ehhh binlerce genci aileleri veya devlet okutamazken okutursa adamlar, o gençler de bu adamları aileleri ve devletleri olarak görür ister istemez. diğer bütün okuyanlar gibi bilumum devlet kurumlarında çalışmaya yeterli donanıma sahiplerse, azımsanmayacak bir kısmını oluşturdukları diğer bütün okuyanlarla birlikte bahsi geçen kurumlara dağılırlar çalışmak üzere.
ha ama şu var kendi adamını kayırıyorlar dersen, ben de sana derim ki: sen de bunlar çalışmasın diyerek kendi adamını kayırmıyor musun. eğer sen bütün işlerini yönetmeliklere uygun yapıyor olsan adama da neden yönetmeliğe uymuyorsun deme şansın olurdu.
pek muhterem hoca hazretleri zat-ı şerifi bir konuşmasında gönüldaşlarına içinde "tavşan" örneği geçen özlü bir hikaye anlatarak politkayı şöyle özetliyor:
Sabırlı, yalınayak avcılar ise yollarına devam ediyorlar.. Kopruyu geçene kadar ayıya dayı demeyi surdurerek.. Ve de, 'Biz onları ehlileştiriyoruz' diyenleri yavaş yavaş ehlileştirerek..."
fethullahçıların sızma zeytinyağı gibi her tartışmada üste çıkmak, baş edemedkleri durumda da yağcılık yapma stretejileridir. sızma eskiden sızlanma durumuydu adam salya sümük ağlardı da son dönem sızmaya dönüştü stratejileri.
birakin simdi onu bunu sunu. bir göreve getirilenler hep sizma mi yoksa süzme mi? ne demek siziyorlar. sunu bilinki birisi bir yere yükselmis ise yada getirilmis ise ya torpillidir yada bileginin hakkiyla gelmistir. yani kimsenin sizma mizma girisimi yoktur rahat olun. en azindan icip icip sizanlardan iyidir.
türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının anayasal hakları doğrultusunda her yere rahatlıkla girebilmeleri gerektiğinden sızma politikası olmayan anayasal hak. bu durum laikçiler için de geçerlidir.
kendi ifadeleriyle konuyu değerlendirmek gerekirse ben kimseyi bi yerlere sızdırtmam demektedir bu milletin insanı bu devletin kurumlarına sızmaz oralara girer demektedir ve sızma kelimesini şöyle yorumlamaktadır bir yabancı bir ajan gelir senin ülkende önemli bir mevkide yer tutar buna sızma dersin ama anadolu insanının devletin kademesinde hak ettiği bir yere gelmesine sızma diyemezsin.
bu politikanın ana amaçları:
1-sızma zeytinyağlarını yurtdışına ithal etmek,
2-sonra onları içip içip sızanlara satmak,
3-kazandığı paralarla x5'e "huzur" içinde binebilmek.
liberalizmin arkasinda gizlenme politikasidir. sanarsin ki fethullahcilar turkiye'nin liberal kanadi. bizim bazi saf liberaller de buna kanmaktadir maalesef. ayni iran'daki liberallerin de devrimden once humeyni'den medet ummasi gibi. ama sonunda cogu batiya kacmak zorunda kaldi, kacamayanlar asildi ya da hapislerde curudu.
aferin. ataturk'e saldirin, iranlilarin saha saldirdigi gibi. sonrasinda ayetullah fethullah size cok iyi bakar.
bunlar çuvala doldurulmuş zeytinleri amerikan tipi çizmeleri giyip haşur huşur çiğnerler. ülkenin en değerli özkaynaları olan bu topraklarda yetişmiş halis muhlis zeytinlerini ağlayıp, salya sümük sızlayarak, bunları yumuşatmak için çuvala akıtarak, biraz da içine din afyonu katarak bir güzel ezerler. sızan en değerli tarafı takkeleriyle bir güzel toplayarak ortaya güzel bir "sızma" zeytinyağı çıkartırlar. sonra da bunu en ala süzüp pazarlarlar efendim. herkesin harcı değildir böyle süzmek. sızma politikası abiyane tabiriyle budur. *
söz konusu olan, rejimin bıraktığı boşlukları doldurmak ise bu sızma denilen hadise;
önleme girişimleri, kişileri bir sürü olmaktan çıkarıp batılı anlamda birey haline getirme istikametinde yürüyen devlet politikaları ile mümkün hale gelebilir.
adaletsizlik, eşitsizlik, gelir dağılımı dengesizliğinin doğal sonucu olan ekonomik ve kültürel yoksulluk, bünyesinde cemaatvari oluşumları her zaman barındıracaktır.
bu barındırış bugün fethullahçı olur, yarın kemalist ya da laik, önemli değil.
önemli olan bedeniniz ve beyninizle bu ülkeye ne verdiğiniz ve karşılığının rejimce nasıl kabul gördüğüdür....
alkolsüz bira/şarap içip, psikolojik olarak sarhoş olmaları nedeniyle sızma politikasıdır. böylece rakı sofralarında bulunacak, alkol kullanan, dinin emirlerini yerine getirmeyen kişilerin arasına da sızmış olacaklardır...