Efendim çözdüm ben sonunu bak anlatayım
--spoiler--
1- Şimdi bizim dimitri geberdiğini görüyor. Yok efendim olamaz öyle bişey. Bence uçakla miami'ye giderken uçak 815 sefer sayılı gibi bir uçaktır ve adaya düşer. ** Dimitriler ölmez ölemez. anca bir yerde baygın kalıyordur. Bence bu ekürisi baş kahraman Markla beraber ofistedir. Bu baygın tabi göremedi hiçbişey zavallım başladı bir tarafları tutuşmaya, halbusem Markın gördüğü yüzündeki maskeli adamlar dimitriyi bayıltmıştır.
2- Lostan tanıdığımız desmondın sevgilisi penny ise otistik çocuğun babasını gördü rüyasında. O öyle seslendi ama aşağıda mark var sanıp seslendi bence. zamanı gelince sonrasındaki hareket bağırını, yakasını kapatmak olacaktır. Mark bu adam işin içinde diye onu alır çünkü çözsek çözsek anca bununla çözeriz diyebilir. Zaten 10. bölümde kaçırıldı bu herif. dimitri ve mark bunu alır güveneceği tek yer olan eve götürüp tanık koruma programı gibi olayda bırakır. * Gün gelir devran döner Bunların 3ü konuşurken markın beyninde ışıklar yanar dimitriyle beraber ofise gider. Sonrasını anlattım işte.*
3- Hadi bunların hiçbiri olmadı yemedik diyelim. O zaman kesin kesin bu otistik çocuğun babası demişti paralel evren vs. Elemanlar şarterleri indirince millet paralel evrendeki hayatını görüyor olacaktır. Yani şu demek oluyor; geçmişte girdiğimiz bir yol bizi bugün bu dünyada bu konuma getirdi. Eğer o yola girmeseydik, paralel evrende olayların nasıl gelişeceğini görüyor olacaktık. Mesela Dimitri yaptığı bir şeyden ölecekti, Mark alkolik olacaktı. Markla Karısı hiç tanışmamış olacak ve fizikçiyle takılıyor olacaktı. Bunun gibi. *
--spoiler--
En kötü ihtimal yamulurum ki kesin yamulurum bi yerde. Yapımcıların farklı bir beyni var. Uzaylı sanırım onlar.
--spoiler--
1*10 'da görülmüştür ki herhangi bir fbi ajanı(Mark Benford ) çin halk cumhuriyetine resmi bir görevde olmadığını halde ruhsatlı silahını çok rahat bir şekilde sokabilmektedir.
--spoiler--
izlediğim amerikan dizileri içerisinde en kötü dizi ünvanını almıştır. rambo serisini izlerken bile daha az içim bayılıyordu. heroes'un vasatlığıyla falan karşılaştıranlar olmuş ama şunu söyleyebilirim: heroes'un ilk sezonu bu diziyi yerlebir eder. ne zamandır bu kadar bayık, bu kadar ne yapmaya çalıştığını bilmeyen bir dizi görmemiştim. oyunculuktan tutun, ne amaçla hazırlandığı bile belli olmayan bir temayla devam edin. hepsi birbirinden kötü.
lost'la değil, asmalı konak'la bile bağdaştırmam.
artık şu bilim kurgu temalı dizilerde, sikik aile yaşamlarını vermesinler. diziler 20 dakika sürsün ama aptal amerikan ailelerinin iç çalkantılarıyla uğraşmayalım. vallahi bıkkınlık geldi. hayır, konuyla zerre alakası olmayan konular işleniyor.
ayrıca benim izlediğim en güzel dizilerden biridir. umarım lost kadar popüler olup da ayağa düşmez. zira bi bok anlamayan dizi izleyicilerin ağzından yorum duymak diziden soğutur insanı.
