isminde gecen, türk sanatcısı kelamından utanıyorum. sanatcı demek sadece, çengilik yapmak demek degildir. sosyal sorumluluklar üstleniyorsan, sanatcısın. yoksa, yaptıgın işin adı, çengilik.
biz % 30 uz, diyerek statükonun, tarafı oldugunu göstermesi, bendeki, fazıl say görüşünün olumlu tüm yönlerini silmiştir. sanatcı olmak demek, hande ataizi ni rahat götürmek demek degildir.
fazıl say'ın utancını dikkate almadan sarf edilen söz öbeği.
Hadi orhan pamuk'u sevmiyorsunuz anladık. Fazıl say yılda 100 konser, yazı ile yüz konser veren; Mozart'ın türk marşı'nı hemen her fırsatta çalan; yeni tür caz senfonileri üretebilen; istiklal marşı'nı bir çok konserde doğaçlama yeniden çalan ender bir türk. Neymiş azınlıkta kaldık gidiyoruz diye utanıyorlarmış.
O insanın 100'de biri kadar üretemedim diye utansanıza. Sadece bayrak, cami, ezan, türk içeren cümle kurmayı beceremedim diye utansanıza; istiklal marş'ını sürekli yanlış okuyorum diye utansanıza.
sanatıyla sınırlar ötesine çoktan geçmiş büyük bir sanatçının sınırları artık bünyesiyle bile olsa tamamen geçmesini kimin nefreti yargılayabilir ey yaşam özürlü bünye? diyerek tamamen tarafsız olarak karşılık verebileceğim mahlukat-ı anadolu'nun kafasında ihanetin öfkesini sembolize eden infaz cümlesi. güneşi notalara dökebilen bu insanı vurun en insanca belki de en bizden yerinden de rahat edin. daracık beyinlerinize sığmayan bu insanı yaşadığınız bu mükemmel coğrafyaya nasıl sığdırabilecektiniz ki.
fazıl say'dan değil başınızdaki şeyhlerden, örümcek kafalı insanlardan utanın ey o adamdan utanan yurdum insanı, ulan hükümet dağdaki g.tlere sahip çıkar, bunun için anayasanın 221. maddesini düzenlemeye koyar bile, siz gerçekleri gören, hayatıyla ilgili karar veren adama kızarsınız, o i.nelere değil böyle adamlara sahip çıkılacak ki adam terketmeyecek!" denilesidir.
yerli olandan, rahatsızlık duyan zihniyetten, utanma, eski tabirle hicab duymak. yerli olamayan bir kişinin, uluslar arası olmasının mümkün olmaması, en iyi taklitci olması halinin, sanat diye nitelenmesinden utanmak. yerli olan hiç bir ögeyi, kendi yaptıgı iş çerçevesinde hiç degerlendirmemiş kişiye duyulan baglılıktan utanmak, kompleksli zihniyetten utanmak. onlar gibi yasayıp, onlar gibi inanan bir kişinin adının fazıl olması, yada michael olmasının fark etmemesini anlayamayacak kişinin, anadoluluma mahlukat diyebilecek kadar aşşagılık zihniyetinden utanmak.
bi not: gitmeyi, ülkesinden utandıgını söyleyen o, kal diye altına yatmak isteyenler bu konuda serbest.
bi not daha: ülkesinde yapılan insan hakları ihlalinin karşısında olması beklşenen, bir aydın görünümlü, çenginin, magdurun, yönetimne gelmesini, alman gazetesine, ülkesi ab ile müzakere yapoarken gammazcılıkla aynı bir dil kullanarak şikayetlenen o.
hadi bi not daha: bu satırları yazan yazar kişi, ittihatcıların, degişimle, yunanistana gönderdigi rumlara, hala üzülen bir kişidir, o kişileri vatanlarına hasret ölmelerine sebeb olmus bir zihniyete karşıdır ve onlardan da utanmaktadır. onlar osmanlı vatandası idiler. uzun yıllar yunanlılarla, aynı kökenden, aynı dinden olmalarına ragmen uyum saglayamadılar, kız alıp vermediler, komşuluk yapamadılar, (bkz: ilber ortaylı)
benim dedigim, halkından utanan aydına aydın denmez, ancak çengi denir, bir takım sosyal duyarlılıgın varsa sanatcısın, sadece piyano çalıyorsan, sadece eglendiricisin.
