fehim pasa

entry10 galeri1
    10.
  1. la oğlum iki günlük yazarsın önüne gelen yazara laf atıyorsun.
    7 ...
  2. 9.
  3. 8.
  4. troll mü feyk mi beli değil.
    4 ...
  5. 7.
  6. 6.
  7. türkçü ve hdp düşmanı kimliğiyle bilinen bana ve sözlüğün hem milliyetçi hem müslüman yazarlarından olan serdar06ya kızıl troll demiş leş ağızlı, iftiracı, saldırgan ve beyni bulamaca dönmüş bir adet süzme çomar zavallı. ayyy hastır ulann..
    potansiyel bir islami terör sempatizanı ve havuz medyası uşağı.
    bak evladım, ben hayatta tek bir kızıl bilirim, o da bayrağımın kızılıdır. ve sadece onun önünde saf tutarım.
    bizzat hdpli, kemalist ve komünist üçlemesini aynı şey sanacak kadar da zihinsel gelişimden yoksun..
    muhtemelen daha dün uşağı olduğu parti sınırda terörist ağırlayıp hdpyi sevip okşarken, fetöye istediğini verirken bu da sosyal medya propagandasını yapmakla ve fettoş denen hilkat garibesine göt diyen atatürkçü ve muhalif "adam gibi adam"lara sövmekle meşguldü.
    buna göre herhalde fesli püsküllüoğlu denen bunak soytarıyı sevmeyen 50 ıq ve üzeri insanlar da gomünis ve hdpli kategorisine giriyor. bu ve bunun gibi vakalar gerçekten incelenmelik.
    hadi şimdi git çocuğum.
    1 ...
  8. 5.
  9. 4.
  10. kimbilir kimin feyki? lağım ağızlı bir terör uşağı.
    6 ...
  11. 3.
  12. abdülhamitçilerin hatırlamak istemedikleri, ruhuna bir fatiha bile okumadıkları büyüklerindendir.

    lan iblisler, fehim paşanıza bunca vefasızlık hak mı?
    6 ...
  13. 2.
  14. abdülhamit'in köpeklerindendir.

    diğer köpeklerinin birbirleriyle kavgası için (bkz: istanbul da kürt mafyasının ortaya çıkışı).

    insanlar sanıyorlar ki dincisinden tut da bilmem necisine kadar, abdülhamit devrini yaşayan kim var kim yoksa abdülhamit'ten boşuna nefret ediyorlardı! birbirleriyle anlaşmaları mümkün olmayan şu kadar toplum kesiminin, mesele abdülhamit düşmanlığı olunca pekala anlaşmaları şaşırtıcı geliyor o dönemi orjinal kaynaklardan değil, yalancı abilerinin güzellemelerinden okuyan mallara...

    şu anlatılanlar deryada bir damla sadece...
    2 ...
  15. 1.
  16. Türkiye'de mafyanın miladı denince aklıma hep Onikiler çetesinin lideri Arap Abdullah gelirdi. Nereden bileyim fukaranın günahını aldığımı. Fehim Paşa'nın ettikleri, iki kulağının ikisi de hepten sağır Arap'ın ruhuna rahmet okutacak, hatta ilgisi olan yetenekli muharrire Mario Puzo tadında romanlar yazdıracak cinsten şeylermiş meğer

    Daha çocuk denilecek yaştayken, sanki bokunda boncuk bulunmuş gibi her ne hikmetse Hünkar Çavuşluğu'na getirilmiş, hemen ardından da Hünkar Yaverliği'ne atanmış. Yazdırıldığı harp okulunun soylular sınıfına bu görevinden dolayı pek devam edememiş.

    Eğitimini yarım yamalak tamamlamış olsa da diplomasındaki mezuniyet notu hanesindeki yıldızlı pekiyiyi hayal etmek hiç de zor değil. Böyle sınırsız bir tolerans da Fehim Paşa'nın kara kaşına, kara gözüne değil, Sultan Abdülhamit'le babası esvapçı başı ismet Bey'in süt kardeş olmalarından dolayıdır.

    Eh Fehim de paşalığa giden bu kısacık yolda koftiden de olsa böyle bir akrabalığı ileride de kullanırım diye alıp yan cebine koymadan edememiş. Öyle ki zaman onun için hızla akmış ve yirmi beş yaşında orgeneralliğe kadar yükselmiş. Ne de olsa rütbe dediğin çarşıda pazarda satılan bir şey değil, bizzat Abdülhamit'in babasının malı. Verir mi, verir.

    iyi de bütün bunlar bir sürü fukara çocuğunun cephelerde patır patır toprağa düşüp şehit olduğu bir memlekette oluyor. işte insan bunları düşününce Osmanlının sadece gavurun zoruyla değil, biraz da Anadolu insanının bedduasıyla yıkıldığını anlıyor.

    SOMUN PEHLiVANI

    Fehim Paşa sabah akşam, artık ne sebepten layık görüldüğünü kendisinin de bilmediği altın madalyaları, murassa nişanları da bir vakit sonra göğsünde taşıyamaz oluyor. Benim ki latifenin önde gideni tabii. Zira hızlandırılmış orgeneral Fehim, o semirmiş haliyle sağ profilden somun pehlivanına, sol profilden de azıcık Yeniköy kasabına benzer. Yani ense kulak yerindeymiş maşallah. Nasıl olmasın ki, devrin garibanı otu, çöpü, bulamacı rüyasında ancak görürken, bu ve bunun gibi tosuncuklar kuzuyu, Erol Taş misali hart hurt ısırarak, amuduyla gövdeye indiriyorlardı.

