musa eroğlu - mihriban ve neşet ertaş - zahidem. iki tane yazdım günün türküsü. türkülere bayılıyorum. herkesin kendi içinde uğurlayamadığı bir mihribanı ve zahidesi illa ki var çünkü. ne mutlu ki içinde ki sevgiyi türkülere döken, türkülerle duygusunu yaşayan insanlara.
kayseri yöresinden (bkz: gesi bağları)
hep kisacik versiyonunu dinleriz ama aslinda cok uzundur sözleri. en sevdigim türkülerdendir. anne özlemini ve hayirsiz es sorununu insanin ruhuna isleyerek anlatir.
Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
Sen söylersin söz içinde sözün var
Çalarsın çırparsın oğlun kızın var
Bu dünyada üç beş arşın bezin var
Tüm bedesten senin olsa ne fayda
Söylersin de sen sözünden şaşmazsın
Haramını helalini seçmezsin
Tükenir kepeğin su da içmezsin
Akan çaylar senin olsa ne fayda
Kul Himmet Üstadım gelse otursa
Hakk'ın kelamını dile getirse
Dünya benim deyi zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda
musa eroğlu - mihriban. her türkü çok özel ama, bu mihriban türküsü, bizim türk milleti için, çok özel bir türkü olduğunu düşünüyorum. ee musa eroğlu da bu işin piri olduğuna göre, geriye sevgiyle, hasretle, düşüncelerle dinlemek kalıyor.