18 yaşında geçirdiği kazadan sonra omurgası ve sağ bacağı feci şekilde hasar gördüğü için bir süre yatağa mahkum kalan ve yatağının karşısına konulmuş ayna ile ilk otoportresini çizen sanatçı.
32 ameliyat geçiriyor ilk zamanlarda.
Sanırım onun mücadeleci tavrı, bunu resmedişi kimi zaman yenilmiş hissedip bunu resmedişi eşinin aldatmaları ve yine resmedişi yani her şeyini resimleriyle ifade edişi onu farklı ve güzel kılıyor.
Resmi hiçbir okul eğitimi almadan kendi kendine öğrenmiştir.
Bazıları nedense tarihte bir kadının isim yapmış olmasını, bugün de adından söz ettirmesini kabullenemiyor, onlara sevgi besleyenleri de kezban olarak görüyor.
Aynı şey kadınların bir erkek sanatçıyı beğenmesinde de geçerli.
Tek kaşlıymış, sanki güzellik kraliçesi olma iddiasında bulunmuş kadın.
salihli'de kayıp bir ikiz akrabasının yaşadığına ve bu akrabasının bir gün kendisine kavuşacağına inanıldığı için "su gibi gelsin" diye adı sulara verilip su markası haline getirilen ressam.
Bir tren kazası sonucu sakat kalmış, sıkılmasın diye annesinin koyduğu aynalara bakarak otoportreler yapmıştır.1959 yılında intihar etmiş ve arkasında şu notu bırakmıştır: 'hope leaving is fine and hope not to turn back'
Bu kadının feministlerin idolü olmasına anlam veremiyorum. Bıyığı almayınca kadının özgür bi varlık olduğunu zannetmek nasıl bir kafadır.
Frida kahlo kendisini defalarca aldatan bir adamı defalarca affetmiş ve ondan asla vazgecememiş bir kadındır.
Severim kendisini ama gerçek feministlik bu değil kendinize gelin. Frida kahloya özenip bıyıklarınızı kaşlarınızı almayınca feminist olunmuyo. Önce aklınızı mal erkeklere çok fazla kaptırmamaya çalışın kızlar.
ne zaman kendimi çaresiz hissetsem hayat hikayesini okurum. kendi acısını görsel bir şölene çevirebilme, ayakta kalma gücünü nerden bulmuş diye düşünürüm.
''o'' kısacık bir hayata sığmış uzun bir öykü, özel bir kadın.
Bir otobüs kazasında ağır yaralar almış, otobüsün tutma demirlerinden biri vücudunu yarıp geçmiş.
Hayatı boyunca bu kazanın yarattığı fiziksel ve sadakatsiz eşinin yarattığı duygusal acıyla mücadele etmiş. O yüzden gördüklerim içinde diğer duygular bir yana acıyı tuvale bu kadar derin şekilde yansıtabilen en başarılı ressam.
Frida'nın kadınlar için adeta yüce bir konumda olmasının nedeni de bu olabilir. O bir çok acı ve imkansızlıkla bir kahraman gibi mücadele etti. Şu an sahip olduğu ünü bileğinin hakkıyla kazandı.
1944 tarihli "kırık sütun" adlı tablosunu görüp göz yaşı dökmediğim tek bir sefer bile olamadı.
Sanatın en güzel yanı da bu olmalı. insanın bütün saçma sapan yaşam koşullarına rağmen taşlaşmasını engelliyor.
şimdi efenim benim anladığım bu yatalak. kocasına çok aşık. kocası bunu 8-10 kişiyle aldatıyor bu da kocasını yatalak haliyle aldatıyor. sonra bu aşüfte az da edebiyat kasınca gibilmiş totonun davası misali tüm ergenlerimiz frida frida diye aşk acısı çekip engelliler haftasında 1 dk lık bıyıklı kız duruşu yapıyorlar. bir de no make up week diye bişey çıktı o da bunla alakalı ufaktan
no make up weed yapsanız en azından kafayı bulurdunuz güzel olurdu hani makyajsız esrar no make up weed modu ile kafam kadar güzel misin makyaj haftası da deneyebilirdiniz ama neyse.