tanım: fazıl say beyefendinin ülkesini hakir görmesinden ötürü, göbeğini kaşıyan ayıların yani bizim duyduğumuz tiksinti.
efendim, biz ne verdik ki fazıldan ne istiyoruz? fazıl bize dünyaları verdi, okul yaptırdı çocukları okuttu, aşevi yaptırdı fakirleri doyurdu, hem de türkiye devletinin zerre lokmasını yemeden değil mi ? burda büyümedi yetişmedi kendileri, o yüzden biz ondan azıcık vatanseverlik bekleyerek yüzsüzlük yapmış oluyoruz. fevkaladenin fevki evet.
sen ne yaptın ey fy? (yazar burda kendisine sesleniyor) sen zavallı memur çocuğu, 15 sene devlet okullarında okuyup 3 kuruş için hırpalanmadın mı? saatlerce karne çıkartmak için emekli sandığı kuyruklarında beklemedin mi? kız başına evde oturup zengin koca bekleyeceğine geberene kadar çalışıp kazanmadın mı o okulları? yoo.. bunların hiçbir anlamı yok bu ülkede tabi ki.
halbuki vatandaşın kıymeti san'attır. bizi dünyalara tanıttı o , bizim anlamadığımız dilde eserleriyle. ama bize tanıtmaya luzüm görmedi kendisini.
sen ne anlarsın ki sanattan he yazar.. hayatında yakından gördüğün tek müzik aleti gitar senin !! zavallısın sen !! fırsatını bulduğun halde amerikaya gitmediğin için, burda yaşamını sürdürdüğün için zavallısın!! ekmeğini yediğin yere kendini borçlu hissettiğin için zavallısın !! fazıl sayın serçe parmağı olup bir piyano tuşuna değemediğin için zavallısın !!
ya sev, ya terket dediler, ulkenin agzına sıctılar, yabancı diye papazları, gazetecileri ve bircok masum insanı katlettiler, turkiye'ye ilk defa cumhuriyet rejiminden kopma korkusunu saldılar... sanırım o da bu gibi karmasaların yasandıgı, belki sanata baglı olarak tiyatroların yıkıldıgı bir ulkede yasamak istemedi. iyi mi yaptı, hayır... bir yere gitmeyip ulkemizin degerlerinden biri olarak kalmalıydı...
Engin Ardıç (AKŞAM): "..Bazı kişiler ne çok seviyorlar, ne çok özlüyorlar yahu Çankayaya çağırılmayı...Bildiğimiz kadarıyla isviçre Konfederasyonu dönem başkanı Bayan Micheline Calmy-Reyin de Bern davetlerine piyanist çağırmak gibi bir alışkanlığı yok, Fazıl üzülecek...Gidip de oralarda Jöntürkçülük oynayacak adam değilim. Burada doğdum, burada öleceğim. Ben buralıyım. Ben Türkiyeli Türküm. Üstelik de fena halde istanbullu. Bir Fransız köyünde doğmadığıma bin pişman olduğumu söyleyenlere saygısızlıklarımla arz ederim..
1. dünya savaşı sonunda birçok cemiyet kuruldu. kimisi ingiliz mandacılığı savundu kimisi bölgeselde olsa mücadele etti.pes etmeden,olacaklardan korkmadan.
o gün bağımsızları için mücadele edenler,bügun bnizlerin cumhuriyet için mücadele etmemizi bekler.
kimimiz fazıl say gibi bırakıp gidebilir teslim edebiliriz ülkemizi ama kimimizde savaşırız bölgeselde olsa acılar çeksekte cumhuriyetimiz için.
fazıl say pes etti vazgeçti herşeyden peki siz?
eleştirdiğiniz fazıl say gibi bir gün bırakıp gidicek misiniz bu vatanı yoksa ölmek için savaşıcak mısınız şu topraklarda.
