yıllar yılı kimi zaman saza söze gelerek kimi zamansa dillendirilmeden süregelen çekişme. Her ikisinin de uluslararası dil olması, her ikisinin de kültür, teknoloji, diplomasi dili olması ve de birinin bugünün bir diğerinin geçtiğimiz dönemin en popüler dili olması bu karşılaştırmayı zaruri kılar. her ne kadar ingilizce nicelik bakımından oldukça önde olsa da bir diğeri de (bkz: fransızca) nitelik bakımında diğerinin epeyce önündedir. ayrıca her ikisi de eğitim dünyasında ve günlük yaşamda iki farklı tarzın temsilcisidir; (bkz: anglo-american) (bkz: frankofoni)
ikinci dünya savaşında amerikanın avrupaya askeri destek yapması ve ingilterenin diğer avrupa ülkelerinin önüne geçmesiyle başlamış olan çekişmenin baş kahramanları. neredeyse tüm kelimelerinin aynı yazıldığı, fakat farklı okunduğu diller.
(bkz: prouve- prouver)
(bkz: television- télévision)
(bkz: different- different)
fransızca latin dilleri grubundandır, ingilizce germen dilleri kolundan. ingilizcede sıfatlar isimden önce gelirken(türkçedeki gibi), fransızcada (belli sıfatlar dışında), sıfatlar isimden sonra gelir ve uyum yapar.
le passé antérieur gibi Geçmiş zamanda gerçekleşmiş bir olaydan daha önce meydana gelmiş bir başka olayı anlatmada kullanılan bir zamanın olduğu fransızcanın dil yapısı olarak daha üstün olduğunun fakat kullanım olarak ingilizcenin kolaylığından alıp yürümesi gerçeğini ortaya cıkaran karsılastırmadır.
not:en son 18 ve 19. yüzyıl fransız edebiyatında görülmüştür le passé antérieur.*
Fransızca daha iyidir.
ingilizce'yi artık herkes biliyor ve herkesin bildiği şey gizemli değildir.
ingilizce kolaydır ve kolay olan şeylerin çok da bir değeri yoktur.
Zaten çok kasıntı bir dil; konuşurken yanınızdakileri küçümsüyormuşsunuz gibi bi' hava veriyor. *
Fransızca nasıl, bilmiyorum; maldanadam sayesinde iki üç kelime biliyorsam odur.
Ama işte yani böyle. * *
:)