mustafa kemal in aldattığı kadındır. daha sonra hastalanmış yataklara düşmüştür. son kez mustafa kemal i görmek istemiş mektup yazmış fakat mustafa kemal o sırada latife hanımla evlenmiştir. bunu duyan fikriye hanım intihar etmiştir.
mustafa kemal ile evlenen o olsaydı, belki de tarihin akışı çok farklı olabilirdi.
mustafa kemal her ne kadar latife ile evlenmişse de fikriye'ye boş değildi. zaten latife ile evlilik tamamen şekil üzerine kurulu; oradaki asıl amaç "işte bakın modern türk kadınına, piyano çalıyor, dans biliyor, 3 yabancı dil konuşuyor, kocası ile eşit düzeyde her yere geliyor vs." gibi şekli amaçları halka vermekti ve o mesajlar verildi.
ancak olması gerektiği gibi şekil değil de sevgi ve aşk üzerine bir evlilik olsa idi mustafa kemal ve fikriye arasında, belki bu şekil kısa süreli olmayacaktı evlilik, belki atam çocuk çocuğa karışacak, bu siroz illetine belki de hiç bulaşmayacaktı. bir sürü çapsız cahil yancının kahrını çekmek zorunda, belki de hiç kalmayacaktı. atam belki de hiç putlaştırılmayacaktı...
acaba fikriye ile evliyken 1934 yılında sonra fikriye'nin soyadı da doğal olarak atatürk olacak mıydı? "fikriye atatürk". eğer olsaydı atatürk soyadını taşıyan çocuklar? gerçekten de çok ilginç bir akışa şahit olabilirdik...
tabii halamın bıyığı olmadığı için böyle birşey olmadı.
atatürkün milli mücadele dönemi sonrasında ölene kadar yaşadığı yalnızlığı bitirecek yegane insan fikriye idi. üstelik mustafa kemale daha çocuk denecek yaştan itibaren aşıktı. lakin latifenin eğitimli ve yenilikçi duruşu atatürkün onu seçmesine (yahut o yönde yönlendirilmesine) sebep oldu. fakat bu zorlama evlilik pekde uzun sürmedi.
fikriye hanımın atatürkün evlendiği haberi üzerine köşke geldiği ancak latifenin onun atayla görüşmesine izin vermediği ve onu köşkten kovdurduğu ve bunun üzerine fikriyenin atatürkün kendisine hediye ettiği tabanca ile intihar ettiği söylenir. ancak bu intihar bahsinin uydurma olduğu, aslında fikriye hanımın faytona bindikten sonra arkasından vurularak öldürüldüğü de iddia edilir.
atatürke duyduğu aşk söylendiği kadar büyükse intihar etmiş olması çok şaşırtıcı değil. fakat etmemiş olması ihtimaline inanmak istiyorum. bu olaylar yaşandığı sırada fikriye 37 yaşında imiş ve anlatılanlara göre çok güzel bir kadınmış.
inşallah cennete gidersem böyle tarihte merak ettiğim durumları olayların kahramanlarına bizzat sormak istiyorum. mesela che öldüğünde çantasında risale-i nur var mıydı? çerkez ethem hain miydi? tesla fıledelfiya (aslını yazamadım) deneyinde başarılı olabildi mi? fikriye hanım intihar mı etti yoksa cinayete mi kurban gitti? ezelin son bölümünde o kapıyı kim açtı? ... gibi gibi.
çankaya köşkü'nün duvaksız gelini. kimisi sevdiği adamin, atatürk'ün başka bir kadinla evlenmesine dayanamayip intihar ettiğini söyler kimisi hastalanıp öldü der kimisi ise öldürüldü der şaibeli ölümünün ardından. atatürk ise onun ölümünün ardindan 'beni iki kadın çok sevdi; biri yalnız ben olduğum için, öteki mevkim için' demiş ve fikriye hanima olan hislerini şu şiirle dile getirmiştir.
"bir hüzün gibi geldi geçti vuslatimdan
şekvacı olmadı yorgun başımdan
lezzeti sinasiydi sunduğu kahve fincanından
izmihlali mumkun değil sizlayan vicdanimdan
varsın çeksin bu cima, unutmaz seni
kimse dolduramadı yürekteki yerini
bir kadeh gibi sunmuştun ölümsüz sevgini
çaresiz yurek nedendir, bilmedi kadrini
terki hayat ne der bilemem amma
bir ummidi hayaldir bulusmak orda
dilerim subut bulur kanayan yarada
aşkı muhabbet biter mi, cenneti alâda?
içsem de bir kadeh hayat iksirinden,
zamansız ayrıldım, bilinsin fikriye’den.
bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden,
ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninde"
Ataturk'ün geçtiği meydanlar da at süren,1923 tarihine kadar atatürk'e yardimci olan Fikriye hanım,verem hastalığına yakalanınca yurt dışına tedaviye gönderilir,bu sırada mustafa kemal,türk kadını için daha iyi bir örnek olacak batılı eğitim almış latife hanim ile tanışır ve evlenir,yurt dışında bu haberi alan Fikriye hanim yurda döndüğünde atatürké armağan etmek üzere aldığı tabanca ile intihar eder,ruhu şâd olsun,ayrıca Fikriye hanim bir gün atatürk'é evlilik konusunu açtığında ben ulusumla evliyim cevabını aldığı rivayet edilir.
hani klasik bir soru kalıbı vardır. 'Şunun hayatında bir kişi olsaydın kim olmak isterdin?' diye. bu soruyu bana kimin sorduğunu hatırlamıyorum ama soru tam olarak 'Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatında rol alan bir kişi olsaydın kim olmak isterdin?' idi. Hiç düşünmeden 'fikriye Hanım!' demiştim. çünkü o da Atatürk'e aşıktı.
“içsem de bir kadeh hayat iksirinden,
Zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den.
Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden,
Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden...”
Duygusal olarak büyük acı çekmiş kadındır. Zor geçen hastalığı yendikten sonra çok sevdiği kocam dediği yuvam dediği yere geri dönmüş, sevdiği adamın yeni karısı tarafından yuvasına sokulmamış bunun neticesinde intiharı seçmiş. Kendisine büyük haksızlık yapıldığı kanaatindeyim.
içsem de bir kadeh hayat iksirinden,
Zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye'den.
Bıkmadim ki doyayım o narin ellerinden
Ümid-i aşkım soracak seni, cefakar teninden...
Atatürk'ün annesi zübeyde haninin ikinci eşinin yeğenidir, atatürk'e karşı derin bir aşk beslemiş, fakat yaşadığı olumsuz durumlarla aşkını kalbine gömmüş, tarihte önemli bir yeri olan değerli bir şahsiyettir.