dünyada geniş bir aralıkta kabul veya tepki gören ilişki türü.
- eşcinsel evlilik yapılan ülkeler: hollanda, belçika, ispanya, norveç, isveç, kanada, güney afrika.
- eşcinsel sivil birliktelik yapılan ülkeler: andorra, avustralya, çek cumhuriyeti, danimarka, finlandiya, fransa, almanya, macaristan, izlanda, lüksemburg, yeni zelanda, slovenya, isviçre, ingiltere, uruguay.
- eşcinselliğin yasal olduğu ülkeler: türkiye ile birlikte yaklaşık 100 ülke.
- eşcinselliğin hapis ile cezalandırıldığı ülkeler: fas, cezayir, tunus, libya, mısır, suriye, türkmenistan, pakistan, hindistan ve bir sürü afrika ülkesi.
- eşcinselliğin idam ile cezalandırıldığı ülkeler: iran, afganistan, suudi arabistan, sudan, somali.
Evet var olan bir durumdur.Fakat haklı veya haksız birçok insana göre değişebilen bir durumdur da..
Şuna katılmam kesinlikle.Asla..insan hayatıyla oyun olmaz.Hani son günlerde gördüğümüz eşcinsel cinayetleri gibi..
Kanunların dışına çıkmamış bu kişi,ama gitmiş vurmuşsun durduk yere.O noktaya gelmeyene kadar yoksun ama vururken varsın. Tasvip etmeyebilirsin benim gibi,ama o silahı eline alamazsın,terör estiremezsin.Gidip cinayet işleyemezsin.
Fakat hani deniliyor ya " bu konu bir tabu " .Hakkat bi tabu.
Nasıl ki eşcinsel olduğunu söyleyemeyen bir vatandaşada bir tabu yapılıyorsa,ben karşıyım ve iyi görmüyorum diyen birinede tabu yapılıyor.
Oysa biri susup, diğeri konuşursa bir yere varılamayacağı çok açık..
Eşcinsel olan kişi, nasıl ki konuşup gerekçelerini söyleyecekse, diğeri de söylemeli.
Benim en sevdiğim sanatçılar eş cinsel.Ha yaptığı işleri, eserleri gerçekten güzel..
Ama mesela sohbet döner dolaşır özel hayata gelirse; "ya ben doğru bulmuyorum" dersem yanıyorum! Yakıyorlar valla !
Oysa ki felsefi bir tartışma olarak düşünelim bunu.Kimi bu görüşten kimi şu..Kimine göre doğru bilgi var, kimine göre yok . Ama bu taraflardan biri diğerine " yok sen cahilsin bi bok bildiğin yok !" ayağına yatamaz.
Sadece kendi görüşlerinizi söylersiniz ve bunları destekleyecek,söylediklerinzle uyuşacak şeyler sunarsınız.
Bu homoseksüelliği kabul eden için de , etmeyen içinde geçerlidir.
Fikrimi söylemek istediği konuda istediğim şeyi söylerim..Bence herkes de böyle olmalı.Bir homoseksüelde savunmalı kendini.Ama kabul etmeyen biri de.ikisi de..
Bazı konularda mesela sağlık,evlilik gibi konularda şu söylenebilir şimdi.Duyuyor gibi oldum hatta:
-ya sen her konuda eşcinseller ve karşıtlarının bazı benzer hakları olabileceğini söylüyorsun.Fikrini özgürce söylemek,oy kullanmak vs.vs.Ama niye evlilik , çocuk evlat edinme gibi şeylerde karşısın.Bu mu eşitlik anlayışın ?!!??!
Bu soruyu soran kesin eksik okuma yetisine sahip biridir.Ama ben sabırla yaklaşacağım.Ve:
-Zaten bende diyorum ki,bence olmamalıdır.Bence şu şekilde dayanakları da var.Eğer sağlam tek gerçek bilimsel gerçeklik olsa bu konu,bende zaten "bence" demem..Demek ki bu da söylenir.
Haa şimdi şu denebilir."Bence" kısmını sormadık sana.."Bence" li tümce kurma diye.
