adını sıkça duyup henüz beş gün önce izleme fırsatı bulduğum, daha önce izlemediğim için çok çok pişman olduğum muazzam bir film. forrest gump'ın, jenny'nin mezarı başında özlemini dile getirdiği anda ki hüznü, adamı başka diyarlara alır götürür.
konusu güzel bir filmdir. izlemenızı tavsıye ederım arkadaşlar. malesef spoiler veremicem. sadece hayata tutunmanın ne kadar güzel ve önemli oldugunu anlatan bır fılm dıyelim.
izlediğim en güzel film. bittiğinde keşke bi 2 saat daha devam etse dedim. filmdeki karakterler ve başlarından geçenler tümüyle bir başyapıt. izleyin izlemeyenlere izlettirin...
"run forest run" repliğiyle akılda kalan pek nadide bir film.
Lise hayatım bu filmle geçti diyebilirim. Okulu astığım zaman evden çıkmazdım. kendime bir tencere puding yapar açar Forrest Gump izlerdim. işte bu da benim serseri serbest stilim.
janny'nin sonlara doğru saçlarını kestirmesiyle hoşlandığım kıza benzemesi benim kendimi forrest gibi hissetmemi sağladı, mezarlık sahnesi ise beni tamamen yıktı, gerçekten de hayat bir çikolata kutusu gibi ...
tarihsel olayları kurgusal bir şahsın yaşamı ile bu kadar güzel ve bu kadar akıcı anlatabilmek ve bunun yanında izleyiciye bir sonraki sahneyi hep merak içinde beklemesini sağlamak, gerçekten mükemmel!!!
içimden bir ses forrest gump'ın gerçek biri olduğunu ve o kişinin ben bile olabilceğimi söylüyor. kim bilir belki de benimdir.
Sagopa Kajmer'in Bir Pesimistin gözyaşları isimli Şarkısının finalin de Forrest'ın Annesiyle yaptığı veda konuşması dinlenmektedir.üstat Sagopa kajmer Bu şarkısını Eskiden Yakın arkadaşı olan Ceza'nın Annesinin vefatı üzerine yazmıştır.
(bkz: Bir Pesimistin gözyaşları)
Film psikoloji bozuyor. Kadın sürekli terk edip gidiyor, gününü gün ediyor. Sonra bir çocuğumuz var diye çıkıp gelmemesi cabası. Forest gidiyor ve çocuğu olduğunu öğreniyor. Gitmese öğrenmeyecek. Keyifli fakat sinir bozucu bir film.