"büyükler için çocuk şarkıları" adlı albümünü her aklıma geldiğinde açıp birer kez dinlerim, unuttuğum bazı duyguları ya da körelttiğim, bu adam sayesinde yeşerttim. baba sevgisi yaşamadan bazı şarkılarıyla babamı sevdim. ve kimi zaman neşenizi paylaşırsınız çocuklaşıp kimi zaman da acılarınıza ortak olur fikret kızılok. ama illa ki bir şeyler kaparsınız şarkılarında,
Türk müziğinde benim adıma unutulmayacak insanlardır. gereken ilgiyi alakayı bulamamıştır. hak ettiği değeri görmemiştir. her parçası ayrı bir güzeldir.
Dikkat edilirse eserlerinin düzenlemelerinde davula pek yer vermediği görülür. Davulun yapması gerekenleri çoğu zaman başka sazlar ya da perküsyon aletleri yapmaktadır. Bu bence ciddi bir tercihtir. Yani “düzenlemenin sadeliği”...
Fikret Kızılok’un ustası sayabileceğimiz Aşık Veysel sazını göremediği için eserlerini zorunlu olarak sade ve süslemesiz bir şekilde yorumlarmış. Ruhi Su’nun bir söyleşisinde bahsettiğine göre, “Fazla kalabalığa kulağasma!” diye de öğütlermiş yanındakilere.
Fikret Kızılok’un eserlerini yeniden yorumlayanlarım bu püf noktasını ya bilmediğini ya es geçtiklerini düşünüyorum. Halbuki önemli bir nokta burası: “Düzenlemenin sadeliği”. Eserin ruhunu ortaya koyan nokta burası. En azından Fikret Kızılok’Un eserlerinin… Ne yaparsan yapacaksın “düzenlemenin sadeliğine” dokunmayacaksın. Çılgın atmış davullar koymayacaksın. Hatta hiç davul koymayacaksın. O eserlere yakışmıyor çünkü.
türk müziğinin en büyük isimlerinden biridir.
aslında ismi münir fikret kızılok'tur. aşık veysel ile 3 ay birlikte yaşamış ve anadolu ozanlığını bünyesine işlemiş, ahmed arif hayranlığı ile dizelerini şarkılarına yansıtmış özel bir insandır.
barış manço'nun kasıp kavurduğu yıllarda yanına kimse yaklaşamazken fikret kızılok manço'nun dağlar dağlar'ını devirerek büyük bir sükse yaratıp bir numaraya yerleşmiştir. aşık veysel gibi mahzuni şerif hayranı da olan kızılok, aşık mahzuni şarkıları da yorumlamıştır. ve yine vazgeçilmezi olan ahmed arif'in yanında nazım hikmet ran'dan da esintiler sunmuştur. albümlerinde nazım hikmet'e de rastlarız.
bir başka efsane olan bülent ortaçgil ile bir sanat evi de kurarak bir atılımda bulunsalar da başarılı olamamışlar ancak onurlu sanatçılık mücadelelerini popülistlikten uzak olarak devam ettirmişlerdir. yazarak anlatılabilecek bir sanatçı değildir.