11. bölümü ile final yapması çok iyi olmuş dizi. (bkz: #6739252)'nolu entrymde spoiler vermeksizin neden dünyanın en boktan dizileri kategorisine girdiğini söylemiştim.
google'a "kuantum" yazdığınızda çıkan bir kaç hikaye ve teori ile dizide dialog oluşturmaya çalışarak "fenomen" yaratmaya çalışmak salaklıktır. hele ki 10 bölüm boyunca bu "kuantumsal?!" dialoglara yalnızca bir kez yer verilmişse daha büyük bir salaklıktır.
aptal amerikan hayatı sikimizde bile değil. bir bilim kurgu dizisi yapıyorsanız, daha doğrusu herhangi bir teoriyi alıp farklı bir boyuttan inceleyerek bir sonuca varmaya çalışıyorsanız bunu kötü oyunculukların kötü hikayeleriyle dolduramazsınız. 2012 filmiyle arasındaki tek farkı "birisi kıyameti, diğeri ise kuantumu konu alıyor" şeklinde de açıklayabiliriz.
kendini öldüren zenci, aslında ölmedi. bilmem kaçıncı bölümde bahsettikleri "süperpozisyon" durumu nedeniyle aslında hem ölü hem canlıdır ve 29 nisanda yeniden kadere etki ederek, her şeyi olması gerektiği yerine koyacaktır.
yani bir şey değişmeyecektir.
hatta tüm dizide yalnızca bu mesajı vermeye çalışmışlardı. insan iradesinin hiçbir önemi yoktur.
martta yayınlanacak bölümle final yapacakları değil açıklanandan bir bölüm az yayınlancagı açıklanmış dizidir.
yapımcılar martta başlayıp aralıksız arka arkaya 15 bölüm olacağını açıklamıştır.
kanal yönetimi ise üç gün önce marttan itibaren 14 bölüm arka arkaya olacağını açıkladı.
sezon 25 bölüm olacakken 24e indi sadece.
bana kalırsa insanlarin bilincinin flashforward olarak algıladıgı sey zamanı geldiğinde yaşayamayacakları bir zaman dilimi. kendi olması gereken yerden bir şekilde koparılan bilinc kendisine bir yer arıyor ve buldugu boşluğu dolduruyor. bu boşluga da ilkiyle aynı ozellikleri gosteren bir olay neden olabilir ancak. ikinci bir flashforward anında oluşan bilinç kaybı yani. ikinci flashforward anında normalde yaşamaları gerekirken bayıldıkları için yaşayamayacakları anlarda olması gerekenler. belki de o sırada o boşluğu da üçüncü bir flashforward oluşturacak.
biraz saçma , karısık oldu ama kısaca söylemek gerekirse flasforward olarak gördükleri aslında ikinci flashforward anı olacak bana kalırsa.
lost un yapımcılarından olduğunu duyar duymaz ilk bölümünü izlediğim ve lost seven herkesin bağımlısı olacağına ilk bölümden inandığım abc'nin bu sezonunu süsleyen yeni dizi.
ilk 2 bölümünü izlediğim ve gayet sürükleyici olan, güzel detay örgüsüne sahip, gizem dolu dizi. konu ileride kabak tadı vermezse ileriki sezonlarda da görebileceğimiz türden bir dizi.
fakat yaşanan 2dk 17saniyelik geleceği görme hadisesinin hemen ardından bunu çok da absürt bir şey değilmiş gibi karşılamaları ve hayatların aynı sıradanlıkta devam ediyor oluşu, iç gıcıklayı bi durum.
ilk bölümü seyrederken oha herifler sıyırmış dedik ama 5nci bölümden başlamak üzere kafa açan bir dizi olmuştur. Üzüldük tabii. Uyarladıkları kitabın çok şahane olduğunu düşünüyorum.
şu demetri'nin öleceğini söyleyen kadının camında asılı olan kağıtlarda bir adet türkiye haritası var. bu da türkiye ile ilgili olayların yaşanacağını göstermekte.
--spoiler--
10.bölüme kadar izlemiş olarak kafamda yeni bi şey çıktı.bence:
-demetri aralarındaki köstebek,
-öngörüsünde hiç birşey görmedi demesi tamamen bi yalan
-sevgilisinin gördüğü düğün törenini o da gördü,
-mark'ın içtiğinide o mesaj attı.
