büyük i$ler yaptı ama ısrarla başarıları bir yerlere çekilmek isteniyor.
"hagi olmasa bok yerdi"
"hakan şükür olmasa bok yerdi"
ne bekliyor bu insanlar, neyi sorun yapıyorlar anlamak mümkün değil. ulan gruptaki bütün maçları mı kazansın ne yapsın adam. elindeki kadro bu. sen bir türksün genlerin bu. bak nasıl fatih terim'e çemkiriyorsun, orada top koşturan futbolcularında senden bir farkı yok. iki günde kendini bir bok sanıyor, üçüncü gün kendini aşşağılamaya başlıyorsun. disiplin yok, istikrar yok.
hani derlerya s.ki kalkmadan götü kalkan insan tipi. hah işte türklere cuk diye oturuyor.
milli takımda ve galatasaray'da göstermiş olduğu başarılar ile herkesimin saygısını kazanmış, fakat son zamanlarda ki hal ve hareketleriyle bu saygınlığını azaltan ve bu yaptıklarından ders alması gereken insandır.
Oncelikle soyleyim bir galatasarayliyim, bunu soylememin nedeni gercekten Gs'liler bu konuda ne hissediyor onu gorsun insanlar.
Fatih terim'in 96-2000 yillarin arasinda yaptiklari malum, basarilar, destanlar, rekorlar.. Hepsine eyvallah deriz, kimse inkar etmiyor. Ne zamanki basarili Lucescu yollanip kendisi tutuldu, sanirim bunda lucescu'nun ahi da var, isler kotu gitmeye basladi. Zaten bu donemden sonra fatih terim bir turlu basarili olamadi, isleri hep ters gitti.
Su anda da her an tepetaklak olmamiz milli takimla icten bile degil. Aslinda bir bakimdan macaristan'a yenilmemiz hayirli olacak iken Fatih terim'in sansi yaver gitti ve hakem hatasiyla 3 puan aldik. Hatta oyle bir sans var ki grubun diger 2 takimi da berabere kaliyor. Daha 2 gun once elestirilen takim ve Terim simdi laf edilemiyor. Ama herkes biliyor bu kadro ve anlayisla finallere kalsak da sonuc husrandan farkli olma ihtimali bir hayli az.
Kendisi hic elestiriye gelemiyor. tamam basinin elestirme de dozaji astigini her zaman biliyoruz, gazeteler tiraji artirmak icin yazarlarin sansasyon yaratma ugrasinda olduklari da acik. Ama ben elestirilmem demek abes bence.
Terim'in milli takimda dersini iyi calismadigi koydugu kadrodan ve oyun anlayisindan ve ayrica rakibi okumadaki hatalarindan basbayagi belli, bir de bu saglam maasi alan bir insan gorevini iyi yerine getiremiyor ise elestirilmesi gayet normal. Bakalim sansi ne kadar daha surecek 2. bir letonya faciasi mi biletini keser bilemiyorum, zaten gorevden ayrilmasi bile siz kovmadiniz ben istifa ettim seklinde olacagi dunden belli, sen kimsin ki Terim gibi bir adami kovuyorsun, o ancak kendi istedigi zaman gider, sen istediginde degil. *
Turk basini ve insani tarafindan sisirilen super ego'yu sakinlestirmeye ugrasmayin.
galatasaray'da kibarca kapı gösterilip istifa ettiğinde "bir daha türkiye'de çalışmam" diyen teknik adam.
federasyonun ersun yanal'ın biletini kesip kendisine teklif götürdükten sonra teklifi kabul edip, sözünü yemesini "türkiye'de çalışmam dedim, türkiye için çalışmam demedim" cümleleriyle açıklarken, euro 96'daki öğrencilerini çağırmaktan geri kalmamıştı. isviçre'yi yenmek için eski tüfekleri aldı kadroya.
euro 2008 elemelerine çok da iyi top oynamadan iyi bir başlangıç yapmış, gerek her vurduğumuzun gol olması, gerek kritik anda -durum 2-1'ken- yunanistan'ın topunun direkten dönmesi şansımızdı. kadro seçimi 1-2 oyuncu dışında iyi ancak, oyuncuların oynatıldıkları mevki yanlıştı. oyun kurgusu, takım düzeni yanlıştı... gökdeniz'in gol atması, emre'nin cezasının bitmesi norveç maçında zaten kurgusu afallayan takımın hallaç pamuğu gibi atılmasına sebep oldu. gökdeniz'i oynatmak için, sabri sola çekildi halbuki, volkan yunanistan maçında harika oynamıştı, bu çocuğu kaybetmeyi göze alarak kendi prensini sola çekti. hüsran... 2-0 geriye düşüp yine kaleci hatasıyla 2-2'ye gelmek...
malta maçı... ilk maçtan bu yana aslında takım aman aman oynamıyordu ama giderek iyileşeceği düşünülmekteydi ancak sinyor, her şeyi çok bilen sinyor takımı çiftliği gibi görmesinden dolayı, göz boyamak için aldığı birkaç genç oyuncuyu basın toplantılarında yanına oturtup "gençleşiyoruz, revizyon yapıyoruz" havası vermekteydi. takım giderek kötüleşti. macaristan maçından önceki 4 maça bakalım, 5 puan almışız, 4'ü top oynamadan -allah var yunanistan maçında mücadele vardı, macaristan maçında o da yoktu- kalecilerin kötü olmasından kazanmışız...
nuri şahin'i "geleceğimiz" olarak lanse edip, sonrasında kadroya almamak... hani nuri'nin kendi takımında oynamamasıysa sebep, bu takıma hakan -önceki yılları kast ediyorum hakan'dan-, nihat, emre ve daha niceleri kendi takımlarında oynamıyorken giriyorsa nuri neden giremiyor? serdar kurtuluş gibi bir çocuk defansın sağında müthiş işler yapıyorken, sabri'ye fark atan performans sergilerken bu çocuğu kadroya almamak veya sakatlıktan doğan boşluğa sonradan "hadi sen de gel" gibi bir yaklaşım içine girmek neyin nesi? ragıp gibi mevkisinde şu anda türkiye'nin en başarılı performansını sergileyen bir çocuk nasıl olur da milli takım kadrosuna girmeyi başaramaz?
malta maçındaki yanlışlar acımasızca eleştirildi. haklıydı medya, ayda 110.000 ytl maaş alan biri, malta gibi bir ülkeyi taktik olarak ve oyuncu tercihi olarak yanlışlarından dolayı kaybediyorsa, en ağır şekilde eleştirilir. ama sinyor, imparator ve filozof olan terim, intikam, iki mezar gibi kelimelerle dişini göstermekteydi... ders almayıp, ders vermekte olduğunu belirtti.
macaristan maçını organize atak yapamadan, 1 puana razı olarak tamamlayacakken, hakem çıktı sahneye ve macarların en iyi oyuncusunu attı... hakan'ın oyuncuya teması vardı. penaltı değilse bile, oyuncunun düşmesi pozisyon icabıydı ve hakem haksıca kırmızıyı gösterdi.
o gazla gol bulduk, hemen arkasından daha ısınmamış olan kaleciye bir gol daha ve son dakikada bir tane daha. 3-0 aldık... aldık ama ezmedik takımı, sindirmedik, yarı sahamızda at koşturttuk, en tehlikeli atakların macarlar tarafından gelmesine seyirci kaldık...
ve maç sonrası takımı taktik olarak çok iyi hazırlamış edasıyla çıkan fatih terim; "macaristan gibi kritik bir maç öncesi hocayı, futbolcuları yerden yere vurmak kolay. nerede milli dava?" açıklamasını yaptı...
doğru ya? neredeydi milli dava? milli davaya ihanet edercesine babasının çiftliği gibi kullandığı milli takım seçmeleri işini yapan fatih terim'i eleştirmek ne haddimize? o ki sinyor, o ki imparator, o ki en büyük türk filozofu...
rakip 10 kişi kalmasaydı, o dakikaya kadar ilk yarının sonunda tubcay'ın pozisyonu dışında pozisyon bulamayan milli takım maçı koparabilir miydi? ya da çocuk topla bulur buluşmaz topu ağlarımıza gönderseydi? ya hakem, hakan'ı oyundan atıp, penaltı verseydi? ne olacaktı ha sinyor?
milli dava! malta ve macaristan'ın galibiyet primleri olarak 150.000 dolarlık milli dava... malta ile berabere kalınca 50.000 dolarlık prime düşen milli dava! ayda 110.000 lira maaş alıp, yılda 10 maça hazırlanılamayan milli dava! macaristan maçının galibiyeti priminin açık çeke dönüştüğü milli dava!
doğru ya fatih hoca... milli dava! bir sen milliyetçisin, bir sen istiyorsun milli takımın başarısını! kimse istemiyor senden başka!
bu sabah itibari ile futbolcularımın kılına dokundurmam diye beyanat vermiş teknik adamdır.
fatih hocam yaptıkların asla tartışılmaz. hatta türkiyenin en büyük spor adamlarından biri olduğunu iddia etmek de mümkündür. ama hocam.. adamlar maltayı bile yenemeyecekler, basın ve halk da onları eleştirmeyecek. hatta sen de basına kızıp elemelerin sonuna kadar basına demeç vermeyeceksin. kusura bakma ama türkiye cumhuriyeti kimsenin babasının çiftliği değil. o topçular bu forma için harcadıkları bütün emeğin karşılığını hem ytl bazında hem de jeep bazında alıyorlarsa bu halk da malta rezilliğinin hesabını sorar.
