Upuzun bir kuyruk görüp bu ne kuyruğu ya restorantta bedava yemek mi dağıtıyorlar diye söylenirken kafamı kaldırdığımda büyüklüğüne ve heybetine şahit olduğum kule. Henüz çıkıp manzaraya bakma fırsatım olmadı, o kuyruk da bitmez zaten.
bir ara zindan görevide görmüş, tepesindeki külahı defalarca yanmış ve orjinal şekli külahsız olan yapıdır. terasından özellikle sabah ve akşam üzeri yatay ışıkta güzel istanbul kareleri yakalanabilecek bir yerdir.
inerken asansör kullanmayın çok orijinal merdivenleri var. yukarısı çok güzel. eyfel kulesinden parisi izler gibi bir his. rein nehri de boğaz burada.
çıkın gidin gezin keşfedin dokunun yaşayın hissedin.. *
Etrafını bir ağ gibi saran çarpık kentleşmeye rağmen istanbul'un hâlâ hem en güzide manzaralarından hem de en güzel manzara seyretme mekanlarından birisidir.
bir süreliğine ödünç alıp başka bir şehire götürmem gerekiyor bu kulemizi. ne yapsak? kadir topbaş tan mı izin almak gerek yoksa validen mi acaba? 5 6 arkadaş yüklensek taşırmıyız ki bunu? bir kaç günlüğüne lan, sonra geri getiricem söz.
6 Haziran 1973,
pırıl pırıl bir yaz günüydü,
aydınlıktı, güzeldi dünya,
bir adam düştü o gün galata kulesinden. kendini bir anda bıraktı boşluğa;
ömrünün baharında, bütün umutlarıyla birlikte paramparça oldu.
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu gencecikti Vedat, ışıl ışıldı gözleri, içi,
bütün insanlar için sevgiyle doluydu
çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
kendini bir anda bıraktı boşluğa,
söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
zaman durdu.
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu;
açarken ufkunda güller alevden,
çıktı, her günkü gibi gülerek evden,
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin
sonsuzluğa doğru.
galata kulesinde bekliyordu ecel,
bir fincan kahve, bir kadeh konyak,
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu,
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu.
küçücüktü bir zaman,
kucağıma alır ninniler söylerdim ona,
uyu oğlum, uyu oğlum, ninni.
bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat.
6 haziran 1973
galata kulesinden bir adam attı kendini;
bu nankör insanlara
bu kalleş dünyaya inat,
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona,
uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.
ne zaman başım sıkışsa koşarak yanına kaçtığım, çekim merkezim. bazı insanların en zor zamanlarında hazırda bulundurduğu kaçış noktaları, sığınıkları vardır. benim için o sığınak,; bu büyülü, mistik, kutsal(benim için) mekandır.