Annem...Ne kadar zaman geçti aradan... Değiştik, büyüdük, yol aldık, kaybolduk... Aslında uzaktasın ama her seferinde o zirvelerdeki buluşulan mekanların önünden geçerken, evet, diyor insan, en keyifli dönemlerimdi... ve bir zamanlarda annem dediğim dünyalar tatlısı bir kırmızı vardı.
5000. entrysini bana yazmadığı için kınadığım ve laflar hazırladığım... böyle mi olacaktı hı, böyle mi olacaktı...
ahaha aşığım hüleynnn, depreşti yine.
sözlüğe tam da 5000 tane -hatta sildiklerini de sayarsak- daha fazla entry hediye etmiş insan evladı.
başı göğe erdi mi peki bütün bunları yazdığı için? bu kadar vaktin boşa harcandığını mı düşünüyor acaba? peki bu kadar vakitte kaç kitap okurdu, gereksiz bir şeyler yazana kadar? peki gereksiz olduğunu düşünüyorsa, sözlük tam bir vakit öldürgeciyse neden burda ki hala?
işte bu soruların cevabını o da bilmiyor.
ama bildiği tek şey var, sayesinde zaman zaman strese girdiği ama genel olarak stres attığı, eğlenmeye ve eğlendirmeye geldiği, bu sanal platformdan çok ama çok fazla şey öğrendiği.
bir sürü iyi dostları oldu, onu asla unutmayan, unutmayacak ve unutulmayacak dostları.
biliyor ki fişi çekip çıktığında burdaki hiç birşeyin önemi kalmayacak, ama yine biliyor ki burda edinmiş olduğu dostları hep onunla kalacak!
iyi, kötü her şey için teşekkürler ulu sözlük!!
ben bu yazıyı kendime yazdım!
gün itibari ile çeyrek asırı da geride bırakarak hayatındaki insanları mutlu etmeye devam edecek olan cimcime. bak bunu yazarken arka planda the idol çalıyor, sana gelsin.
ve emre aydın'dan geliyoorr...
ölşem, ölşem, ölşem hemen şimmmddiii...
emre aydın tarzını beğenmese de şarkılarını manadar bulan zat-ı muhteremdir kendisi.
corpsebride: sıkıldıııım
freedean: ben deee, ne yapsak ki
corpsebride: bilmiim ki
aradan saatler gecer;
freedean: sıkıldııım
corpsebride: ben dee, ne yapsak ki
freedean: bilmiim ki
klasik her gece 11den sonra tekrarlanan diyaloga sahibiz biz bu yazarla evet, hani hic mi bi kelime degişmez, hic mi yapacak bişi bulamayız bilinmez.
eskilerin bi sözü var, "sıkı can kolay cıkmaz" olanı degil, su "koca istiyosun" sen olanı, yok efendim öyle birşey, iftira hepsi, valla bak*
o degil de sıkıldım lan.*
ellerimizde dergilerimiz, su soguk havada vapur sefası yapma sebebidir, entel olucaz ya o hesap* sonra oraya neden geldigimizi unutup, ayaklarımızı dolayıp fotograf cekme sebebidir, zevktir, eglencedir onunla her sey.
tasavvuf ehli olan yazar. baksanıza mevlana dan , yunus emre den tefsirler sunuyor. bunu yaparken aklı bazı şeyleri anlayamıyor. tasavvuf ehlinin sözlerindeki mana görünüşteki manadan ziyade derin mana içeren kalbi manalar ihtiva eder. görünüşte anlaşılan olması mümkün değildir. derin manalarını anlamak için de tasavvuf ilmiyle meşgul zevat dipnot düşer. oradan okursun anlarsın. mevlana dese ki şarap kadar güzel. buradaki şarap bildiğimiz şarap olamaz, tat veren manasındadır. bunun gibi örnekler doludur.
ayrıca mevlana ve yunus emre gibi gönül dostları kuran ın reddettiği reenkarnasyon saçmalığını asla kabul etmezler.