıtır.. pek çok amerikan sit com'unda özünde garfield gibi davranan insanların olduğu rahatça görülebilir.. ama bu insanlardan farklı olarak garfield sevimlidir çünkü kedidir, ve bir insanda fena halde sırıtıp batacak olan bir takım davranışlar silsilesi, bir kedide hoşgörülebilir olmaktadır.. mülayim sahibi jon, saf arkadaşı oddie, gerçekten aidiyet duyduğu tek şey olan pooky ve uzatmalı aşkı nermal ile klasik amerikan hayatını yaşamaktadır, dolayısı ile bir şekilde hepimize tanıdık gelmektedir.. keza kedileri en gerçekçi bir biçimde karakterize eden çizgi ürünüdür.. özellikle de sylvester veya tom ile karşılaştırıldığında çok daha gerçek bir kedidir garfield..

    ayrıca garfield, yaratılış sürecinde de gerçek bir kediden esinlenerek yaratılmıştır.. jim davis'in müdavimi olduğu bir italyan lokantasında doğan küçük sarı bir kedi, garfield için ilham kaynağı olmuştur.. sanırım o kedinin adı da garfield'dir ve garf'ın lazanyaya olan bağımlılığın kökeninde de işte bu italyan lokantası yatmaktadır..
    2 ...
  4. 228.
  5. birilerinin kankası olan yazar.*
    2 ...
  6. 229.
  7. eğer bu tür provokatif entryler girerse, sözlüğün en iyi sevişen erkeği unvanını elinden alabileceğim yazar.
    2 ...
  8. 230.
  9. kürtçe bildiğini düşündüğüm yazardır.

    (bkz: xeniqin)
    (bkz: selixandin)
    0 ...
  10. 231.
  11. neden bilinmez kürtçe başlık açıyor.. sanırım 3 adimda provokasyon yapma rehberi konusunda eğitimini sağlam almış, yazar kişisi.
    3 ...
  12. 232.
  13. sözlüğe girerken silah ve üzerindeki bombalara dikkat edilmesi gereken canlı bomba. aman yazar.

    (tkz: dedektör)
    1 ...
  14. 233.
  15. nedendir bilinmez, lazca'da başlık açıyor.

    acıtmış olsa gerek birilerini. oysa yavaş yavaş açıyordum.
    1 ...
  16. 234.
  17. provakatör yazar izlenimi veren kişi.

    halbuki ilk başlarda ne güzel takip ederdim zamanıma mı yazık desem.
    1 ...
  18. 235.
  19. bütün dillere sempatisi bulunan yazar... nedendir biliniyor artık *
    0 ...
  20. 236.
  21. striptiz yapar gibi yavaş yavaş açan yazar.
    0 ...
  22. 237.
  23. kürtçe başlık açtığı için provokatör ilan edilen kaliteli yazar. milliyetçi geçinen faşist provokatörlerin hedefi haline gelmiştir.
    4 ...
  24. 238.
  25. hakkında bu kadar entry girilince ne biliim aklıma birşey gelmedi.
    1 ...
  26. 239.
  27. eğer işine gelirse bütün yerel dilleri öğrenebilecek kişi.
    ama niye böyle yaptığını bilmiyoruz tabiki*
    insanın damarına basıyor. *
    2 ...
  28. 240.
  29. son dönemde sinemalarda gösterilen 3 filmde okan bayülgen'in seslendirdiği dünyanın en tembel kedisi. devamlı kendi alanında manevralar yapar, yataktan dışarı çıkmak istemez. çok zeki değildir, kendini zor durumlara düşürebilir. tarihin en eski çizgi film kahramanlarından.
    0 ...
  30. 241.
  31. BiR ÇERKES ASiLi ABLAYLA - Ki BiR KÜRT OLMASINA RAĞMEN - KONUŞMASINI BiLMEYEN KiŞi.
    KESERiM O DiLiNi!

    VAZGEÇTiM; KESERiM O KULAĞINI!

