insanın içinde war olan en temel güdülerden birtanesi. fakat onu nasıl algılandığı da çok önemli bence çünkü insan bazen kendi özgürlüğünü sağlarken bir başkasının kini kısıtlar.
o kadar mesafeden, çoğu zaman yazışıp*, kimi zaman telefonda sesini duyup bütün derdimi, kederimi rüzgar misali alıp götürüyor uzaklara...
ilacım oluyor, derdime derman oluyor minicik yüreğiyle, gönlüyle...
lakin özgürlük ile serbestlik farklıdır.özgürlük,"öz"ün gürleşmesi demektir.öz'ün gürleşmesi ise,öz'e yüklenen anlamın hakikat yakınlaşması ile mümkündür.öz'e yüklenen anlamın hakikate yakınlaşması ise,hakikatin ne olduğunu ve neyin bize hakikatin bilgisini verdiğini bilmekle mümkündür.burada da küçük bir sıkıntı var;"hakikat" ile "gerçek" aynı kelimeler değildir,gerçeklik,içinde yaşadığımız durum;lakin hakikat olması gerekendir.
ingilizce karşılığı özgürlük olan kelimedir. bu kelime nedense braveheart'ın finalinde mel gibson'un haykırışı ve iron maiden'dan the clansman'ı dinlerken bruce dickinson'ın sesinde daha bi anlamlı gelmiştir.
hakkimda yazdiklari ile yüzümde ho$ bir tebessüm ettirmi$ yazar. sagolsun caylaklik sirasinda beni anlamasi takip etmesi mutlu etmi$tir.
sonrasinda tani$ma firsati icin ilk adimi atmi$, bu güzel hadiseye vesile olmu$ur.
inanıyorum şans bir gün bu güzel kalpli yazarımızın yüzüne de gülecek. ben duygu insanıyım hissederim, sana da gülecek şans, güzel günler yarınlarda saklı...
(bkz: umut aşısı). henüz tam olarak tanıyamadıgım yalnız, etrafına gülücükler saçan, bardagın yarısının bos oldugunu inatla gormeyen* kimse, hayatı boyunca hep güzelliklerle karşılaşmasını dileğim her eve lazım sozluk yazarı.