ayrıca ingiliz mandacılığını savunan dernekler de milli mücadelenin başlamasının ardından katılmışlardır bağımsızlık mücadelesine. tıpkı fazıl sayın ilerde yapacağı gibi.
sanatçıları sanatlarıyla yargılamayı öğrenmeliyiz; onlar kimi konularda hepimizden fazla duyarlı oldukları için sanatçı oldular; fazla duyarlılıklar kimi anlarda hayat için de fazla olabilirler; bu, ne hayatın doğruluğunu gösterir, ne de duyarlılık sahibinin; onlar sanatçı, onları sanatıyla yargılayalım; onlar fazla duyarlılıktan kimi adımlar atarlar, kiminde yanlış, kiminde doğru ama onu sanata dönüştürüp, yaşadıklarını unutur, unuttururlar; biz onların sanatını bırakıp kimi yaklaşımlarının peşine düşersek eğer, ya da bununla onları fazladan yargılarsak, işin dozunu kaçırırsak, olanlar bizim için sadece kötü bir politika olur, üstelik sanatçının sanatının da tadı kayıp gider avuçlarımızdan... öyle kalırız.
orhan pamuk'u yazdıklarıyla, fazıl say'ı çaldıklarıyla estetik yönden sorgulayalım, etik ya da politik değil! yoksa onlar çoook yaşar biz epeyi kısa. üstelik ruhumuzu da gıdadan yoksun bırakarak.
bir çelişki, bir nevi utancın ta kendisi olan eylem. "ne zaman gurur duydunuz ki şimdi kendinizde utanma hakkını buluyorsunuz?" denilesi davranış.
eğer önceden hiçbir bestesini dinlememiş, sanatına destek olmamış, hiçbir konserini görmemiş iseniz lütfen bu faşizan kokulu samimiyetsiz "utanç" ayaklarını bırakınız.
yok eğer "ben çok destek çıktım; ama o değer bilmedi. kalktı, çekti ve gitti.." diyebiliyorsanız sizi eleştirmek zaten kimselerin haddine değil.
ülke kaynaklarını 3-30 paraya peşkeş çekenlerden ötürü onlardan utanmayan kişilerin, düştüğü çelişkidir.
fazıl say, düşündüğü şeyi en yüksek perdeden söyleyerek, hata etmiştir. söyledikleri kendisini aydın diye adlandıran birine yakışmadı. evet düşüncelerinde haklı yön çoktur ancak, aydın kişi mücadele eder, yol gösterir. kaçmaz.
"tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, bu millet istedikten sonra tabi gidecek yahu!" diyenden utanmayan, apo için "sayın", terörün katlettiği halkımız ve askerlerimiz için "kelle" ifadesine "dil sürçmesi" yakıştırması yapıp, utanmayanların, "türküm" diyemeyen birinden utanmayanların düştüğü bu çelişki hepimiz için utanılacak bir şeydir. lafının ucunun nereye gittiğinden bihaber, durmadan takiye yapan, her icraatı ya abd'ye ya da ab'ye soran birinden utanmıyorsa millet, ben bu utanmayanlardan utanıyorum.
fazıl say'ın bir müzisyen olduğunu "giderim" konulu demecinden sonra öğrenmiş, ülkenin adım adım manda bir islam ülkesine dönüştürüldüğünü görüp de kendi yoz düşüncelerine uygun olduğu için bu durumdan hoşnut olan kimselerin yaptıklarını söyledikleri eylem.
ne zaman "helâl olsun ne güzel çalıyor" dediniz ki şimdi "yürü git lan" diyorsunuz?
adam bir şey düşünmüş ve bir karar almış, ağızlarından salyalar çıkararak hakâretlere varan sataşmaların mantığı adamın ileri görüşlü sizinse kör olmanız olmasın sakın?
doğru ya...hepiniz ananızın karnından piyanist çıktınız, hepiniz isteseniz onbinlere konser verecek kapasitedesiniz, hepiniz fazıl say'ların bol olduğu bir ülkede yaşıyorsunuz, giderse gitsin...hem sanatçı ihraç etmiş oluruz batıya, fenâ mı.