O zaman bana yada benim gibilere birşey söyleyeceği olanlarda bence li cümle kurmasın.Kesinleşmiş bilimsel kanunlardan yola çıksınlar.Yada bunun felsefi bi konu gibi göreceli olduğunuda söylesinler lafın başında..
anormalmidir peki nedir bu normal.erkekle kadının birleşmesi mi.niye çünkü bir üretim meydana gelebilir yani eşcinsel ilişkinin bir meyyesi olmaz.bu yüzden modern toplumlar pek tahammül edemez.
doğallıkla üreme arasında bir bağ olmadığı için doğada pek çok hayvanda görülen, hatta eğer evcil bir hayvanınız varsa onda bile görebileceğiniz bir durumdur. elbette, böyle olmasaydı da sorun değildi. neden? çünkü kafası biraz basan biri insanın doğaya bağımlılığını en aza indirgemiş sosyal bir hayvan olduğunu idrak edebilir. barajları, nükleer santralleri, cep telefonlarını doğaya uygun olduğu için değil, doğanın kısıtlarına rağmen inşa ediyoruz, üretiyoruz. elbiselerimiz var ve bu yüzden tüysüzüz.
ayrıca, inatla eş cinsel yazılsa da aslı eşcinseldir.
doğaya aykırı falan değildir. insan dışında pek çok hayvanda eşcinsellik görülür.
bir de şunu belirtmek isterim ki. eğer eşcinseller serbest bırakılsaydı, şu anda hiç eşcinsel kalmazdı. çünkü nesillerini devam ettiremezlerdi. aslında eşcinselleri heteroseksüel ilişkilere zorlayarak nesillerinin devam etmesini sağlayan da yasakçı zihniyet.
bu işin elbette şakası, ben eşcinsel insana saygı duyarım ama iki insan bunu istiyorsa bir şey söyleyemeyiz. sonuçta bana ya da sana bir zararı var mı? yok. hiç kimse de başkasına bakıp eşcinselliğe özenmez. o yüzden hadi gidin daha büyük, anlamlı işler ile uğraşın.
yadırganmaması gereken cinsel tercih.
farklı oldukları için insanları dışlamak etik değildir.
kimseyi tercihlerine göre yargılamak bizim işimiz değildir.
kimsenin değildir.
onaylamasan bile saygı göstermelisin. ***
saygı duyacağım gibi bir hayatı yasayan escinsel varsa gelsin saygı duyarım,duymusumdur da..ama nasıl olsa escinselim toplumun bir çitini aştım ahlak,namus,sadakat gibi diğer çitleri de atlasam ne olacak düşüncesi varsa o eşcinsel de olsa hetero da olsa saygı beklemesin.
konuya önce sigmun freud'un cinsiyet üzerine adlı kitapta söyledikleriyle başlayalım:
''dönüklerin*davranışı-dönüklerde aşağıdaki tipler ayırt edilir.
a)kesin dönükler: kısaca diğer cinsten kimselere karşı ilgisiz kalanlar; diğer cins kendilerinde nefret uyandırır. bunlar anca kendi cinsinden olanı cinsel nesne* olarak algılarlar.eğer dönük erkekse, bu nefretten dolayı normal cinsel eylemde bulunma gücüne sahip olamaz ya da yapsa bile hiç tat alamaz.?!
b)çift yaşayışlı dönükler(psikoseksüel hermafrodizm): kısaca nesne olarak ayırt etmeksizin cinslerden birini ya da ötekini alanlar.bu tip dönüklerde tek yanlı olmak karakteri yoktur.
c)fırsat düştüğünde dönük olanlar: bu tip dönükler, belirli koşullar içinde(özellikle normal cinsel birleşme için gerekli nesneyi bulamadıklarında)ya da taklitçiliğe kapıldıkları için, kendi cinslerinden bir kimseyi cinsel nesne olarak kabul eder ve cinsel gereksinimlerini giderirler.
