ev sahipliği yaptığı grev, almanya'da hemen herkesin eleştirisine maruz kalmıştır. özellikle grev sevdası almanya'daki makinistlere de bulaşınca ve ulaşımda aksaklıklar olunca "bu fransa'nın da kıçına rahat mı batıyor nedir" diye sorar olmuştur baştakiler birbirlerine..
65 milyar askeri harcaması bulunan,
420.000 silah altında profesyonel askeri bulunan avrupa ülkesi.
dünyanın beş nükleer gücünden biri; 300 aşkın sayıda nükleer başlığı bulunmaktadır.
nigbolu savasi'nda, akka'da , canakkale'de, antep'te turk irki'ndan tokat ustune tokat yiyen, dili latin, vatani kelt, milleti melez, ezik ve yaygaraci ulke.
%51'i kendisini katolik hıristiyan,
%31'i bilinmezci (agnostik) ya da tanrı tanımazcı (ateist),
%10'u dinlerle herhangi bir şekilde ilgisi bulunmadığını,
%4'ü müslüman olduğunu (müslüman ülkelerden göç edenlerin ya da ailesinde müslüman olanların oranı ise; %6.3),
%4'ü protestan hıristiyan olduğunu,
%1'i musevi (yahudilerin nüfusa oranı ise; %1.8)
ab'ye yeni katılımların fransa'da referanduma götürülmesini öngören anayasanın 88-5 maddesinin iptal edebileceğini açıklamıştır. yıllardır türkiye'nin ab üyeliğine en katı tutumu gösteren sarkozy'nin ankara'nın gönlünü kazanma çabalarının pek çok sebebi vardır, ama en önemlisi fransa, 1966'da general de gaulle'nin kararı ile nato'nın askeri kanadına dönme çabasındadır. bunun içinde üyelerinin oy birliğine ihtiyacı vardır. yani türkiye veto ederse giremez anlamına gelmektedir bu. 1974'te askeri kanattan ayrılan yunanistan 1977'dedönmeye kalkışınca türkiye'nin vetosunu yemiş, ancak üç yıl sonra türkiye vetoyu kaldırmıştır.
eskiden feci halde özenilen ülke. ben sadece osmanlı'da var sanırdım, ne bileyim araba sevdası, felatun bey ile rakım efendi filan çok açık gösteriyordu özentilik derecesini. şimdi görüyorum ki ruslar'da da almış başını gitmiş zamanında... neyse ki artık kimse evde fransızca konuşmak ve arkadaşına mektup yazmak için kendini paralamıyor.
avrupa birliğinin söz sâhibi ülkelerinden. 63 milyonluk nüfusu vardır. ülkenin siyâsileri, söz sâhibi olan ermenilerin etkisinde kalmakta ve sık sık türkiye'nin hoşuna gitmeyecek kararlar almaktadır.
son yıllarda iki milyondan fazla dışarıya( ki özellikle amerika ve ingiltere'ye)göç veren ve bu göçün sebebi olarakta yükselen milliyetçiliğin gösterildiği ülke..
gezilip gorulecek yerleri bir liste yapmak istendiginde asiri uzun bir liste olan, mesela en guzel sehri paris'te ilk bir saat agzinizin acik etrafta salak gibi gececeginiz, fakat birinci saatin bitiminde asiri sikilacaginiz bir yer. cunku heryer ayni gelir, cunku heryer cok guzeldir.
Fransa'nin her yerinde asiri bir duzen ve kurallar vardir. sehirleri binalari yollari hep uygun kriterlerde kendini gosterir. bu da onu guzel yapar ama bu guzellik insani sikan bir guzelliktir. cunku o guzellige pek de dokunulamaz ve de yasanilamaz. mesela avusturalya, tayland hatta turkiye'de gezip gorduklerinizi gercekten eglenerek yasama imkaniniz ve heyecaniniz vardir. fakat fransa'da sadece eiffel kulesine cikip o irtifadan parisi izlemek harici bir heyecean yoktur.
gece hayati da aslinda anglo sakson ulkelerine gore farkli bir hizdadir. fakat fransiz degilseniz fransiz kalirsiniz. oglen aralari uzundur, sabahlari ise ve okula herkes gec kalir. herkes rahattir ama duzenlidir. fransiz degilsen goruslerin pek de onemli degildir. pazartesi bankalar nobetci banka harici kapalidir, ama cumartesi aciktir. hafta sonlari paris harici sehirlerinde sokaklarinda in cin top atar. hatta hafta sonu yiyecek bile bulamayip ac kalma ihtimaliniz vardir. yani acik bir turk kebapcisi her zaman bulunur gerci.
sarabi doyumsuz ve ucuzdur. peynir kulturu de buyuk bir kulturdur. normal bir insanin midesinin kaldiramayacagi kadar pis kokan veya sekerli, mesela incirli turden peynirleri vardir. baugette denen ekmegi cok unludur. sabahlari 30 cm ila bir metre uzunlugunda degisen, bilek kalinliginda uzun ekmekler tasiyan bircok insani sabahlari gormek komiginize gidebilir.
bence fransiz olmayan bir yabancinin fransa'da yasamasi, diger butun ulkelerde yasamasindan daha zor olur. hani yurtdisi dusunenlere bir fikir olsun diye soyluyorum. asla fransa'yi secmeyin. anglo saksonlar cok daha rahat ve yasanilabilir. zaten turklere de asla degismiycek antipatileri var. gerci kendileri haric kimseyi sevmezler onlar ama..
kendi yaptıkları soylırımı görmedikleri gibi kulis oyunlarıyla bizim hükümetin onların cezayirde yaptıkları soykırımı tanıyan yasayı geçirmesine de engel olan, Türkiye yada ermenistanla en ufak bir coğrafi yakınlık, alaka, sınır komşuluğu olmamasına karşın, iğrenç bir sırıtkanlıkla ermeni sözde soykırımı yasasını sırf ermeniler istedi diye türkiye ile olan ilişkilerini bir çırpıda yok etme uğruna çıkarabilmiş aşağılık devlet. farklı fikirlere o kadar kapalılar ki ermenilerin soykırıma uğramadıklarını söyleyenlere hapis cezası veriyorlar. züppe, kendini beğenmiş, fransızca konuşmayanlarla diyaloğa girmeyen, azınlıklara eşit muamele göstermeyen, cezayirde soykırım yapmış ülke. dünyanın en iyi şaraplarını yemeklerini ve parfümlerini ürettiklerini iddaa eden sosyal devlet etiketli faşist ülke.*