illa para verecek, oyuncuları falan zengin edecek olan insan. sonra o oyuncular da kendilerini bir bok zannedip halktan uzaklaşacaklar. hani sanat halk içindi? sen halkın içinde bile yaşamıyorsun? metrobüse mi biniyorsun? hayır. koruma tutup dolaşıyorsun.. dolayısıyla madem sanat halk için bütün filmler tiyatrolar konserler ücretsiz olmalı.
filme ve yapımcıya göre değişir. Recep ivedik tarzı saçma sapan bir hikaye üzerine kurulan, küfürle güldürmeye çalışan filmlere bedava olsa bile gitmedim, gitmem de. Ama Da vinci şifresi, kanlı elmas, son samuray, piyanist gibi filmler de ister 50TL olsun kaçırmam.
filmi sinemada izlemenin keyfi ayrıdır.
ancaak;
filmler tiyatrolar konserler ücretsiz olmalı, buna ben de kaltılıyorum. ücretsiz olmayacaksa bile ücreti cüzi bir miktar olmalı. giderleri karşılayacak kadar. böylece bütün halk sanatsal faliyetlerden faydalanmalı.
ne o bir konder biletini 120 liraya satıyorsunuz, bu ne anacım. ah kapitalizim, sen sanatı-bilimi herşeyi ticarete döktün ya.
bu arada konuyla alakalı olarak; (bkz: noviembre)
edit: emek falan değil arkadaşım. o adamlar milyon dolarlarla oynarken asgari ücretli adam ne kadarını ayırıp verebilecek o sinemaya? bunların yaptığı sanat halk için değil. o milyon dolarları kapabilmek için. daha az kar etsinler, ama daha çok kişi faydalansın yaptıkları işlerden. sevdikleri için yapsınlar mesela sanatı. bir de hayatlarını geçindirebilecekleri kadar paraları ve bol bol sevenleri olsun. en azından daha mutlu insanlar oluruz inanın.
onlar birçok insanın ömrünü geçirebileceği parayı bir filmden kazanırken, lüks villalarında servetlerine servet katarken, sonra bir de emek diye onların haklarını savunalım biz. hani bizim hakkımız?
Simdi, film var film var. bekledigim bir film olur, sevdigim kadro ve yapimci olur giderim. bunlar olmasa bile sinemada film izlemenin zevki baskadir. ayrica para parada yani genc turkcellin kampanyali gun ve ilk seanslarinda 3 tl ye kadar iniyor. ilk seanda 11 gibi felan. 3 tl veremicek misin sinemaya, peh.
Bu ikisi arasındaki farkı Ahmet Haşim'in çok güzel bir sohbet yazısından öğrenelim:
"Boş vaktim oldukça sinemaya giderim.Yumuşak bir karanlığa gömülmüş,makinenin hışırtısını dinleyerek,cismimin değil,ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim.Karanlık,ölümün bir parçasıdır.Onun için dinlendiricidir.Büyük dinlenme,bir karanlık denize dalıp bir daha ışığa kavuşamamaktan başka nedir?
Sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın,kafatası içinde bir deste devedikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine,çocuk saflığını ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır.Rüya alemine üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan,dövüşen,düşen,kalkan şu ahmak kişilerin tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy biniciliklerinden veya olağanüstü hırsızlık olaylarından başka türlü tat almak mümkün olur muydu?insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı,henüz kıymetsiz yazarın işidir.Resmi beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden damla damla akan sahte gözyaşları,zevkini ve sağduyusunu,şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı,üzüntüden değil,ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
Sinema,böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça,yorgun başın sevimli bir sığınağıdır.Her zevkini kaybetmiş ruhu,çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta,basit musiki,tatlı bir ninni vazifesini görür.Ben,en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlıklarına borçluyum."
ikisini bir arada yapmayı öğrenmesi gereken insandır. tüm filmlere gidilmez ama tüm filmlerde indirilmemelidir, böyle yapa yapa bakıyorum son 5 senede 3 kere sinemaya gitmişim.
Sinema film izlemek kadar sosyal bir ortamdir aynı zamanda. Sevgilinizle evde patlamış mısır yerken battaniyeye sarılıp film izlemenin keyfi ayrıdır muhakkak ama epeydir love seat koltuklar var.