    Abdülhamit'in istibdat devrinde adı korkuyla ve aynı zamanda nefretle anılanların başında geliyordu o. Aynı zamanda Abdülhamit'in en güvendiği adamı yine oydu. Rejime karşı olanları yakalayıp, tepelemekle görevli hafiye teşkilatının başında bulunuyordu. O da nerede bir haşere, serseri varsa onları hafiye teşkilatına almış, zamanla bu itin kopuğun yalan yanlış jurnalleriyle bir çok günahsızın bedduasını kazanmıştı. Yanındaki adamları onun adına şantajla esnaf ve tüccarları haraca bağlamışlardı. Tek kelimeyle haydudun mumla arandığı yerde ali kıran, baş kesen olmuştu.

    MANEVi BODYGUARD

    Arsızlığının ve azgınlığının sonu gelmemesinin bir sebebi de her yaptığının otorite tarafından hoş görülmesindendi. Abdülhamit bile hakkında saraya iletilen şikayetlere, 'Ne yapalım, bizim Fehim gençtir, yakışıklıdır, gönlünü eğlendirsin varsın,' demekteydi. Abdülhamit gibi havadan nem kapan birinin paranoyaklığına da böylesi manevi bir bodyguard şüphesiz iyi geliyor olmalıydı.

    ÇITIR ÇEREZ MARGARETHE

    Ünü şımarıklığıyla at başı gittiği bir dönemde Konkordiya Tiyatrosu'nda jimnastik gösterisi yapan Margarethe adındaki kıza abayı yaktı. Az bir zaman sonra da kızı metres sıfatıyla kapatması yaptı. Fakat Margrethe altın kafese hapsedilmiş bülbül misali 'ille de vatanım' demiyordu, zira onun da gönlü vardı bu zorba paşada. Üstelik içine girdiği ev de aşçısından hizmetçisine, uşağına kadar haraç parasıyla düzülüp, döşenmiş bir saray yavrusuydu. Bu altın kafesteki Margarethe'in hikayesi o devrin magazin gündemine Televole tadında düşer. On sekizlik çıtır çerez Margarethe'in kulaktan kulağa anlatılan akça pakça, körpe güzelliği bir zaman sonra parlak kağıtlara basılmış resimleriyle elden ele dolaşmaya başlar.

    Para konusunda epey yükünü tutan Fehim Paşa'nın asıl amacı 'nam olsun, kar olmasın' şeklinde büyük bir iş başarmaktır.

    ZURNANIN ZIRT DEDiĞi

    Bir gün bir yolunu bulup hürriyet yanlısı Müşir Deli Fuat Paşa'yı tongaya düşürür. Yazıp, saraya uçurduğu bir jurnalle Paşa'nın rütbelerinin sökülüp, Şam'a süngün gönderilmesine sebep olur. Böylesi bir vaka Abdülhamit'in canına minnettir. Fakat Fehim Paşa'nın icra edeceği rezillikler sayesinde eşeğin münasip yerine su takviyesi yapması da pek yakındır. Zira Deli Fuat gibi ismi ve cismi birbirinden ağır bir paşayı alt etmesine kendisi bile şaşırır ve o andan itibaren yapacağı şımarıklığı kat kat artırmaya karar verir. Fakat zurnanın 'zırt' diyeceği yere yaklaşmakta olduğunun da farkına varmaz

    Zurnadan o kötü sesin çıkacağı yer Beyoğlu'nda bir kahvaltı salonudur. Sütçü Toma adında bir gayrimüslimin işlettiği bu kahvaltı salonuna bir gün bu zorbanın adamları gelir ve paşanın hayali makbuzu karşılığında haraç isterler. Toma vermeyeceğini söyleyince, haydut takımı süt bardaklarını, bal ve kaymak tabaklarını kırıp dağıtarak ağır hakaretler eşliğinde Toma'yı kızını kaçırmakla tehdit ederler. Aradan çok zaman geçmeden dediklerini yapıp, Toma'nın kızını Fehim Paşa'ya peşkeş çekerler. Toma Alman elçiliğine baş vurup Fehim Paşa'nın cezalandırılmasını ister. Yıldız Sarayı'na nakledilen bu şikayetin herkes sonuçsuz kalacağını sanmaktadır, fakat unuttukları bir şey vardır: Sultan Abdülhamit Alman imparatoru Vilhelm'in yakın dostudur ve ne pahasına olursa olsun onu gücendirmek istemez. Bu sayede Fehim Paşa'ya Bursa'ya sürgün yolu görünür. Cezasının biteceği günü beklerken hiç tahmin etmediği bir şey olur; meşrutiyet ilan edilir.

    istibdat yönetiminden canı yanan birçok insana intikam için gün doğmuştur. Başına gelecekleri önceden haber alan Fehim Paşa Bilecik'e kaçarken yolda yakalanır. Linç edilip öldürüldüğünde otuz beş yaşındaydı.

    Şimdilerde başında 'Osmanlı seninle gurur duyuyor' diye slogan atılıp, çiçek bırakılacak bir mezarı bile olduğunu sanmıyorum.

    Sebahattin Demiray
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük