galatasaray'da kibarca kapı gösterilip istifa ettiğinde "bir daha türkiye'de çalışmam" diyen teknik adam.
federasyonun ersun yanal'ın biletini kesip kendisine teklif götürdükten sonra teklifi kabul edip, sözünü yemesini "türkiye'de çalışmam dedim, türkiye için çalışmam demedim" cümleleriyle açıklarken, euro 96'daki öğrencilerini çağırmaktan geri kalmamıştı. isviçre'yi yenmek için eski tüfekleri aldı kadroya.
euro 2008 elemelerine çok da iyi top oynamadan iyi bir başlangıç yapmış, gerek her vurduğumuzun gol olması, gerek kritik anda -durum 2-1'ken- yunanistan'ın topunun direkten dönmesi şansımızdı. kadro seçimi 1-2 oyuncu dışında iyi ancak, oyuncuların oynatıldıkları mevki yanlıştı. oyun kurgusu, takım düzeni yanlıştı... gökdeniz'in gol atması, emre'nin cezasının bitmesi norveç maçında zaten kurgusu afallayan takımın hallaç pamuğu gibi atılmasına sebep oldu. gökdeniz'i oynatmak için, sabri sola çekildi halbuki, volkan yunanistan maçında harika oynamıştı, bu çocuğu kaybetmeyi göze alarak kendi prensini sola çekti. hüsran... 2-0 geriye düşüp yine kaleci hatasıyla 2-2'ye gelmek...
malta maçı... ilk maçtan bu yana aslında takım aman aman oynamıyordu ama giderek iyileşeceği düşünülmekteydi ancak sinyor, her şeyi çok bilen sinyor takımı çiftliği gibi görmesinden dolayı, göz boyamak için aldığı birkaç genç oyuncuyu basın toplantılarında yanına oturtup "gençleşiyoruz, revizyon yapıyoruz" havası vermekteydi. takım giderek kötüleşti. macaristan maçından önceki 4 maça bakalım, 5 puan almışız, 4'ü top oynamadan -allah var yunanistan maçında mücadele vardı, macaristan maçında o da yoktu- kalecilerin kötü olmasından kazanmışız...
nuri şahin'i "geleceğimiz" olarak lanse edip, sonrasında kadroya almamak... hani nuri'nin kendi takımında oynamamasıysa sebep, bu takıma hakan -önceki yılları kast ediyorum hakan'dan-, nihat, emre ve daha niceleri kendi takımlarında oynamıyorken giriyorsa nuri neden giremiyor? serdar kurtuluş gibi bir çocuk defansın sağında müthiş işler yapıyorken, sabri'ye fark atan performans sergilerken bu çocuğu kadroya almamak veya sakatlıktan doğan boşluğa sonradan "hadi sen de gel" gibi bir yaklaşım içine girmek neyin nesi? ragıp gibi mevkisinde şu anda türkiye'nin en başarılı performansını sergileyen bir çocuk nasıl olur da milli takım kadrosuna girmeyi başaramaz?
malta maçındaki yanlışlar acımasızca eleştirildi. haklıydı medya, ayda 110.000 ytl maaş alan biri, malta gibi bir ülkeyi taktik olarak ve oyuncu tercihi olarak yanlışlarından dolayı kaybediyorsa, en ağır şekilde eleştirilir. ama sinyor, imparator ve filozof olan terim, intikam, iki mezar gibi kelimelerle dişini göstermekteydi... ders almayıp, ders vermekte olduğunu belirtti.
macaristan maçını organize atak yapamadan, 1 puana razı olarak tamamlayacakken, hakem çıktı sahneye ve macarların en iyi oyuncusunu attı... hakan'ın oyuncuya teması vardı. penaltı değilse bile, oyuncunun düşmesi pozisyon icabıydı ve hakem haksıca kırmızıyı gösterdi.
o gazla gol bulduk, hemen arkasından daha ısınmamış olan kaleciye bir gol daha ve son dakikada bir tane daha. 3-0 aldık... aldık ama ezmedik takımı, sindirmedik, yarı sahamızda at koşturttuk, en tehlikeli atakların macarlar tarafından gelmesine seyirci kaldık...
ve maç sonrası takımı taktik olarak çok iyi hazırlamış edasıyla çıkan fatih terim; "macaristan gibi kritik bir maç öncesi hocayı, futbolcuları yerden yere vurmak kolay. nerede milli dava?" açıklamasını yaptı...
doğru ya? neredeydi milli dava? milli davaya ihanet edercesine babasının çiftliği gibi kullandığı milli takım seçmeleri işini yapan fatih terim'i eleştirmek ne haddimize? o ki sinyor, o ki imparator, o ki en büyük türk filozofu...
rakip 10 kişi kalmasaydı, o dakikaya kadar ilk yarının sonunda tubcay'ın pozisyonu dışında pozisyon bulamayan milli takım maçı koparabilir miydi? ya da çocuk topla bulur buluşmaz topu ağlarımıza gönderseydi? ya hakem, hakan'ı oyundan atıp, penaltı verseydi? ne olacaktı ha sinyor?
milli dava! malta ve macaristan'ın galibiyet primleri olarak 150.000 dolarlık milli dava... malta ile berabere kalınca 50.000 dolarlık prime düşen milli dava! ayda 110.000 lira maaş alıp, yılda 10 maça hazırlanılamayan milli dava! macaristan maçının galibiyeti priminin açık çeke dönüştüğü milli dava!
doğru ya fatih hoca... milli dava! bir sen milliyetçisin, bir sen istiyorsun milli takımın başarısını! kimse istemiyor senden başka!
