yavaş yavaş herkesin memesinde olduğuna inanmaya başladığım kitle. geçen hafta 4cm çapında aldırdım ve açık ameliyattı. ameliyata giren stajyerlerden biri de ay bende de var ben de aldırıcam sanırım falan dedi. *** sonradan öğrendim tabi bu kadar geniş kitlelere hitap eden bir kitle olduğunu. stres yaptıracak bir şey değilmiş.
dün itibariyle nah şöyle cevizden biraz daha büyük olanından kurtulmuş olduğum iyi huylu ( etlime sütlüme karışmazdı hiç, canım benim) meme tümörü.
biraz küçük olan öbürü hala sakin sakin yerinde duruyor, dursun bakalım.
uzun aksı cilde paralel uzanan, memenin iyi huylu tümörüdür. *
ancak sürekli kontrol altında tutulmalıdır. kitlenin boyutu 2 cm'yi geçtiğinde, 'bu kitle iyi midir, kötü müdür?' gibi sorularla kafanızı karıştırmadan, aklınızı bulandırmadan bu kitlelerden ufak bir operasyonla kurtulmanız cerrahlarca ve radyologlarca önerilir. zira yapılan araştırmalar, nadiren de olsa bu tümörün kanser hücresine dönüştüğünü göstermiştir.
memesinde bu kitlelere sahip bir kadın, 3 ile 6 ay arasında, mutlak surette meme ultrasonografi tetkikini yaptırmalı, 40 yaşın üzerinde ise her kadın gibi mamografisini çektirmeli ve çok daha fazla net sonuçlar veren ve radyasyon barındırmayan meme mr'ı ile de takiplerini yaptırmalıdır. daha önce de meme kanseri konusunda bahsettiğim üzere, her 8 kadından birinin meme kanseri olduğunu düşünecek olursak, bu sık aralıklı kontrolleri yaptırmak zor gelmeyecektir.
tam olarak bir sene önce ramazan dönemiydi. herzamanki gibi gece yatağımda sağ tarafıma doğru uzanmış sözlük karıştırıyorum, o zamanlar yazar değil okurum tabi. sıradan bir gece, çok sıcak falan. öyle bir an oldu ki tam olarak hatırlamıyorum ama elime resmen sert bir cisim çarptı göğsümle koltukaltımın arasında biyerlerde. o yanıma uzandığım için daha kolay oldu tabi, farketmem gerekiyormuş bir şekilde kendisini. büyük bi telaşa kapıldım hemen anneme seslendim, durumu açıkladım inanmadı. farkettiğim pozisyonu alarak anneme de varlığını onaylattım. çok sert, ceviz büyüklüğünde, düzgün yapılı, hareketli, o zamanlar ağrısızdı. ertesi güne randevu alarak en yakın arkadaşımla apar topar hastaneye gittik, doktor elle muayene yaptı ve kitleyi saptadı. hemen ultrasound istedi, özel bir randevu daha alarak tıpış tıpış kitlenin varlığını bilimsel olarak kanıtlamaya gittik. öyle utanıyordum ki muayene sırasında yabancı bir insanın göğüslerimi mıncıklamasından anlatamam, ama yapacak birşey yok, paşa paşa oluyorum muayenemi. ultrasoundda da görüp tanıştık kendisiyle. 2. doktor pek umursamazdı, biran önce işini bitirip sıradaki hastanın bulgularını yapmak derdindeydi. diğer göğsünde var mı diye sordu, yok dedim, rapora sağ göğüste bir adet fibroadenom saptanmıştır gibilerinden bişeyler yazdı, yarım saat bekledik çektirdiğimiz vesikalığın basılmasını, daha sonra 1. doktorun yanına gittik. vesikalığı birkaç dakika inceleyip pazartesi günü gel biyopsi yapmamız gerekiyor dedi, ilaç firmalarının küçük post it'lerine iğrenç doktor yazısıyla birşeyler karaladı, onunla gelmemi de tembihledi. tabi biz dayanamayıp bir özel hastaneye gittik, toplamda 2-3 dakika süren muayenede derhal ameliyat kararı alındı, kanser çıkma ihtimalimin büyük olduğu söylendi, ameliyat parasından konuşulmaya başlandı, kendimizi derhal dışarı attık annemle. o hastanenin merdivenlerinde nasıl ağladım anlatamam kanserim ben göğsümü alacaklar diye pislik doktor.
