insan ne zaman takım tutmaya başlar?
tutacağı takımı neye göre belirler?
bu soruların, kesin ve net yanıtları olmamakla beraber, büyük ölçüde açıklanabilirliği vardır elbet, a takımını tutan bir baba, kendi çocuğunu da, o takıma yönlendirir ve çocuk futbolla ve takımla ilgili hiçbir bilgisi olmamasına rağmen, babasının tuttuğu o takıma bağlanır ( genelde ), peki nasıl bağlanır? neye göre bağlanır? o takımı o çocuğa sevdiren nedir? elbette babası kadar renklerdir, sarı lacivert, sarı kırmızı ya da siyah beyaz, artık hayatında bu renklerden bazıları önemli yer kazanmış demektir ve çoğunlukla da değişmez.
bu yazdıklarımdan şu anlam çıkmasın lütfen; 'futbol sadece renktir, gerisi boştur, bir anlamı yoktur'
kesinlikle demek istediğim bunlar değil, futbol oynamak büyük bir beceri, sağlıklı ve dinç bir beden ve çok iyi bir pratik zeka gerektirir, bu özelliklerin tümüne sahip bir yığın insan gerektirir, bu insanları destekleyecek başka insanlar gerektirir vs vs... örnekler çoğaltılabilir, yani futbolu basite almak değil amacım kesinlikle ama bir nevi işin özüne inmek.
herkes çok iyi bilir ki; isimler, şahıslar gelip geçicidir, en ünlü, en kaliteli futbolcular gelip geçicidir, en büyük taraftarlar da gelip geçicidir, kalıcı olan tek şey; renklerdir.
eğer taraftarlık; iyi oynayan takımı desteklemek olsaydı, bugün sadece belirli takımların taraftarı olurdu ama sadece iyi oynayanı değil, iyisiyle kötüsüyle her zaman kendi takımını desteklemektir taraftarlık ve bunun altında yatan
( bilinçaltında ) o takımın renklerine olan bağlılık ve sevgidir.
ben sarının yanına laciverti yakıştırırım, sen kırmızıyı, öteki 'siyah ulan', der, beriki; 'beyaz ulan'... bu böyle gider.
bu durumda, işin özüne inildiğinde sevgili dostlar, aklı başında hiçbir insan evladı, kendi sevdiği rengi başka birisi sevmiyor diye, saygısızlık ve insan dışı, hayvani tavırlar sergileyemez, diye düşünüyorum, futbolu kendi kardeşine çevrilmiş bir silah olarak değil de, gerçekten olması gerektiği gibi; hayatımıza renk katan bir eğlence, bir tutku olarak görelim, futbolun, amacının dışında görüldüğü zaman ne kadar zararlı ve yıkıcı olabildiğini gördük, biliyoruz, uğruna sesinizi kıstığınız, tanımadığınız insanlara sarıldığınız, sevdiğiniz ve bu sevgiyi abartıp, tanıdığınız ya da tanımadığınız insanlarla, kanlı bıçaklı kavgalara, ağza alınmayacak derecede ağır ithamlara girdiğiniz futbol, sizi insanlığınızdan uzaklaştırmasın...
neydi hani o, hepinizin hep bir ağızdan söylediği... ; 'sizlere değil, renklere aşığız' işte anahtar cümle bu, o zaman sadece renklerin dilinden konuşalım, değerli insanlar, renklerin....