Oncelikle soyleyim bir galatasarayliyim, bunu soylememin nedeni gercekten Gs'liler bu konuda ne hissediyor onu gorsun insanlar.
Fatih terim'in 96-2000 yillarin arasinda yaptiklari malum, basarilar, destanlar, rekorlar.. Hepsine eyvallah deriz, kimse inkar etmiyor. Ne zamanki basarili Lucescu yollanip kendisi tutuldu, sanirim bunda lucescu'nun ahi da var, isler kotu gitmeye basladi. Zaten bu donemden sonra fatih terim bir turlu basarili olamadi, isleri hep ters gitti.
Su anda da her an tepetaklak olmamiz milli takimla icten bile degil. Aslinda bir bakimdan macaristan'a yenilmemiz hayirli olacak iken Fatih terim'in sansi yaver gitti ve hakem hatasiyla 3 puan aldik. Hatta oyle bir sans var ki grubun diger 2 takimi da berabere kaliyor. Daha 2 gun once elestirilen takim ve Terim simdi laf edilemiyor. Ama herkes biliyor bu kadro ve anlayisla finallere kalsak da sonuc husrandan farkli olma ihtimali bir hayli az.
Kendisi hic elestiriye gelemiyor. tamam basinin elestirme de dozaji astigini her zaman biliyoruz, gazeteler tiraji artirmak icin yazarlarin sansasyon yaratma ugrasinda olduklari da acik. Ama ben elestirilmem demek abes bence.
Terim'in milli takimda dersini iyi calismadigi koydugu kadrodan ve oyun anlayisindan ve ayrica rakibi okumadaki hatalarindan basbayagi belli, bir de bu saglam maasi alan bir insan gorevini iyi yerine getiremiyor ise elestirilmesi gayet normal. Bakalim sansi ne kadar daha surecek 2. bir letonya faciasi mi biletini keser bilemiyorum, zaten gorevden ayrilmasi bile siz kovmadiniz ben istifa ettim seklinde olacagi dunden belli, sen kimsin ki Terim gibi bir adami kovuyorsun, o ancak kendi istedigi zaman gider, sen istediginde degil. *
Turk basini ve insani tarafindan sisirilen super ego'yu sakinlestirmeye ugrasmayin.
milli takımda ve galatasaray'da göstermiş olduğu başarılar ile herkesimin saygısını kazanmış, fakat son zamanlarda ki hal ve hareketleriyle bu saygınlığını azaltan ve bu yaptıklarından ders alması gereken insandır.
büyük i$ler yaptı ama ısrarla başarıları bir yerlere çekilmek isteniyor.
"hagi olmasa bok yerdi"
"hakan şükür olmasa bok yerdi"
ne bekliyor bu insanlar, neyi sorun yapıyorlar anlamak mümkün değil. ulan gruptaki bütün maçları mı kazansın ne yapsın adam. elindeki kadro bu. sen bir türksün genlerin bu. bak nasıl fatih terim'e çemkiriyorsun, orada top koşturan futbolcularında senden bir farkı yok. iki günde kendini bir bok sanıyor, üçüncü gün kendini aşşağılamaya başlıyorsun. disiplin yok, istikrar yok.
hani derlerya s.ki kalkmadan götü kalkan insan tipi. hah işte türklere cuk diye oturuyor.
Şu anda tek amacı milli takımı yenilemek olan türkiye'nin en başarılı teknik direktörümüzdür. Bu değişim esnasında zaman zaman kayıplarımız, kötü futbol olacak ve hatta elendiğimiz anlar olacaktır. Önemli olan desteğimizi çekmemek, sabırlı olmak ve gerekli krediyi tanımamızdır. *
Edit: Bu entry eksilenmiş. Neden başarısız olunduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Hiç kimseye sabır göstermiyoruz.
13 Ekim 2007 Moldova Türkiye maçı sonrası
''Yunanistan'ı inşallah kendi evimizde yeneceez'' diyen
''hadi bakalım'' şeklinde annemin karşılık verdiği
milli takım teknik direktörü.
-efendim simdi onumuzde bir yunanistan maci var.
-dogrudur
-onunla ilgili neler dusunuyorsunuz? ali sami yen'de yunanistan'i agirliyacagiz.
-ali sami yen'de pek cok zaferlerim var....
zaten cumlenin devaminin pekte onemi yoktur. fatih terim bize kendini tanitmaktan bikmamistir bi turlu.
tanim: dunyadaki en yuksek egoya sahip insan evladi.
basın toplantısında gözlüğünü ısırarak karizma yapmaya çalışan, malta ile berabere kaldığımız için eleştirildiğinde, "ben ders almam, veririm" diyen, bu maçtan sonra ne diyeceğini hiç merak etmediğim [zira hep aynı şeyleri söylüyor] a milli takım teknik direktörüdür.
avrupa'da yedeğin yedeği olan tuncay ve emre'den vazgeçmeyip ibrahim üzülmez gibi birisine sol kanadı emanet eden, hıncal uluç'un kankası.
şenol güneş'in ne suçu vardı? ya da ersun yanal'ın?