her insanın ömründe en az bir kere sarfettiği cümle. Ülkemizi -bilmeden-, bataklıkta olan ekonomisini daha hızlı batırmak için ülkenin üstüne ağırlık koyma eylemidir.
var yemez türk vatandaşlarının, fiyatı düşürmek için giriştiği pazarlık yöntemidir.
son model mercedes e binip yeşil kartla tedavi olmaya çalışan insanların bulunduğu güzel ülkemde, bu tavırları hor görmemek gerekir.
musteri ve satici arasindaki turk usulu pazarlık adetlerinden birisidir. ay sonundaki kdv tutarinin yuksek cikabilme ihtimalinide goz onunde bulundurarak satıcının karar verecegi durumdur. sayet ay icinde gider evraklari yuksek meblagdaysa satıcının verecegi cevap; fis lazimsa sana ben iki katini kesiyim ama fiyatta degisiklik yapamam olacaktir. sayet teklif satıcı tarafından kabul edilir ve malda indirime gidilirse ikisi tarafından devlete yaslanilmistir. ***
90'lı yıllar çarşı pazarının vazgeçilmez ritüelidir. Çocukluk hatıralarımı oluşturan mihenk taşlarından biridir. Bana giysi alınacak olur, maaile küçük bir konfeksiyona gideriz. Giysi beğenilir, pazarlık başlar:
(B: Baba)
(T: Tezgahtar)
B: iyi günler, siz mi bakıyorsunuz? Bu giysi kaç lira?
T: Abicim 30 lira o.
B: 20 olmuyor mu?
T: Aman diyeyim ne yaptın abi! Bize gelişi zaten 20.
B: Yahu hadi çocuk beğendi yap bir şeyler.
T: Güzel abim ben de burada zaten çalışanım, patron yok. Kafama göre indirim yapamam.
B: Hadi fiş almayalım o zaman 25 olsun.(işte kilit soru)
T: iyi abi hadi çocuk da sevinsin. Maşallah çok tatlı Allah bağışlasın...(Çakaaaaal)
vergi iadesi için toplanan fişler kalktıktan sonra fiş almayan vatandaşın artık sormadığı sorudur. Yerini, 'kredi kartı mı, nakit mi?' Sorusu almıştır. Neden diye sorduğunuzda 'kredi kartı çekince fiş kesmek zorundayız' cevabı hazırdır.