    HADE YAT UYU ŞiMDi! HADE!
    3 ...
  32. 242.
  33. daha fazla yazmasi umut edilen yazarlardan.
    0 ...
  34. 243.
  35. evin küçüğü olacağına evin iti ol kardeşim. harbiden öyle...

    ramazan ayı idi, ortası hatta. yemek yenmiş, aslında yenmemiş de, bir sigara yakabilmek için erkenden kalkmışım sofradan.(babamın ve abimin yanında içmiyorum o mereti) zaten oruçlu da değildim...

    çayın altını yakmış, kuru çayı yıkamış, sigaramı yakmışım. bir 5 dakikam var, keyif çatabilecek. sonrasında su kaynayacak nasılsa, çay demlenecek, servis yapılacak. daha çaylar bitmeden tatlı, hatta çoğu zaman çayla birlikte tatlı, sonrasında meyve servisi. aşiret eğitimi kardeşim, erkek yapar bu tür işleri.

    çay esnasında ağam bir sürü kağıt çıkarıyor, yarın şu işleri yapıver işim var benim diyor. bakıyorum yapılacaklara, sırası ile;

    kaymakamlığa gidilip, evlilik ehliyet belgesi alınacak, fransızca olacakmış. aynı yerden bir de aile kayıt örneği mi deniyor neyse o zıkkımın ismi. bakıyorum şöyle bir abime. bana verirler bu evrakları değil mi diyorum. verir diyor, vermezse bile rica et, handan hanım vardı ben gittiğimde. iyi insana benziyordu. anlat durumu verir o.

    peki diyorum, sen nasıl diyosan ağam...

    ikinci sırada adli sicil belgesi var. onunda fransızca olması gerek ama. özellikle söyle. öhh diyorum artık, hani handan hanımdan rica ettik onları verdi, ya bu nasıl olacak?

    oğlum diyor sadece kendi alabilir diyorlar ama kimse kimliğe resime bakmıyor. sen git doldur dilekçeyi, ver benim kimliğimle. bir sıkıntı olursa bile, bilmiyordum dersin olur biter.

    yine tamam diyorum. biraz haklı gibi ama. ben de daha önce bir çok kez aldım adli sicil belgesi, kimse incelemiyor o kadar. kafamı karıştıran tek husus, belgenin fransızca olması.. hayırlı diyorum, tamam abi, ya sonra?

    sonra diyor iran caddesine gideceksin. bilmem ne sağlık merkezi var, adresi yazılı burda. dün ben muayene oldum, bugün verecekler sonuçları. heh diyorum bu kolay iş, sıkıntısı yok en azından...

    gece oluyor, geçiyorum balkona. daha rahat yakıyorum sigaramı. bekleyenim yok nasılsa... hava soğuk, ama yıldızlar öyle güzel ki, gitmek istemiyorum. biten sigaranın ateşi ile, yenisini yakarken, ezginin günlüğü de;

    öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam.
    atsan atılmaz, satsan satamam.
    eksik bir şey mi var, anlayamam.
    bak çayım sigaram, her şeyim tamam diyor. bilmiyorum kaç kez söylüyor, kaç sigara içiyorum. uykum geliyor sanki, geçiyorum odama.

    abimin omuzumdan sallamaları ile uyanıyorum, kalk diyor hadi, bir sürü işin var. vallahi açılmıyor gözlerim. ellerimle kirpiklerimden tutup açmaya çalışıyorum, olacak gibi değil. duşu hayal meyal hatırlıyorum, sonrasındaki kahvaltı ise hatırımda.

    işim uzun öyle ya, çıkıyorum evden. yenimahalle'ye kaymakamlığa varıyorum. handan hanımı bulmak gerek önce. tarif ettiği yere gidiyorum, sanki tanıdığım biriymiş gibi, handan hanım nerdedir diye soruyorum birine, gösteriyor.

    handan hanıma bakıyorum, nemrut suratına. siksen yardım etmez o karı, öyle tiksinç, öyle suratsız bi'şi. elimiz mahkum ama...

    handan hanım.. ?

    ne vardı?

    merhaba efendim, sinan ismim. geçen gün abim gelmiş, sizden şu evrakları almış. sizin verdiklerinizi belçika'ya gönderdik ama aynısından konsolosluğa da vermek gerekiyormuş. abim fotokopilerini çekmiş ama, olmaz demişler. bunlardan bir daha vermeniz mümkün mü?

    sakin sakin anlatmış olmama rağmen, karı anlamadım diyor, baştan al. anlatıyorum yine...

    abin nerde?

