siz de bu kadar mı körsünüz? takımdaki oyuncular dünyanın farklı yerlerinden gelmiş, birbirini daha önce hiç görmemiş karma takım gibi. serveti, ayhanı, ardayı, mustafayı, gökhanı, serdarı, daha aklıma gelmeyen birkaç oyuncuyu göndermeden, istediğin teknik direktörü gönder, istediğin teknik direktörü getir, hiç birşey olmaz. frank rijkaardı servet ve grubu göndermiştir. gördük serveti bugün.
maç stresini atmak için nirvana dinleyen bir hocaya sahiptik. düz bir adam değildi. takım dümdüz bi takımdı ama. galatasaray onu hakediyordu, o galatasaray'ı hakediyordu. ama ne galatasaray galatasaray gibiydi ne de rijkaard rijkaard gibi olabildi. birbirine çok yakışacak ama romantik bir ortam yerine yanlış zamanda ve atıyorum dolmuşta rastgelmiş iki insan gibiydi rijkaard ve galatasaray. üzüldüm şahsen
sadece ismi ile galatasaray'ı aynı cümle içinde yan yana kullanmak bile bir hayalken, kendisini sarı kırmızı eşofmanlar altında takımı yönetirken görmek rüya gibiydi.
türk telekom arena'nın açılışına gelecek olan td'ymiş* kendisini hep sevdim. hala da seviyorum. umarım gelecekte büyük başarılar yakalar başka takımların başında. ve yine umarım türk telekom arena'da kendisi için çok coşkulu tezahuratlar yapılır. ve bu tezahuratlar yapılırken saha'da servet çetin gibi adamlar olmaz umarım.
türkiye'den giderken de galatasaray taraftarının uğurlayacağını okumuştum geçenlerde. vay be ne büyük taraftar demiştim helal olsun demiştim. takımı istenilen düzeye getiremese de dünyaca ünlü bir hocaydı. bizim küstah şuster gibi elini s.kine sokup gazetecilere hakaret etmemişti bildiğim kadarıyla efendi adamdı. keşke bir yönetici ya da 3-5 taraftar uğurlamaya gitseydi.
hiç şüphesiz bünyesinde bir otorite eksikliği bulunan teknik direktör. barcelona'dan da hemen hemen aynı sebepler yüzünden ayrılmıştı. 'soyunma odasında otoritesini konuşturamıyor.' denmişti barcelona yöneticileri tarafından. şimdi galatasaraydan da futbolcuların sabotesi densin, motive edemiyor densin, benzer bebeplerden ötürü gitti.
üst düzey bir teknik direktör değil.
barcelona'yı çalıştırmak asla ve asla bir kariyer ölçüsü değildir.
barcelona'yı babam da çalıştırır. bakın "barcelona'yı babam da şampiyon yapar" demiyorum.
guardiola dediğimiz adam, barcelona'dan ayrılsa kendine gidecek yer bulamaz mesela.
rijkaard da öyleydi işte. barcelona çocuğuydu.
real madrid'i çalıştırmış olsa, eyvallah derim. chelsea, manu, juve vs. yine aynı şekilde.
ama barcelona dediğiniz takım zaten kendi içinden çıkanları menajer yapıyor öyle.
ve barcelona'ya başarı kazandırması için öyle çok üstün yetenekleri olması gerekmiyor adamın.
yani demem odur ki;
zaten bir kariyeri olmayan, neye dayandırarak "übersonik menajer" denildiğini anlayamadğım kıvırcık.
guardiola'ya bakın biraz. barcelona teknik direktörü.
kariyerinde başka başarı var mı? yok.
barcelona'nın başarısında da kendi payı olduğu pek söylenemez.
şimdi barcelona'da çalışıyor ya, size göre o da dünyanın en iyi teknik direktörü di mi?
futbolculardan bazıları âlenen oynamamışlardır. bunu yapabilmelerinin tek nedeni de yönetimin yani adnan x 2'nin dengesizlikleri ve iş bilmezlikleridir.
rijkaard'a güven verip, işine karışmasalardı rijkaard o topçuları aynı dakika kapının önüne koyar; yerlerine de genç takımdan çocukları yerleştirirdi. gençlere şans vermesiyle tanınan bir teknik adamınilk birkaç ayından sonra gençlerin tümünü görmezden gelmeye başlamasının başka açıklaması olamaz.
olmadı, direnemedi, bu ülkedeki futbol-futbolcu-yönetici makasına o da kurban gitti, en büyük hatasıydı belkide galatasaray'a gelmesi, yaşandı ve bitti. parasını istiyormuş, yok falan da feşmekan. adamı getirirken kontratı imzalarken iyi de, adamı gönderirken "olmadı mr rijkaard, sen yoluna biz yolumuza" derken iyi de adamın en doğal hakkını, parasını istemesi kötü. bizim futbol cahili bebeler istiyorlar ki başarılı olan hamuduyla götürsün başarısız olan da bağışta bulunsun kulübe. iyi iş valla.
rijkaar galatasaray'a fazla geldi. bir yazar diyor ki "türkiye büyük bir futbol adamını kaybetti bugün*"
altına imzamı atıyorum ama biraz düzelterek.
türkiye çok önemli bir futbol adamını göz göre göre harcadı
gözünüz aydın, gözümüz aydın.
şunu da belirteyim. rijkaard'ı yonga gibi savurup atan kuvvet hagi'yi haydi haydi atar.
bursa ve galatasaray tecrübeleri ortada.
yazık olmuştur kendisine. sorun sende değil bizdeydi yiğidim. bu ülkede takımı yöneticiler idare eder, teknik adamlar değil. burası türkiye! barcelona'dan sonra sarmadı seni buralar biliyorum. çünkü benim gibi bir tercümanın yoktu. ben olaydım süper yönetirdin ortalığı.
neyse, güle güle...
gitmesi gerekirdi yada gitmemesi gerekirdi orası tartışılır ama şu açık ki ondan önce gitmesi gerekenler vardı. bu başkan olur yönetici olur veya en önemlisi futbolcu olur.
galatasaray'ın belkide önümüzdeki 10 senesini kurtarabilcek olan adamdı. ancak futbolcuların hangi sebepten olduğunu bilmediğim bir şekilde takımdan gönderilmesi için elinden geleni yaptığı düzgün insan...
yolu açık olsun adamı.
geçen sezonun başında futbol duayeni hıncal efendinin söyledikleri hala aklımda: galatasaray sezona fenerbahçe'nin 1-0 önünde başladı rijkaard'ı getirerek. gerçekten müthişmişsin be hınco!
(#6372816)
döneminde bir sürü yıldız futbolcu transferi yapılan ve bunlara rağmen başarısız olan teknik direktör. gs yönetimi iyi bile dayandı. geçen sene güç bela elde edilen bir 3.lük. bu sene 8 maçta 12 puan. avrupa ligi desen nanay. hala da bu adamı savunan saftirik cinconlular var.