cinselliklerinin özelliği üzerine kendi taşdıkları yargıya gelince, dönükler değişik biçimde davranırlar. kimilerinde dönüklük, libidosuna yön vermek kadar doğaldır. kimileri kendi dönüklükleri olgusuna karşı isyan halindedirler,bunu da marazi bir zorlama olarak duyarlar.*
bu cinsel gösterilerin ortaya çıktığı yaşam dönemlerine göre de iki tip dönüklük ayırt edilir. kimilerinde dönüklük belleğin erişebileceği kadar uzun bir zaman var olmuş gibi görünür;kimilerinde ise erginlikten önce ya da sonra, belli bir zamanda kendini göstermiştir.
dönüklük kuramı-dönüklük ilk önce doğuştan gelen bir sınır soysuzlaşması(dejenerasyon)belirtisi olarak kabul edilmiştir. bu, hekimlerin dönüklük gözlemledikleri ilk kimselerin sinir hastaları(nevropat)ya da hiç değilse sinir hastalarının bütün görüşlerine sahip kimseler olmaları ile açıklanmaktadır. bu tez ayrı ayrı yargılanması gereken iki savı içine almaktadır: birincisi, dönüklük doğuştan gelmedir;ikincisi,dönüklük bir soysuzlaşma belirtisidir.
soysuzlaşma-soysuzlaşma terimimnin düşüncesizce kullanılması, her yerde olduğu gibi burada da itirazlara sebep olmaktadır.hastalık nedenleri açıça travmatik ve bulaşıcı olmayan her patolojik gösteriye, soysuzlaşma dmeye azar azar alışılmıştır. mangnanın soysuzlaşma sınıflamasına göre, sinir sistemiminin çalışmasının kusursuz olduğu hallere soysuzlaşma terimini uygulamak mümkün olmuştur. öyleyse bu yeni soysuzlaşma kavramının değeri ve kapsama alanı ne olabilir? şu iki durumda soysuzlaşmadan söz etmemek tercih edilebilir gibi görünmektedir:
1-birlikte başka dönüklerde bulunmuyorsa,
2-kişinin işlerinin ve etkinliklerinin tamamı ağır bozukluklara uğramamışsa.
öyle ki,dönüklerin bu anlamda soysuzlaşmış kimseler olmadıkları şu olgular topluluğundan da bellidir:
1-başka ağır sapıtmalar göstermeyten öznelerde dönüklüğe rastlanır.
2-genel etkinliği bozulmamış, ahlâk ve zekâ gelişmeleri pek yüksek bir dereceye erişmiş olan öznelerde de dönüklük bulunur.
3-klinikçilerinkinden daha genel bir görüş noktasından alınınca dönüklüğü bir soysuzlaşma belirtisi olarak anlamayı yasaklayan iki olgu kategorisiyle karşılaşılır:
a)dönüklüğün sık sık görülmüş olan bir pratik olduğunu unurmamak gerekir, eskçağ uluslarında, uygarlıklarının en yüksek olduğu dönemde, dönüklüğün hemen hemen önemli bir kurum olduğu söylenebilir.
b)dönüklük ilkel, vahşi kavimler arasında son derece yaygındır; oysa soysuzlaşma terimi genelde ileri uygarlıklar için kullanılır. hatta avrupa'nın çeşitli uygar uluslarında bile, ıkr ve iklim farklılıklarının, dönüklüğün sıklığı ya da azlığı konusunda ve ahlaki davranış üzerinde pek büyük bir etkisi vardır.''
burada kısa keserek kendi yorumlarımı eklemek istiyorum: *bu kişiler direkt olarak eşcinselleri suçlar ve hakaret ederler, ancak asıl zarar verdikleri şey kendileridir.reddedişlerle ancak ve ancak bunun gerçekliğini geçiştirmeye çalışır ve bu onu beter bir duruma sürükler.
freud'un bahsettiği üzere eşcinsellik insanlık var olduğundan beri var aslında, nasıl oluştuğuna dair çeşitli savlar var,benim kanaatim ise eşcinselliğin oluşmasını genler, iç ve dış şartlar ve tecrübeler belirlediğidir. nitekim hermafrodizm gibi hastalıklara genleri örnek gösterebiliriz.
