imaların göndermelerin yapılıp kaçamak gülüşlerin atıldığı, sözcüklerin ağızdan iki-üç anlama gelecek şekilde çıktıktan sonra karşıdakinin mimiklerine göre ayarlandığı, yerini bulduğu, sözcüğü duyanın hoşuna gitme-bozulma ya da bu kadar iyi ama fazla ileri gitme gibi mesajlarına göre şekillendiği o tanımlanamaz ilişkilerin tanımlanmaz sürecinde çok fazla oyalanıp kimilerine göre asıl mevzuyu kaçırmak.
ikisi de birbirinden hoşlanıldığını sanır, ama ispatlayamaz, ikisi de kaçamak güreşir, ama cesur olduklarını belli eder, ikisi de ne tam flört ne de sıradan bi arkadaşlık olmayan tuhaf bi ilişki
yaşadıklarını fark eder, bundan deli gibi keyif alır, ama bi şeyler yapmak gerekliliğinin
huzursuzluğunu içten içe çeker.
hiç sevgilim olmasın benim. hayatım boyunca. hissetmem yokluğunu. başkalarına boşalabilirim.
ama her daim böyle oynaşabilecek, kaprislerin-surat asmaların-utangaç ricaların ya da sevimli
tehditlerin bizi, ikimizi, bana tam olarak ait olmasa da aidiyetliğinin en delici-görünmeyen ve
kimselerle paylaşılmayan kısmını hiç umulmayan zamanlarda küçük sahnelerle bana hediye eden
fırlama kadınlara ihtiyacım var. bi sonraki levele geçmek için eli gitmiyor insanın böyle kadınlarla
karşılaşınca. öylece bakıyor ekrana.
bi yerlerde yarım kalmış, ucu açık, tanımsız çok ilişkim var benim, beni ancak gördüğünde
hatırlayacak, benim de gördüğümde hatırlayabileceğim kadınlar. belki kaldığımız yerden hiç bi şey olmamış gibi devam edeceğiz, ki imkansız bu, muhtemelen geçmişte yaşananların tamamen taşağına, rahat-kompleksiz kadın rahat-kompleksiz erkeğin gayet medeni şakalaşmaları ayağına
yapıldığına inanarak birbirimizin yüzüne o havada bakıp, aynen böyle olduğunu kendimize
kanıtlayacak cümleler kuracağız.
ama o an bile şu gerçeği çok iyi bileceğiz: yeteri kadar isteseydik birbirimizden biri mutlaka bi
sonraki aşamaya geçirirdi bizi. sevgili olamama pişmanlığından çok uzağız yani. sadece bunun
nedenini hafiften merak ediyoruz.