(#2209656) bu entry ile malta maçı öncesi iki kelam ettiğim için bugün de bir şeyler deme hakkını kendimde görüyorum müsadenizle. sabah evdeki tamirat işleri nedeniyle yarım gün izin almış olduğum için öğlen 12'ye doğru ajanslarda ne var diyerek yıllardır yapmadığım bir aktivite olan haftaiçi gündüz evde tv seyretme olayına sardım. ntvde terim'in basın toplantısını görünce yaşadığım şehirdeki bomba paniğini dahi es geçerek seyretmeye başladım.
öncelikle beni şaşırtmadı. insani bir durum. insan yedisinde neyse yetmişinde de odur. hepimiz böyleyizdir. kabullenmek, eleştirene afferin bana çok güzel ayar vermişsin demek imkansız. deyinmek istediğim nokta bunun ötesinde olan durum. ben ders almam ders veririm, ben çok büyük başarılar kazandım, çok emek harcadım, gazeteclilik meslektir, vicdansızlık meslek değildir (sanki çalışma bakanlığı bürokratı, millet de onu merak ediyordu)gibi ifadeler artık baydı. ortada bir kötü gidiş var. yunanistan maçında da vardı. bugün daha da derinleşti. a milli takım kötü oynuyor, kötü yönetiliyor, oyuncu seçimleri kötü yapılıyor. bunlar benim kişisel beğenmemelerim değil evrensel kötüler. oyuncular oynadıkları liglerdeki performanslarına dahi ulaşamıyor. hal böyleyken çıkıp da doksanlı yıllardaki başarılardan bahsetmek manasız. çok şey değişti ve başlığığa adını veren teknik direktör çalıştırdığı son üç kulüp takımında net bir başarısızlık yaşadı. a milli takımdaki başarısızlık da burdan geliyor. hala bir travma içinde. bugün basın toplantısında böyle bir konuşma yapan hırstaki birinin başarısız hatta bir dönemi de işsiz 4-5 yıldan sonra nasıl bir travma içinde olduğunu varın hepberaber kestirelim. euro 2008'e katılabiliriz ama kaybettiğimiz yıllar 2010'da olmasa bu gidişle 2012'de kendini gösterir. ki sorunun tff boyutunu hiç ele almıyoruz şimdilik.
yunanistan'ı deplasmanda 4-1 yendiğinde ondan iyisi olmayan; fakat bir iki şanssız puan kaybından sonra yerden yere vurulan büyük teknik adam.
(bkz: imparator)
yunanistan maçından sonra da aklı başında kişilerin eleştirdiği kişidir.
keza, maçın kritik dakikalarında kalecinin şanssızlığıyla gol atmış, yine kritik bir dakikada bir top kale dereğimizden dönmüştür. norveç maçı yine aynı terane... bosna hersek maçı mağlubiyeti ve malta beraberliği. milli takım'ın son 4 maçının 4'ünde de hem oyuncu seçme hem de takım kurgusu bakımından hatalar vardır.
futbolcuların beceriksizliği yok mudur? elbette vardır, ancak milli gol kaçırma rekortmeni hakan şükür'ü kadroya her daim alan da ben değilim. hakan'ın kaçırdığı her pozisyon, hakan'ın yetişemediği her pozisyon bire bir fatih terim'in suçudur.
yok orta yapılmış da fatih terim mi gol atmamış. hakan denen şahıs, alacak o zaman o topları... "2008'de sahadayım" demesini biliyor, onu demeyi biliyorsa, "iyi niyetle mücadele etmek" dışında şeyler de yapacak... yoksa köşesine çekilecek, ümit karan, gökhan ünal, mehmet yıldız gibi çocukları izleyecek... efsane olmak demek, vefa duygusuyla bir şeylere sahip olmak demek değildir. can bartu da oynasın o zaman!
günah keçisi olmasının sebebi de takımı devamlı ve inatla yanlış kurguyla oynatması...
zaman zaman hatalı kararlar alan * milli takım teknik direktörü. ancak yerden yere vurulup, abartılı bir şekilde eleştirilmeyi haketmeyecek kadar da bilgili, mantıklı bir insan. bugün düzenlediği basın toplantısında söylediği her cümle de haklıdır.
"milli takım kazanınca "hepimizin milli takımı", ancak; kaybedince "fatih terim'in milli takımı" oluyor"diyerek, haklı bir serzenişte bulundu. allah sabır versin kendisine, sinirleri iyi dayanıyor.
edit: ben bu entrymi yerim arkadaş. hatta mideme falan dokunur en iyisi yok olsun gitsin. bilgili, mantıklı bir insanmış. nah mantıklı.
macaristan macini kazanarak uzerindeki kara bulutlari dagitacak milli takimimizin, kariyerli, basarili, karizmatik teknik direktoru. basariyi paylasan, basarisizligi ise ustlenen babacan insan.
(bkz: imparator)
17 mayıs 2000' de kendisiyle sevinenlerin şimdi kendisini yerden yere vurduğu teknik direktör. elbette herkes hatasında eleştirilmelidir, ancak eleştiri istikrar da taşımalıdır!