isviçre ile yaptığımız 2006 dünya kupası eleme maçlarındaki skandalın baş sorumlusu olmasına rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranıp pişkin pişkin işine devam eden zat.
tabi bunda onu destekleyen taraftarın, fedarasyonun ve medyanın da payı var.geçmişteki başarıların ona sağladığı kredibilite onu şımartmaz umarım.
serdar gibi formunun zirvesinde bir yetenek varken, rüştü gibi 6 aydır maç oynamamış birini 11 de oynatan dahi. artık kime neyi ispatlamaya çalışıyorsa, hiç bir şeyden çekmedik ucuz kahramanlıklardan çektiğimiz kadar.
1953 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Altı yaşından itibaren, bir ayağı aksak olduğu için "Topal Talat" lakabıyla çağrılan babasıyla birlikte birçok ağır işte çalışır.
Bir yandan da mahalle arasında futbol topunu ayağına değdirmeden yapamamaya başlamıştır. Okul hayatı, futbol kadar cazip gelmez. Babasının isteği üzerine Motor Sanat Enstitüsüne girer fakat 2. sınıfta devamsızlıktan okulu bırakmak zorunda kalır. 1969'da henüz 16 yaşındayken formasını giymeğe başladığı Adanademirspor'la futbol hayatı başlar.
Adanademirspor genç takımında kimse para almazken bir tek Fatih Terim maaş almaktadır. Maaşı 150 liradır ve diğer futbolcular görmesin diye bu para Fatih'e gizlice verilmektedir. Üç yıl içerisinde Adanademirspor'da takım kaptanlığına kadar yükselir. ilk kez kaptanlık pazubentini koluna geçirdiği andaki heyecanını hiç bir zaman unutmayacaktır. Takım çıkış tüneline geldiğinde, arkadaşlarına 'bir kaptanın söylemesi gerektiğini söyleyerek' sahaya son sürat koşar. Bir an duraksar, çünkü arkasında kimse yoktur: " Öyle hızlı koşmuşum ki kimse bana yetişememiş." Fatih Terim 6 yıl daha Adanademirspor formasını giyer.
1972 yılında, Santrafor Fatih, yeşil sahalarda fırtına gibi eserken, futbol otoritesi Fatih Somer ve Genç Milli Takım Antrenörü Gündüz Tekin Onay'ın dikkatini çekmekte gecikmez. Milli takıma çağrılır. Futbolculuk döneminde hayatını değiştiren en önemli maç ise Adanademirspor'un Galatasaray'ı 1-0 yendiği maç olur.
Doksan dakika boyunca oynadığı futbolla göz doldurur. Milli takımla birlikte gittiği Romanya maçı sonrası yıldırım hızıyla nasıl Galatasaray'lı olduğunu şöyle anlatır. "Romanya milli maçından sonra istanbul'a dönmüştük. Galatasaray'lılar beni havaalanından alıp kulübe götürdüler. Bu arada Adanademirspor'lular araya girmek istediler ama ben kararımı vermiştim. Galatasaray'a gönülden 'evet' dedim." Ve Galatasaray Kulübü'ne 1 milyon 650 bin liraya transfer olur. O artık Galatasaray'lı Fatih'tir.
FUTBOLCUYKEN DE ÇOK BAŞARILIYDI
Sahalarda çizdiği lider, hırçın futbolcu portresi, bir maçta hakeme tükürmesiyle daha da sert bir görünüm alır. Galatasaray taraftarı Fatih'ten memnundur. Formasının hakkını verir, başarıya kodlanmış hırsını sarı-kırmızı renkler için döktüğü terlerle akıtır. Fakat bu onbir sene boyunca Fatih Terim hiç şampiyonluk yaşayamaz.
Şampiyonluk yaşayamasa da milli takımda çizdiği grafik onu takın değişmez oyuncusu yapmıştır. 51 kez milli formayı giyer, A Milli Takımı'nda oynama rekorunu 1984 yılından 1995'e kadar elinde tutar. ilk milli maçına isviçre ile deplasmanda 1-1 berabere kalınan 20 Nisan 1975 tarihinde çıkar. Son milli maçının skoru da yine beraberlik olacaktır. 4 Nisan 1984'te oynanan Türkiye-Macaristan maçı golsüz berabere bitecektir. Rekorunun kırılmasını görmesi için 11 yıllık müddetin geçmesi gerekecektir
6 Eylül 1995 tarihinde istanbul'da Macaristan'a karşı oynadığımız Avrupa Futbol Şampiyonası grup maçında Oğuz Çetin bu rekoru ele geçirir. Fatih Terim ise 1995'te teknik direktör olarak ay-yıldızlı takımın başına çoktan geçmiş olacaktır. Yani, rekorunun takımda yer verdiği bir futbolcusu tarafından kırılışına tanıklık edecektir.