bunun dışında tecrübe edilen bir olaydır, aynı cins tarafından taciz veya tecavüze uğrama ya da karşı cinsle kurulan ilişkilerde tutarsızlık ve başarısızlık ve ayrıca karşı cinsle hiç ilişki kurulamaması da eşcinselliğe zemin hazırlar.
toplumca bilmemiz gereken dönüklüğün bir tercihten ziyade biyolojik, fiziksel, sosyal ve psikolojik etkenlerce atanmış bir hastalık olduğudur.dalga geçmeyle kendinizi rahatlama sizi daha fazla sıkıntıya düşürecektir; zira ne kadar bağırırsanız o kadar sizin de buna meyilli olduğunuzu göreceğiniz su götürmez bir gerçektir.
görüldüğü üzere kiminde birden çıkan bu hastalık kimilerinde zaten vardır ve yeni keşfede kimileri ise onunla doğmuş gibidir. yapmamız gereken kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymamızdır; ama ne yazık ki eline yüz sayfa kitap okumaktan aciz bir millet nasıl freud,adler ya da skinner okusun ki? sadece duydukları ile yetinir ve bir takım hakaretler savurur, freud'u her şeyi cinselliğe bağlayan bir deli olarak görürler.
tekrar söylüyorum dönüklük adı verilen eşcinsellik biyo-kimya bozukluğundan kaynaklanan psikolojik bir rahatsızlıktır ve kaynağı psikolokik bozukluk olduğundan o insanları rencide ederek belki de başka hastalıkların tetiklenmesine neden oluyorsunuzdur, unutmayın bu hastalık bazen ani olarak gelebilir ve bir gün o dalga geçtiğiniz kişiyle aynı hastalığa kapıldığınızı görebilirsiniz.
kendi cinsine ilgi duymak. tarih boyunca görünen bir durum. yahu taaa ebesinin nikahına dayanan bir şey bu eşcinsellik hala kim hangi cüretle sapkınlık falan der anlamıyorum. osmanlı padişahlarının bile hareminde oğlanlar varmış sen daha neden bahsediyosun. bi de bence aktif eşcinsellik hükmetme arzusundan kaynaklanıyor. yani düşündüm taşındım en mantıklısı bu. yani siz de düşünün bi, sokakta ağzını burnunu dağıtabilecek cüssede biri adamın altında kıvranıyor. bu bildiğin güç gösterisi. yani dışardan biri olarak bana öyle geliyor. yanlışsam eşcinsel bi arkadaş çıksın yanlışsın desin.
şimdi "tamam aktiflik hükmetmek oluyor da pasiflik ne oluyor lan hırbo" diyeceksiniz. ben de hırbo mırbo yakışıyor mu güzel abicim diyip direk kaçıcam. neden? çünkü pasifliği anlamadım.
not: doğrusu eşcinseldir. işgüzarlar gidip tdk ya bakabilir.
bilim insanlarının araştırmaları sonucu normal olduğu söyleyen kimlik. biz demiyoruz... aklı ve mantığı olan herkes de bir insanın başka bir insana aşık olmanın kişinin elinde olmadığını bilir. kimsenin duyguları üzerinde oynama yapamazsınız. bu nedenle bir insanı ne eşcinselliğe teşvik edebilir, özendirebilir ne de onu eşcinsel ya da heteroseksüel yapabilirsiniz. psikoloji diye bir bilim var, açın okuyun lütfen.
kendi cinsiyetine karşı cinsel eğilimi, ilgisi olan.
cinsellikte olduğu gibi bu alanda da çok sayıda yanlış bilgi vardır. toplum kişiyi kendi normlarına uydurmak için her türlü şiddeti ve baskıyı gerek fiziksel gerekse dolaylı olarak eşcinsellere yansıtmaktadır.
yanlış bilinenlerden örnek vermek gerekirse;
eşcinsellikte aktif-pasif diye bir ayrım yoktur. aslolan kendi cinsinden olan ile ilişki kurmaktır.
yani aktif olan da pasif olan da eşcinseldir. ancak toplum aktif olanı normal kabul ederken pasif olanı (bu tabirler toplum tarafından kullanıldığı için bu şekilde kullanılmaktadır) hastalıklı olarak lanetler, dışlar.