    ıı, şey. abim iş yerinden izin alamamış. yarın randevusu konsoloslukta. yarın bu evrakların tam olması gerek. o yüzden ben gelmek zorundaydım.

    abin kendi gelsin, baban da olur.

    efendim babam memlekette, abimin de durumu mağlum. sizin iyi bir insana benzediğinizi yardım edebileceğinizi söylemişti abim.geçen geldiğinde de çok yardım etmişsiniz, sağolun. bir iyilik daha yapmanız mümkün değil mi? hem bu kadar güzel bir kadın, bence kırmaz beni de.

    pis pis sırıtıyor.allah var tamam diyorum. nemrut suratlı karı yapacak bu işi.

    olmaz diyor, abin gelsin.

    sinirleniyorum ama. hem abime, hem de öyle lanet bir karıya yalakalık yaptığım için kendime...

    çıkıp telefon açıyorum, tamam diyor sen diğer taraflara git, ben ordan alırım onları.. yahu buraya madem gelecen, diğer işlerini de kendin yapsana diyorum ama, içimden sadece. ağa ne de olsa, sözü üstüne söz olmaz...

    çıkıp gidiyorum sıhhıye'ye, adli sicil belgesi için. unutmadan fransızca olması şart.

    ankarada yaşayanlar bilir, alt kata iniyorsunuz hani, önce dilekçe almak lazım. işte o dilekçeyi aldığım herife diyorum, böyle böyle. bana fransızca lazım. burdan verilmez o diyor, sakarya caddesine git. karacan dershanesini bilirsin, orayı geç, üç-dört bina ilerde sağda. tabelayı görürsün zaten. şimdi sıçtık diyorum, hadi adliye kalabalıktı, belki es geçerlerdi beni de sormazlardı bu sen misin diye. ama ya şimdi?

    bindik bi alamete işte...

    gidiyorum bahsi geçen yere, kapının girişinde dilekçe yazılır diyor biri. böyle böyle diyorum, fransızca lazım. tamam ağabey diyor, bizim işimiz. kimliği alıyor, dolduruyor bir dilekçe. bunu kimlikle birlikte içeri ver. 5 lira da alırlar diyor. sana ne kadar verecem diyorum, 3 lira ağabey diyor.

    allahtan camdan alıyorlar evrakları. adamın yüzüne bakmamak için çırpınıyorum. dilekçeyi, kimliği ve 5 lirayı öylece uzatıyorum. saat 3.30 da gel al diyor. saate bakıyorum, henüz 10.30...

    yapacak bir şey yok, mecbur bekleyeceğiz o saati. çıkıp gideyim diyorum, iran caddesine, onu da alayım da bir bura kalsın. gidiyorum bilmem ne tıp merkezine, açık açık söylüyorum bu kez. bu adam benim abim, ben almaya geldim sonuçlarını. tamam da diyor, biz mehmet beye öğlenden sonra gelin alın demiştik...

    öyle sinirleniyorum ki, başımdan geçenleri anlatıyorum kadına. böyle uyuz bir adam abim diyorum, gülümsüyor. çok şirin hatundu, allah var... ben bir telefon açayım da, hemen ayarlamaya çalışalım diyor. biraz oturun. telefonla konuştuktan sonra, tamam diyor, yarım saate hazır olur. burda oturun bir çay falan için isterseniz.

    teşekkür ederim diyorum, burda yarım saat sigara içmeden duramam. ben dışarıda dururum, yarım saat sonra gelir alırım. siz bilirsiniz diyor, çıkıyorum. tam karşıda kuğulu park var. oraya çöküyorum, bir banka. yakıyorum bir sigara daha. insanlar da oruçlu ama, bana ne yahu? bakmasınlar bana. bir sigara daha içiyorum, gözüm parktaki uyarıya ilişiyor;

    lütfen çimlere basınız!

    işte türk zekası kardeşim, budur diyorum ve gülüyorum kendi kendime. kalkıp gidiyorum tekrar. yarım saat dolmak üzere. içeride bir çaylarını da içiyorum ki, hazırlanmış sonuçlar, buyrun diyor. teşekkür edip ayrılıyorum. saat 12.10...