daha sonra ankaradaki teyzemle konuşmuş annem. fibroadenom kitlelerine asla ama asla biyopsi yapılmayacağını doktor olan kuzenimden öğrenmiş, acilen ankaraya çağırıyor, güvenemem o hastaneye diyor. kalktık gittik pazar günü. post itte yazan randevu önce levent kuşçuya gidip adam akıllı ultrasound çekilmesiyle başladı ankarada. normal fibroadenomların 4-5 katı büyüğüymüş benimki, üstelik sol göğsümde de varmış ama o normal boyutlarda. rapora iki göğüste de fibroadenom bulunmuştur yazıldı. ve 4.doktorumdan da ayrıldık. sıra assolist olan ameliyat kararı verecek kişiye gelmişti, deniz baykalın doktor oğlu ataç baykal.
inanılmaz kibar, mesafeli ama güler yüzlü bir insan. deniz baykalla da fiziken ilgisi bile yok, ya da ben benzetemedim, neyse. yarım saatten fazla muayene etti beni, tek tek ilgilendi ailemle, sorular sordu, telkinler etti ve sonunda ameliyata gerek olmadığı müjdesini verdi. ama büyürse, ağrı, akıntı gibi şikayetler olursa mutlaka uğramam gerektiğini de belirtti. öylece geri döndük evimize..
aradan bir yıl geçti ve kendisi bir limon büyüklüğüne erişmiş durumda. ara ara ağrı yapıyor, kesinlikle stres kabul etmiyor. ayrıca sağ kolumla ağırlık kaldırırsam hemen ağrımaya başlıyor. kendimi çok kaptırmasam da üzülmüyor değilim ama itiraf etmeliyim ki alıştık birbirimize * bayramdan sonra tekrar kontrole gidicez bakalım durumu neymiş keratanın. bukadar uzun yazmamın sebebi hastalığımı ilk farkettiğim dönemde deli gibi araştırma yapmıştım internetten, psikoloji bozmaya birebir öyle çok yazı var ki. eğer denk gelir de benim yerimde olan bir hasta okursa bunu rahatlasın istedim. kötü birşey olduğu yok kızlar, sadece alışmanız ve benimsemeniz gerekiyor ameliyata kadar. ayrıca 5 ayrı doktora ellenme konusuna da kendinizi alıştırsanız iyi olacak. * şaka bir yana evham yapmayın, bol bol olumlu düşünün ki olumlu olsun herşey..
Erken üreme döneminde meme dokusu oluşumu ön plandadır. Bu gelişmekte olan süt bezi ve süt kanallarının kontrolsüz gelişmesi sonucu çok sert, ağrısız, düzgün sınırlı kitleler oluşabilir. Fibroadenom veya halk arasında beze olarak adlandırdığımız bu kitleler kansere dönüşmezler, büyümeye devam ederek normal meme dokusunu iterler ve şekil bozukluğuna yol açarlar.
Olgun üreme döneminde adetlere yol açan aylık hormonal değişiklikler ön plandadır. Bu ciddi hormonal değişimler aybaşı kanaması olarak dramatik bir görüntü ile etkilerini gösterirken aynı hormonal değişiklikler memeyi de etkilemektedir. Bu hormonlar her ay rahmi gebelik için hazırlarken memeleri de süt verebilmek üzere yeniden yapılandırır, gebelik gerçekleşmeyince de tüm işlemler iptal edilir. Bu durum rahimden aybaşı kanaması olarak kendini belli ederken memelerde gözle görülür bir değişiklik yoktur ancak değişim aslında o kadar ciddidir. Böylesine ciddi bir etkileşimin her ay yaşandığı düşünülürse memede şişkinlik, ağrı şikayetlerinin aslında ne kadar normal olduğu daha rahat anlaşılabilir. Nitekim bu dönemde ağrı, memelerde dolgunluk ve meme başı akıntıları görülebilmektedir.
Gerileme döneminde, vücut yavaş yavaş gebelik ihtimalini azaltacak şekilde değişime uğrar ve memelerde süt üretme için daha az hazırlık yapmaya başlar ve dejenerasyona uğrar, meme dokusu ağırlıklı olarak yağ dokusu ile dolar.
Burada önemli olan mevcut bulgunun içinde bulunduğu döneme özgü olup olmadığıdır. Mesela 20'li yaşlarda görülen fibroadenomların 50 yaşındaki bir bayanda ortaya çıkması şüphe vericidir. Tüm sınıflamalar bir tarafa bırakacak olursak hastalarımızın şikayetleri genellikle ağrı, kitle ve meme başı akıntıları olmaktadır. Kliniklerde en sık rastladığımız durumlar ise adet dönemi meme ağrısı, kistler, fibroadenomlar (beze) ve normal meme dokusudur.
halk arasında beze diye bilinen iyi huylu bir meme tümörüdür. bu tümör daha çok genç yaşlarda görülür, ağrısızıdır. kesin teşhis için biyopsi yapılması ve tümörün cerrahi bir operasyonla çıkarılması şarttır.