--spoiler--
özellikle lost'ta meşhur olmuştur bu sözcük. hani flashback vardıya sonra "ule bide flashforward çakalım, bakalım tepkiler ne olacak!" diye düşünmüşler, bayağı da olulu tepki almışlardır. "lan oğlum gördün mü lost'ta ne yapmışlar!!! hani geriye gidiyorduya şimdi de ileri gidiyor, geleceği gösteriyor, adına da flashforward diyorlar..." gibi cümleleri az duymadım vaktinde.
ha şimdi bide dizisi çıktı, izlemedim ama tepkiler yüzünden başlamalı. bakacağız geleceğe...
gelecek değiştirilebilir mi sorusuna cevap arayan bir dizi daha. Cevabını da aslında iki yoldan vermiştir bile.
Birincisi bir bilboardda gözüken oceanic airlines reklamının şimdiye kadar kaza yapmamış havayolu şirketi olarak vermesiydi ki bu lost'da juliet'in patlattığı bomba sayesinde uçağın sağsalim iniş yapacığını işaret ediyor.
Diğer bir konu ise flashdorward'ın geleceği değiştirme konusunda yarattığı kısır döngü bence. yani eğer flashforward olayı hiç yaşanmasaydı mark kendini bu olayı araştırırken görmeyecekti. Belki sarışın bir hatunu yatağa atmış olacaktı o anda. Ama flashforward olayının gerçekleşmesi mark'ın geleceğini değiştirdi. yoksa ben yanılıyor muyum?
gizem üstüne gizem koyup sonuçta hiçbirinin açıklığa kavuşturulmayacağı dizi. taktiği buldu tabi adamlar, "o neden, şu neden" deyip aslında hiçbir cevabının olmadığını anlayamayan kitleye göre bir dizi. losta da bunada sokayim. ah o kafanız hiç çalışmıyo, hiç.
hayır editi: hayır şimdi lostta bir bok açıklandımı sorun kendinize. allahım siz izledikçe ben sinirleniyorum.
lost 4. sezon finalinde beni hayrete düşüren olaydır. kahramanlarımız adadan kurtulma çabası içinde iken jack ve kate in adadan kurtulduktan sonra aralarında geçen diyalogda, jack saç sakal karışmış bi halde kate e adaya dönmek istediğini söylemektedir.
ilk etapta home box office için hazırlanıp, sonrasında ulusal tv'de yayınlamasını uygun görüp yayım hakları satılan dizidir.
lost'un yapımcılarının yeni dizisi imiş aynı zamanda. iyi güzel hoş da, lost'taki bir kaç oyuncuyu da buraya dahil etmişler, a be yavrum oyuncu kısırlığınız mı var?
takıldığım günden beri ulen acaba 2 dk 17 sn süre boyunca evlilik anımımı yoksa ölüm anımımı görsem diye düşündüğüm hatta bir ara neden 2 ye bölemiyoruz diye isyan ettiğim dizidir...
Somali'deki ne olduğu belirsiz kuleler bana Tesla'nın savaş uçaklarını etkisiz hale getirmek için tasarladığı ama hayata geçiremediği kuleyi hatırlattı. şekil olarak çok benzemeselerde mantık aynı gibi görünüyor.
hatırlayalım: lost'taki charlie abimiz -ki bu dizide quantum fizikçisini oynamakta- trende kızı ayartmaya çalışırken çift yarık deneyinden bahsetmişti. bunu da simon kıza "küçük minik kedi ve sardalya" benzetmesiyle açıklamıştı. bu benzetmeye göre elimizde küçücük bir kedi ve zehirli bir sardalya olduğunu düşünürsek bu kedi ve sardalya için iki durum söz konusudur. ya kedi sardalyayı yer ve ölür veya yemez ve yaşar. kedi ve sardalya elimizdeyken quantum fiziği bunun ikisinin de aynı anda olduğunu kabul eder.
falashforwardlardaki öngörüler de bence bunun gibi. ikisi de olabilir. ya öngörüsündeki yaşamı yaşar, veya hayatına farklı yönden devam eder. ikisinin de olabileceğini fbi ajanı ben'in intihar etmesinden anladık. yani öngörüler bir zorunluluk getirmiyor. sadece bir ihtimal. hayat devam ediyor ve irade söz konusu. belki de simcoenin dediği gibi paralel evrende diğer durum gerçekleşiyor.
tabii bu söylenenler film için geçerli olan şeyler.
-----spoiler içerebilir-----
entry-i cedid: intihar eden ajan al goughmuş duyurulur.