    üç saatten fazla var adli sicil belgesini almam için. ki alabilecek miyim, orası da muaamma...

    yapacak bir şeyler buluyorum, saat geçiyor. tam 3.30 da dikiliyorum yine pencerenin önüne. hazır mı diyorum, isim ne diyor. söylüyorum abimin ismini, nir kimliğe bakıyor, bir bana bakıyor.

    bu sen misin?

    siz de mi beyefendi?

    ne siz de mi? sen misin bu diyorum.

    ben de siz de mi bunu soruyorsunuz diyorum. size gelmeden önce adliyeye gitmiştim, ordan alınıyor sanıyordum. zaten ordaki görevli abi burayı tarif etti de öyle buldum. yolda gelirken yunuslar çevirdi, kimlik sordular. onlar da bu sen misin diye sordular. ne var eski biraz resim, ama yarın ilk işim gidip yeni resmimle yenileyeceğim kimliğimi. zaten abonesi oldum kaymakamlığın.

    öyke hızlı anlatıyorum ki, kafasının karışmaması imkansız. hiç bir şey söylemeden uzatıyor belgeleri, teşekkür bile etmeden alıp uzaklaşıyorum oradan...

    tüm bu uğraşlarımın karşılığı ise ne oluyor biliyor musunuz?

    bir boku beceremedin...

    teşekkür ederim abi, ben seni seviyorum yine de. hatta özledim bile şimdiden...
    10 ...
  36. 244.
  37. sessiz gidi$i icimize oturmu$, sozlugun en iyi ve saygideger yazarlarindan. kurtce entry girdigi icin silik olmu$tur.
    (bkz: henuz bitmedi)
    0 ...
  38. 245.
  39. silinmesini kişisel nedenlerden dolayı son derece olumlu karşıladığım yazar.(artık yazamıyor orası ayrı)

    yazarlığımın ilk dönemlerinde bana ağır hakarette bulunmuş ancak o zamanlar özel mesaj şikayet mekanizması gibi bir olay olmadığı için silinmemişti.

    ne diyelim kısmet bugüneymiş.
    4 ...
  40. 246.
  41. se jinen azad başlığında yer alan entry'sindeki link için silik olduysa hiçbir şekilde savunulamayacak yazardır.

    kendisiyle geçmişte özel mesaj vasıtasıyla tartışmışlığımız var idi. dtp'nin son günlerde yürüttüğü siyasete benzer ölçüde entry'ler giriyordu. özel mesajda hiçbir şekilde birbirimize hakaret etmememize rağmen nickaltı vasıtasıyla göndermiş olduğum açıklayıcı özel mesajı farklı aksettirmişti. ha, göründüğü gibi değil başlığında da değindiğim üzere yanlış anlamadan kaynaklı bir durum da olabilir. direkt olarak 'sen şusun, busun.' diyemem bu arkadaşa. ancak şu entry'nin girişindeki başlık yeterlidir bu arkadaş hakkında fikir sahibi olmak için.

    moderasyon bu arkadaşı o başlık ve entry'den dolayı sildi ise de o başlıktaki linki neden kaldırmamaktadır anlamak güç. gözden kaçmış olma ihtimali yok. zira silikliği o başlığa dayandırılmış informal kaynaklardan alınan bilgiye göre. ya ibret vesikası olarak tutmaktalar ya da bu işte büyük bir yanlışlık var.

    neyse efendim. kimseye bu ülkeyi, bu milleti ve bu bayrağı sev diyemeyiz. lakin bölmek ve parçalamak gayesinde olup, ister fikirleriyle isterse de zikirleriyle bu gayeyi hayata geçirmeyi planlayan kişileri de bağrımıza basacak halimiz yok. hele hele bu gayelerini sosyalizm devrimi ile ilişkilendirirlerse 'çüş' der geçeriz.

    kendisine hayatında başarılar, başka insanların hayatları hakkındaki emellerinde başarısızlıklar dilerim. selametle.
    5 ...
  42. 247.
  43. nick altına girilen entrylerden avukatının da halen sözlükte yazdığını öğrendiğimiz yazar kişi.

    sanki başka bir örgütten yargılanması gayet normal bir şeymiş gibi.
    4 ...
  44. 248.
  45. 249.
  46. feysbukuslara gelmiş yazar. herkes okusun olm, boşver feysbuk falan. al, burda.

