eşekli kütüphaneci

entry5 galeri3
    1.
  1. fakir baykurtun ölümünden önce yazdığı son roman.mükemmel bir eser.kapadokya halkının geleneklerini ,misafirperverliğini
    anlatır.yazar,mustafa güzelgözün yaptığı büyük hizmeti , köylüyü okutmak için verdiği uğraşı akıcı ve sade bir türkçeyle anlatmaktadır.
    1 ...
  2. 2.
  3. fakir baykurt'un mustafa güzelgöz'ün hayatını romanlaştırdığı eseridir.
    güzelgöz'ün hayatı ve yaptıkları güzel örneklerdir. amacını tasvip etmesem de cemaat yararını gözeten, cemaat ile ve cemaat için maddî bir çıkar beklemeksizin bir şeyler yapan insanların yaptıkları takdir edilmeli ve anlatılmalıdır. anlatılmalıdır ki bir şey yapmak istediğimizde "cebine para mı giriyor" diyen ahlaken düşük adamların sayısı azalsın; güzelöz gibi insanların sayısı artsın. kemalist değilim ve kemalistlerden nefret ederim. ama "mizah" ürettiğini iddia eden faydasızlardansa ülkesi için iyi bir şeyler yaptığına inanarak para, pul döken, zaman harcayan ve ter döken böyle insanlarla hasım olmayı tercih ederim.

    lakin bunlar anlatılırken, keşke, yapılan bazı islâm dışı şeyleri -şarap üretmek- meşru göstermek için, romanda bir -belki gerçekten böyle biri var ama bu pek mühim değil- imamı "allah rızkımızı çıkarmamızı, sağlığımızı korumamızı (şarap sağlığa zararlıdır düşüncesinden hareketle) emrediyor. haram kıldığı ise insanın kendisini kaybetmeyecek kadar içmesi gibi sığ, ciddiyetsiz ve alay konusu olmaktan öteye gitmeyecek sözlerle konuşturmasaydı fakir baykurt.
    hoş, hatasız kul olmaz ki bu tavır baykurt romanlarının hepsinde gördüğümüz bir şey.
    köy enstitülü bir yazardan aksi bir davranış beklersek hatalı olan biz oluruz .
    0 ...
  4. 3.
  5. Mustafa Güzelgöz, diğer adıyla Eşekli Kütüphaneci. Kütüphaneyi halkın ayağına götürmek düşüncesi ile Ürgüp seyyar kütüphanesinin yedi katır ve üç atı ile yöredeki 36 köye hizmet götürmüştür.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1071819/+
    10 ...
  6. 4.
  7. harika bir kitap. nereden nereye dedirtiyor insana. vatandaşın aydınlanması için uğraşan mustafa güzelgöz gibi memurlardan iktidara yaranmaktan başka bir işe yaramayanlara nasıl geldik biz?
    0 ...
  8. 5.
  9. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085090/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085091/+

    Yıl 1943.

    Genç Mustafa'nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi'ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: "Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun." Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.
    - Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu ?
    – Alıyorum.
    – Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, O kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten.
    23 yaşındaki genç memur "Ne yapayım, ne yapayım?" diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce "Deli misin bey?"der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir. O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, bin bir güçlükle üstesinden gelir. Çünkü o zaman da şimdiki gibi, "Aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da" zihniyeti var. O bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan, ülkesine gram faydası olmayan bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek alır. iki tane de sandık yaptırır. iki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne "Kitap idare Sandığı" yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar. Kütüphaneye de bir yazı asar: "Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz." Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da. "Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak" der. Mustafa artık Ürgüp'teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel'le köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca'nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa'nın eşeği Yüksel yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir. Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor. Zenith ve Singer'e mektup yazar: "Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım" der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti).Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, "Kendi görev tanımı dışında davranıyor" diye. 50 yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir. Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir.
    2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp'e "Eşekli Kütüphaneci" Mustafa GÜZELGÖZ ve eşeğinin heykelini dikerler.

    https://www.facebook.com/.../posts/10158869826244674/
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük