arkadaşlar bu sözlük'e geleli 11 ay 3 gün oldu. o günden tam da bugüne değin kendimce, dilim döndüğünce hassas, naif bir lisan kullandım. sizden de aynısını bekledim, beklemeğe de devam ediyorum.
dün gece hanımla otururken, 2 husustan mütevellit gerildik efendim.
1) portakal
kendisi, allah bin kez razı olsun ondan, portakal soyarak eşkıyayı izlerken önüme getirdi. son derece naif biri olmama rağmen, hanımımın ve 3 çocuğumun sağlığı mevzu bahis olunca birden gerildim. boğazımı temizleyerek söz aldım,
- hanım, hanım! size kaç kere söyleyeceğim efendim lütfen mevsiminde olmayan sebzeyi, meyveyi bize yedirmeyin diye!
alındı kadıncağız. aşk ederek gönlünü aldık çok şükür.
2) uludağ sözlük
geçen 11 ay 3 günün akabinde, şunu gözlemledim, sözlük bağımlılık yapıyor. esasen sözlük değil tabi, sizin tatlı diliniz, nüktedan yapınız bağımlılık yapıyor. 62 yaşında biri olarak çengel bulmaca, kendi kıraş saga ve uludağ sözlük hayata tutunmamı ve sıkılmamamı sağlıyor mirim.
uzatmayalım, gece yarısına doğru sözlüğe gireyim dedim. hanım, merak edip yanıma geldi. "napıyorsunuz nihat bey?" dedi. "arkadaşlarımla eğleniyorum" dedim "bu çocuklar bir alem" diye de ekledim. gelmek istedi, buyur ettim.
sayfayı tazelememle kıyamet koptu. sol çerçevedeki başlıklar şu minvaldeydi;
bebek gibi kıza acımadan 6 posta kaymak
selma hayek'in memeleri vs nadide sultan'ın memeleri
sabaha kadar 13 posta atmanın sırları
tabi bu manzarayı hanıma izah etmenin imkanı yoktu. tartıştık. 2. kez aşk ederek gönlünü almak zaruretim hasıl oldu. yorucu bir geceydi ama sizin için değer be arkadaşlar. sizleri seviyorum be!