    - en sevdiğim kadın hoşça kal bile demeden gitmişti.
    + demek ki en sevdiği adam sen değilmişsin.
    - umarım en sevdiği adamın yanındadır şimdi. ve yine umarım, en sevdiği adam, onu en azından benim kadar seviyordur...

    aylardır kafamı karıştıran, ne yapmam konusunda bir türlü karar veremediğim bir konunun çözümünü bu diyalog göstermişti. ya da bu mesajlaşma...

    şairin de dediği gibi;

    Ben seversem birini ya evlidir, ya birkaç güne evlenir.

    Hoşça kal bile demeden gidebilen en çok sevilen kadın, yeni yaşına girecek birkaç saat sonra. pek duygusal olamıyorum artık. galiba bazı duygularımı onda unuttum.. bir ara verse iyi ya, vermese de olur.

    yaklaşık bir senedir kendi de yok. çok değil doğum gününden 1 ay kadar sonra gitmişti. ben unutmuştum tabi doğum gününü. hatta ne unutması, doğum gününü bilmiyordum bile. evet en çok sevdiğim kadının doğum gününü bilmiyordum. aşk dedikleri, yani aslında murat abinin de dediği gibi 'tarihin en büyük yalanı' olan aşk, belki buydu.

    her neyse. çok lazım değil bundan sonra aşk. dedik ya gönül işlerini bırakıp, yürek işlerine bakıyoruz artık. Korkmadan! vakitsiz bir sonbahar akşamında, efkan şeşen den dinliyoruz, vakitsiz'i.. ve ortak sancılarla ortak baharları bekliyoruz... hem de imlasız...

    yeni yaşına girecek bir kaç saat sonra... normal olsak; sağlık, mutluluk, para vs gibi bir sürü lüzumsuzluklar dilerdik biz de. normal olsak; ayrılmış da olsak, hani böyle aslında dandik olan, özel günlerde bir merhaba derdik. söylenmemiş o kadar şeyden sonra, söylenememiş bir sürü sırdan sonra, bir merhabanın da pek bi önemi olmaycaktır aslında.

    hatırlanmak güzeldir, her ne kadar hatırlanmamış olsak da. bir güzellik yapıp bir merhaba diyesim var ya, yok yok belki rahatsız olur. hani en sevdiği adamın yanındaysa...

    rahatsız olmasın, rahatsız etmiyorum. ama mutlu olacaksa, hatırlanmak hoşuna gidecekse, bir tebessümü görecekse ayna da, bilsin ki hatırladık bir yerlerde. bilsin ki, doğum gününü bilmesek de sevmesini bildik. becerememiş olsak da. kimin suçuysa...

    ömrümün sonuna kadar affedemeyeceğimi biliyor. zaten benim anlamadığım, onu ömrümün sonuna kadar nasıl affedemeyeceğim değil, onun, onu ömrümün sonuna kadar affetmeyecek olmamı göze alması. benim bildiğim bunu göze alamazdı.

    sus salak!
    sen neyi doğru bildin ki...

    -
    Ayağı kayan bir çocuk
    Kadar şaşkınım, bilemedim
    Düz yolda yürümenin imlasını
    Kanayan dizlerime bakıp da
    Ağlamayı öğrenemediğim gibi

    Sevgilisi değildim kadınlarımın
    Bir papağan tüneğiydim belki
    Ama birkaç sözcük öğrendiysem
    Kadınlardan öğrendim, yine de
    Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

    Büyülendim ama büyüyemedim
    Aklım ermedi aynalara ve suya
    Yüzümü gösterip kalbimi neden
    Sakladıklarını öğrenemedim
    Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada

    Ahmet Telli
    -

    vakitsiz bir sonbahar akşamı. biraz şarap şöyle en kırmızı olanı... o yeni yaşına girmeden birkaç saat önce...
    4 ...
  47. 250.
  48. radyo sol da bi takim seyler yapan insan. an itibariyle.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük