Yıllar önce sohbet siteleri sayesinde bu ülkeden sevgilim(!) Vardı. Yaş tabi 15-16. Ben ona türkçe öğretiyordum, o da bana kendi yerel dillerini öğretiyordu. Başkent manila hakkında epey bilgi sahibi olmuştum sayesinde. Ergenlik insana neler yaptırıyor!
bizzat gidip gördüğüm ve diğer uzak doğu ülkelerinden daha farklı gördüğüm bir ülke. Manila biraz istanbul'u anımsatıyor, ama sadece insan çeşitliliği bakımından yoksa yaşanılacak bir yer değil; havası çok kötü, sürekli kokuyor. şehrin çevresi çöplük gibi; ama merkezi çok temiz hatta merkezde sigara bile içilmiyor. fakirliğin ve zenginliğin son noktası diyebiliriz. açlıktan ve sefillikten sokaklarda uyuyanlar, hırsızlar, mafya, uyuşturucu, dünyanın önde gelen kumarhaneleri... bütün bu olumsuzlukların elbette temelinde başka şeyler yatıyordur, yine de birlikte çalışma şansı bulduğumuz insanların bütün bu olumsuzluklarına rağmen kafa dengi olması güzeldi. bir denizci olarak yük tahliyesinde zorluk çıkarmazlar, zira bir karton sigara verdiniz mi çok mutlu olur, bazı olumsuzlukları not etmezler.
- diline halen alisamadigim ulke.
- gozlemledigim kadariyla eglenmeyi, ozellikle dans etmeyi cok cok seven, escinsel erkek oraninin tahminimce dunya ortalamasinin ustunde oldugu, ingilizce ve tagalog'u (maalesef) birbirine karistirarak kullanan insanlarin ulkesi.
- cok agdali bir dil gibi duyuluyor bu tagalog dili. "masarap, bumaliktad, nakayoo, ang" gibi sozcukleri sik sik duymaktayim. alay etmek gibi olmasin ama oldukca kaba geliyor kulaga.
- baslarindan her ne kadar fazla felaket gecse de mutlu olmayi basarabilen, fakir ama * umutlu ulke.
- sinema-televizyon teknolojisi fazla gelismemistir kanimca.
- hemen hemen herkesin muzikle ilgilendigini saniyorum cunku cok fazla muzisyen ve dansci bulunuyor.