yavaş yavaş kendisine olan ihtiyacımız azalıyor. felsefedeki karmaşıklığa girmeye gerek kalmadan sorularınıza cevap bulabileceğimiz bir dal var çünkü.
(bkz: pozitif bilimler)
örneğin aşk. (evren, insan, dünya, vs. her şey dahil)
eskiden buna felsefeden başka bir dal ile cevap bulmanız çok zordu.
ama artık insan anatomisi, nöronlar , sinir hücreleri vs... (sallıyorum)
aşkın bile en basit şekilde bilimsel tanımını yapmak mümkün. böylesine bir ortamda felsefeye olan ihtiyacın git gide azalması çok normal.
günümüz dünyasında neredeyse hiç filozofun olmaması da bununla alakalı.
ama felsefenin mantığı insan oğlu var olduğu sürece yaşayacaktır. sadece ona baş vurmak artık birinci seçeneğimiz değil.
Felsefe veya düşünbilim, sözcük köken olarak Yunanca ; seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. "phileo"=sevgi "sophia"=bilgi veya bilmek kelimelerinden türemiştir. Philosophia=bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, bilgi severlik, araştırmak ve peşinde koşmak anlamlarına gelmektedir. Filozof da bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişidir.
şimdiden en sevdiğim derslerden biri oldu. genelde sevilmese de.
edit: çatır çatır sayısal yapıyor gibi görünen mf öğrencileri felsefeye saçma der ya işte orada foyaları ortaya çıkar, ezberciler sizi.
kendisi hoştur, güzeldir. insanın ufkunu genişletir ama çok içli dışlı olmaya başladığınızda her şeyde bir mantık aramaya başlıyorsunuz. en son 'acaba bacağım neden var?' diye bir soru sormaya başladım kendime. her şey gibi bunu da tadında bırakmak en iyisi.
"felsefe yüksek bir dağ yoludur... ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkca daha da ıssızlaşır. bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir... kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsallar ve bataklıklar gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. ve yuvarlaklığını da görür. kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdakı herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır."
düşünmektir. kendi doğrularını aramaktır belki de.
son zamanlarda aklımı kurcalayan birkaç soru var mesela:
-insanın genelde pis seylerden iğrendiğini varsayarsak, çirkin bir kızı öpmek bazı insanlara göre nasıl ve neden iğrenç olabilir?
-olması gerekeni kim belirlemelidir?
-adalete en yakın sistem nedir?
-insanların her şeyi çıkar için yaptığı bir dünyada fedakarlığın ne işi vardır?
-tüm hisleri yaratan bilgi midir?
Maalesef ülkemizde kıymeti bilinmeyen bir bilim dalı. Halbuki bütün bilimleri ağacın dalı kabul edersek, felsefe ağacın gövdesidir. Bunu ben değil, ibn-i Sina söylüyor.
Felsefe insanın hayatı yorumlamasıdır. Şimdiki anlamı bu olmasa da, doğuşu bu sebep üzerinedir. Sürekli kendisini sorgulamak (dikkat edilirse kendisini, yani Sokrates tarzı başkalarını değil, Diyojen tarzı) insanı yücelten, yaptıklarına bir anlam kazandıran yoldur. Günümüzdeki Carpe diem saçmalığından ziyade 'anı sorgula'mayı ve geleceğe düzgün yürümeyi öğretir.