Fatih Terim jübilesi için sahaya helikopterle inerek, futbolculuk hayatına son noktasını renkli kalemle atmış oldu.
Fatih Terim isminin çevresinde dönmeye başladığımızda futbolla uzaktan yakından alakalı herkesin aklında kalan 'muhteşem jübile'nin unutulur gibi olmadığını fark etmeniz uzun sürmüyor. 18 yıllık futbol yaşamının 11 koca yılını verdiği Galatasaray'dan, yeşil sahalardan, tezahüratların çarpıştığı statlardan, tezahüratların çarpıştığı statlardan ayrılma zamanıdır. Havasından geçilmez bir futbol şovunun en şatafatlı vedası... Sarı-kırmızı konfetiler uçuşurken sahada Galatasaray-Trabzonspor maçı oynanır... Sadece sahayı değil kırmızı karanfilleri de birbirine katar helikopterin sesi ve nefesi... Santra noktasına inen helikopter de kaptan Fatih gözükür, alkış kıyamet... "Formam gözüksün diye kapıyı da açacaktık. Çok korktum, yanımdakinin omzunu çürütmüşümdür herhalde. Bu arada maç devam ediyordu ama halk toplanmıştı, polis de. Biz tur atıyorduk, hiçbir şey görünmüyordu maçta. Tam helikopterle o kalabalığın üzerine geliyorduk, bir rüzgar! Herkesin şapkası uçtu tabii. Ve böylelikle boşaldı saha içindeki kalabalık."
TEKNiKDREKTÖRLÜK HAYATI
Terim utbolu bıraktıktan sonra antrenörlük kurslarına gider. Ankaragücü'nü iki Göztepe'yi bir yıl çalıştırır.
1990-1993 tarihleri arasında Ümit Milli Takım hocalığını A Milli Takım Teknik Direktörlüğü izler. A Milli Takım Teknik Direktörü olarak ilk maçına Ekim 1993'te çıkar. Türk futboluna attığı başarı imzaları birbiri ardına sıralanmaya başlar. Dönüm noktası olarak ise inönü Stadı'nda oynanan ve 2-1 Türkiye'nin galibiyetiyle sonuçlanan isveç maçını gösterir. Türk milli takımını 1996 Haziran'ında ingiltere'de oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine taşıyan hoca odur.
Daha sonra Galatasaray�ın başına geçen imparator, takımı dört yıl üst üste şampiyon yapar. Takımın mali problemlerinden futbolcunun psikolojisine kadar ilgilenen bir teknik drektördür Fatih Terim. Karizmatik kişiliğiyle ödenmeyen paralar karşısında tavır takınan futbolcularını ikna eder ve takımda tek sorumlunun kendisi olduğuna inandırır. Bu istikrar en nihayetinde Türk Futbol tarihinde bir ilkin daha gerçekleşmesini sağlar. Galatasaray�ı UEFA kupasını kazandırır.
1999-2000 Sezonu'nda Galatasaray'a UEFA Kupası'nı kazandıran Fatih Terim, kariyerini italya Futbol 1.Lig takımlarından Fiorentina'nın Teknik Direktörü olarak sürdürdü. Bu takımdaki başarılarıyla italyan futbol kamuoyunun dikkatlerini üzerine topladı. 2001-2002 futbol sezonunda ise dünyaca ünlü Milan takımı ile anlaştı. Fakat ilk yarının ortasında görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
dün beyaz şovda izlerken, eski bir kaleci olduğunu düşündüğüm ve acaba sonraki nesiller mesela bülent korkmaz'ın futbol oynadığı yıllardan bihaber olarak onu sadece teknik adamlığı ile mi tanıyıp benimseyecek vay be diye gülümsememe neden olmuş türk futbolunun en büyük teknik adamı. (lakin bülent dengeleri değiştirecek.)
zeki, iyi idareci, iyi motivasyoncu, hırslı, çalışkan ve dün itibari ile şansın hep yanında olduğunu gördüğümüz ve diğer niteliklerinin yanında hep de böyle şanslı olmasını dilediğimiz başarılı teknik adam... ayrıca doğuştan futbol yeteneği ile doğduğu ve bunu daha çocukken ders aralarında okul duvarına şut çekerek gösterdiği rivayet olunur...
