kendine sabahlari ne giysem gibi bir problem yaratmadigin dönemlerden birinde kesinlikle ama kesinlikle gardolap olarak kullandigim evin bir parcasidir.
acip eline aynada saatlerce denemeden bir pantolon bir tisört gecirdigin zamanlarda,
anca anca tam kapinin kenarindan pantolonunu bisiklete binerek yirtip,
akan sümüklerini tisörtünün kenarina silerek etrafta cocuklugun tadini agzinda eritmek üzere sessizce sivisirken annenin yakalayip pantolonunun icine zorla sokmasiyla hale yola gelen tisört kadar önem arzederdi bu yanlislik lügatimizda.
ne zamanki büyüdük, her sabah ne giysem nasil güzel olsam derdine düstük, o zaman basladi gardrop sorunu.
sorun morun yoktur ortada. gar de robe (fransızca bilmiyorum)'u alıp getirenler zamanında düşüneceklerdi bu gırtlak o sesi çıkarır mı, çıkarmaz mı diye. ama yaratıcı yurdum insanı bu ses benzeşmesine de bu kadar takılmasaydı keşke. garsız bir dolap da işini görürdü.