dinlerken insanın tüylerini ürperten grup munzur parcasi.
gözlerin sorgusunda susar sesim
yüzündeki akıntıyı taşıyan nehir
giderim,giderim kan kusar ayaklarım
bir kur$un yarasını ta$ır giderim
soğuk bedenimden kan damlıyor
yüreğim tutu$mu$ fırtınada
giderim,giderim kan kusar ayaklarım
bir umut rüzgarıyım eser giderim
bir bilsen,
nasıl da kasavetsiz esiyor rüzgar
deli dolu kar kaplı zirvelerden
bilirsin anlatmaya hacet yok
bu mevsim zemheri
ve şimdi güne$
çok uzak bir yerlerden doğuyor artık
oysa güne$in tüm ı$ınlarını semirebilmekti dondururcasına
ya da kavrulabilmekti ateşte.
uzun fırtınalı yolları geride bırakırken
en sevdalılarımız fırtınayla kaldılar
o müthi$, vakur esintileriyle
fırtınaları ve sevdaları,
bırakırken bir firar üstünde,
yeni kasırgalar doğuyordu bir adım ötemizde
haince yükselen buz dağları
yükselirken uzun zemheri yürüyü$lerinde
bir sigara dumanın ısısıydı yalnızca
vücudumuzun yava$ yava$ donan yerinde
karın tutu$turduğu beden yanarken dirhem dirhem,
umutla sarılmı$ ütopyaların kabzası
ve donmu$ken matarada su,
çalı$mazken en ate$li silahlar,
çıkında kalmamı$ken ne ekmek ne helva,
açlığın ve susuzluğun sarmaladığı fırtınalarla,
buz ve çığların üzerindekilere yürek,
çok uzaklarda,
bir hasretin ve özlemin manasındaydı
ne$terle söküp atarken umudumuzun bir parçasını
ve toprağa gömerken onlarca ayak parmağını,
gelecek güzel günlere
ve o pırıl pırıl mayıs güne$ine bir selamdı yolladıkları
yel dağı`ndan gelip
tarih sayfasında yerlerini alanlar.