bütün maçların sonucunu doğru tahmin eden spor adamı. euro 2008 grubundaki rakibimiz olan bosna-hersek norveç karşılaşmasını bütün spor gazetelerinde yorum yapan iddaa tahmincileri "bu maçı norveç alır" derken fatih terim "bosna'ya dikkat" demişti ve dediği doğru çıktı bosna-hersek norveç'i 2-1 yenmişti aynı günde ise a millilerimiz atina'da yunanistan'ı 4-1 yenmişti. demem şudur eğer fatih terim iddaa oynasa trilyonluk serveti olurdu çünkü o bir "imparator".
anlaşılmaz teknik direktör. hakan şükür ile ne gibi samimiyeti var bilinmez ama bu takıma hala hakan şükür gibi bir kazmayı alıp, ümit karan'ı almıyorsan, ben bu adamda art niyet ararım arkadaş. tamam geçmişte hakan çok büyük başarılar kazandırdı bu ülkeye ama, artık yürümeye hali kalmayan bir insanı da alma şu takıma da, son dakikalarda kalecinin bacak arasından yediği bir gole deliler gibi sevinmek zorunda kalmayalım!
milli takimimizin basinda en cok maca cikan teknik adam fatih terimdir. norvec maciyla da kendi rekorunu egale edecektir.
--spoiler--
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, bugünkü Norveç maçıyla birlikte 57. milli sınavına çıkacak. Ay-Yıldızlı ekibin başında en çok maça çıkan teknik adam unvanına sahip Fatih Terim, toplam 56 maçta, 28 galibiyet, 15 beraberlik, 13 yenilgi aldı. Milliler, Fatih Terim'in son döneminde ise oynadığı 9'u resmi, 13'ü özel olmak üzere toplam 22 karşılaşmadan 11'ini kazandı, 7'sinde berabere kaldı, 4'ünü de kaybetti.
--spoiler--
24 mart 2007 yunanistan turkiye macinda cıkardıgı kadroyla basarısız bir sonuc alınsaydı yerin dibine sokulacak ilk kisi olucaktı.buna eminim.cok buyuk bir is basardı.gercekten cok cesaretli ve inandıgı seylerin arkasında duruyor.ozellikle milli takımda oyuncuları cok iyi motive ettigi belli. bu da onu iyi bir futbol adamı yapıyor zaten.saygı duyuyorum.
2000 yilinda galatasarayimizla turk futboluna kazandirdigi basarilari simdide milli takimin basinda hedefleyen teknik adam. gerek futbolcusuyla iliskileri olsun gerek efendiligi olsun on numara adamdir. helal olsundur.
hucum futbolunun en büyük savunucu ve uygulayıcılarından. şerefli malubiyetlerdense, savaşmayı, hucum yapmayı ilk kez bu ülke futboluna sokan insandır kendisi.
futbol bir şans oyunudur evet ve hücum futbolunda bu şansa daha fazla ihtiyaç vardır. şans, beceriklilik ve motivasyon ile her başarı elde edilebilir hucum.bunu daha önce uefa kupasında gördük ve nitekim bu gecede yaşadık bu duyguyu.nice zaferlere hocam. değerini bilmeyen türkler, italyanlar düşünsün.
yunanistan a karsı takımı oyle bir taktikle oynatmıstır ki avrupa sampiyonasında bir türlü yenilmeyen yunanistan ı cozmus, gole bogmustur. mac sonrası biz bu macı forvet ve orta saha oyuncularına savunma yaptırarak kazandık deyip kendine özgü taktik anlayısını bu sekilde tanımlamıstır. saygı duyulası insandır. kendine özgü bu taktigi umarım gruptaki diger takımlarda yunanistan a karsı uygular ve yunanistan saf dısı kalır. bence yunanistan ın cıkısı da bu macla beraber son bulacaktır. umarım haklı cıkarım.*
sahada adeta bir pandomim sanatçısını andıran hareketlerle kendini sevdiren, kurtuluş savaşından bu yana " vatan-millet-sakarya " mentalitesini insanlara en iyi aktaran teknik patron. her maç yaptığı striptiz görülmeye değerdir. sırasıyla ceket, kravat vb. sıralamayla gitmektedir.
yunanistan maçı sonrasında gösterdiği babacan tavırları ile eski fatih terim dönüyor sinyalleri vermiştir. yunan milli oyuncuları ile teker teker tokalaşıp, teknik heyet ile samimi tavırlar içerisine girmesi izleyenlerin gözünden kaçmayan bazı detaylardı.
(bkz: imparator fatih terim)
24 mart 2007 yunanistan turkiye maci ınndaki galibiyetin en büyük mimarı.takımı bu kadar motive etmek,oynatmak,1-0 geriye düsülen macı deplasmanda 4-1 almak kanımca hırslı kişiliğini futbolculara yansıtabilme kabiliyetinden geliyor..