beni 98 günlük çaylaklık dönemimde yalnız bırakmayan kadim dostum. gerek don getirdi, gerek atlet, gerekse cinsel ihtiyaçlarımızı giderdik.
öyle ya da böyle bu günleri de atlattık.
demiştim sana! demiştim, bir gün özgürlük kucaklarımıza dolacak diye.
ağlama hadi, siz gözyaşlarını. buradayım ben!
sözlük formatı için başını çok ağrıtacağım yazar kişisidir. yaş falan hepsi değişik karışık işler sen her yaşa uygun sohbetinle fevkaladenin fevkinde muhabbet sahibisin demek istediğim de yazardır. kendisini ulu'da tanısamda yine vesile olan yıldız sözlük olmuştur. *
farkettim de, bu şarkının en yakıştığı vakit, şu satırları yazdığım sabahın körü.. bir yandan güneş doğuyor, fonda ilk geçen trenin sesi.. marion çağırıyor beni,
"forever young, i want to be forever young
do you really want to live forever
forever an ever"
evet, istiyorum sonsuza kadar yaşamak, sonsuza kadar genç kalmak.
her yeni doğan gün gibi, yaşlanmayan güneş gibi her gün aynı tazelikte doğmak istiyorum ben de!
güneş, ya sen de yaşlıysan.. kime özeneceğim ben? marion bile şu satırları bağıra bağıra nihayetinde 40 yaşında şişko bir dinazora dönüşmüşken.. "the diamonds in the sun.."
"are you going to drop the bomb or not?"
sonsuza kadar yaşamak istiyorum ama şüphe istemiyorum. var mıdır böyle bir hayat?
"forever young, i want to be forever young"
nasıl bu kadar sakin söylenir bu şarkı? benim içimden çığlık atarak söylemek gelirken, marion nasıl bu kadar sakin?
"So many adventures couldn't happen today
So many songs we forgot to play"
biliyordun uzun sürmeyeceğini !! neden söylemedin?
"don't want to perish like a fading horse"
ben de yaşlanmak istemiyorum! genç kalmak istiyorum! yaşayamadığım, ardımda kalan her saniye benim için yas demek! sonsuzluğa inanıyordum, ama geçmiş gelecekten daha sonsuz sanki.. düşünüyorum ve bitiremiyorum geçmişi. yaşamadığım, boşa harcadığım, benden hesabı sorulacak her saniye için şu an bu kadar üzülüyorsam, ilerde beni öldürecek bu kahır demek ki..
"Youth is like diamonds in the sun , and diamonds are forever!!"
"and the music's for the sad men.." "..played by the mad men.."
bir grup depresif kaçığız demek ki. yaşlandıkça kahrolacak, kahroldukça geçmişin sonsuzluğunda kendimize acıyacağız.
en kötü tarafı ne biliyor musun marion? geleceği değerlendirme çabasında şu saniyeyi kaçırıyoruz, kaçırdık bile.
ilk aklıma gelen, 15 aralık 2004te konserine gelemediğim.. hala gözüm hırsla doluyor. belki 25. yıla yine gelirsiniz, ben belki bu sefer seni seven bir arkadaş bulabilirim gece yarısı taksimde "foreveeeeerr youung" diye çığırabileceğim.. olmasa da neye yarar, göreceğim adam benim 20 yıl sonraki halim.. 20 yıl öncesine hasret çekerek, yerimde olmayı dileyerek bakacaksın belki bana görmediğin kalabalıkta. oysa hiç fark yok, kaçırıp durduk tüm zamanları.. elde kocaman bir sıfır. üzüntümün sebebini bile bilmiyorum, ama yine de bağırıyorum dünyaya :
"why don't we stay young?".. !!!
neden 20 sene önce doğmadım ki..
her neyse. kısaca; dünyanın en güzel şarkısı. her anlamıyla, ben .
Hatirla sevgili yorumlarıyla beni benden alan, öteki entrylerindeki ince uslubu ile kah gulduren kah dusunduren ama sozlukte varlıgı ile beraber aslında cok sevindiren uuser
garip ruh hallerimde sürekli karşıma çıkıp beni hem hüzünlendirip hem sakinleştirme özelliğine sahip hoş şarkı.
Bunun hatırına türkçesi çevrilmeye değer bir şarkı.
Let's dance in style , let's dance for a while ,
Hadi dansedelim, bir süre dans edelim.
Heaven can wait we are only watchin' the skies
Cennet bekleyebilir, biz gökyüzünü seyredelim.
Hoping for best but expecting the worst
En iyiyi umarak ama en kötüyü bekleyerek
Are you going to drop the bomb or not?
Bombayı bırakcak mısın bırakmayacak mısın?
Let us die young or let us live forever
Ya bırak genç ölelim ya da sonsuza dek yaşayalım.
We don't have the power but we never say never
Gücümüz yok ama asla asla demeyiz.
Sitting in a sandpit , life is short trip
Kum havuzunda oturuyoruz, hayat kısa bir yolculuk
The music's for the sad men
Müzik üzgün adam için
Can you imagine when this race is won
Bu yarışı kazanılacağını düşünebiliyor musun
Turn our golden faces into the sun
Altın yüzlerimizi güneşe doğru döndüğümüzü
Praising our leader's we're getting in tune
elde ettiğimiz havaya liderlerimizin övgülerini
The music's played by the madmen
Çılgın adam tarafından çalınan müziği
Forever young , I want to be forever young
Daima genç, daima genç olmak istiyorum.
Do you really want to live forever, forever and ever
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister miydin?
I don't want to perish like a fading horse
Solgun yaşlı at gibi yok olmak istemiyorum.
Youth is like diamonds in the sun
Gençlük güneşte ki elmaslar gibi
And diamonds are forever
Ve elmaslar sonsuzdurlar.
So many adventures couldn't happen today
Bugün o kadar çok macera olmayabilir
So many songs we forgot to play
Çalmayı unuttuğumuz çok fazla şarkı
So many dreams are swinging out of the blue
Maviden daha canlı gerçek olmasına
We let them come true.
izin verdiğimiz bir çok rüya.
o birr, sonsuzluk şerbetini içmiş kişi, forever young..
o birr, her dem onlineee, nöbetci yazar, open 24 hour..
o birr, yeşil saganagı..
o birr, sözlügün, en güvenilir kişilerinden..
o birr, anlatılmazz...
hangi aralıkta dogdugu anlaşılan, sevimli, dogdugu aralıktan daha geç bi aralık günü tanısılan, onun için aglama aglama iyi ki dogmusun, denilen, ordu geçtikten sonra, borazanın ne yapılması gerektigini bilmemek gibi, dogum günü geçtikten sonra ki günün, dogum gününün kutlanmamış olması gerçegini degiştirmicek bir sorunsala dahil olup, ne cevap alacagı meçhul sorular sorarak, riske girmemek lazım abi, diye düşünülen,
sözlüge deger katan, sözlük kişisi..
not: cümleye girince, nokta koymak gelmiyor kardeşim içimden.
çenem düştü hadi bi not daha: yaşı, her ne olursa olsun, forever young, zorunuza gitmesin abiler..