kişinin hemcinsiyle ilişkiye girmesi yani penetrasyonun olup olmaması da birşeyi değiştirmez.
hemcinsine cinsel anlamda ilgi duyan da kendisini karşı cins gibi hisseden de eşcinseldir.
eşcinsellik düzeltilmesi gereken bir hastalık veya bozukluk değildir. bu cinsel bir yönelimdir, bir anda ortaya çıkmaz veya hemcinsinin tecavüzüne uğrayan kişi o dakikadan itibaren eşcinsel değildir.
toplum eşcinsellere karşı dışlama, kaçma, iğrenme davranışına zorunlu tutmaktadır kişiyi. şöyle ki bir eşcinsel gören veya öğrenen kişi iğrenmeye koşullanmıştır, onun arkasından ileri geri konuşmak zorunda hisseder kendisini, yeri geldiğinde ona karşı en sertinden şiddet uygulamalıdır. çünkü ona yapacağı her kötü muamele kendisinin heteroseksüel kimliğini daha bir ispatlamasına yol açacağını düşünmektedir.
bu kişiler bazen hemcinsinden hoşlanıp kendisine yediremeyenler olabilmektedir. böylelikle rüşdünü ispatlamış kendisini aklamış olacaktır.
unutulmaması gereken;
eşcinselin de insan olduğu ve toplumun her bireyi ile eşit hakka sahip olduğudur.
ancak toplumsal baskı develet eliyle de çoğu kez uygulanmaktadır. çantasında göz kalemi bulunan 17 yaşındaki eşcinsel gence hakaretler yağdırıp, küçük düşürücü şekilde üzerini arayan ülkemiz polisi bu genci intihara sürükleme kudretini kendisinde görebilmektedir ne yazık ki.
ilişkide aktif-pasif tarafların olmadığı cinsel ilişki şekli. genelde gayler için kullanılan bu tabir eşcinsel ilişkide dahi bir iktidar alanı yaratılmak istendiğinin göstergesidir. şaşırmamak gerek, tanıyoruz bu zihniyeti. doğrusu maskülen-feminen şeklindedir ve bu hallerin belli bir kıstası yoktur, ancak bir skaladan bahsedebiliriz.
bir de belirtelim: cinsel tercih değil cinsel yönelimdir. kimse ergenlik çağında cinsiyetini seçmiyor. cinsel yönelimi doğuştan ne ise o oluyor (ki bu da kişi cinsel yönelimini toplumsal nedenlerden ötürü baskılamazsa gerçekleşiyor.).
sadece insanlarda değil; hayvanlar aleminde de anomali olan durum.
penguenlerde ve yunuslarda sık görülür (çok acaip sık görülür; binde iki gibi bir oran). şimdiye kadar kurt, kaplan, aslan vs. gibi yırtıcılarda hiç bir örneği görülmemiştir. genelde fosfor içerikli beslenen denizde yaşayan hayvanlarda rastlanan bir anomalidir.
herhangi bir zooloji profesörüne gidip bunu sorduğunuzda anomali diyecektir.
ha, insanın poposundan atmasının verdiği dayanılmaz hafiflik her şeyden önemlidir derseniz meydan açıktır; sallayın anasını satayım.
+ hayvanlar aleminde bütün hayvanlar toptur. çatır çatır erkek erkeğe, kadın kadına takılırlar..
- binde iki değil mi abi o oran..
+ bir milyonda yirmi yapar olum az mı?
- abi çok normal bi durum muş. on milyonda da iki yüz yapar o zaman.
+ tabi çok zorlarsan yüz milyonda iki bin bile yapar.
- harbi çok normal bi şeymiş abi doğada topoşluk hastayım zekana
eşcinsellerin ruhsal olarak sağlıklı olup olmadığı bir çok araştırmaya konu olmuş ve neticesinde de ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı bireyler olduğu sonucu fazlası ile ortadadır. ancak günümüzdeki toplum baskısı ile eşcinsellik bir tür sapıklık olarak görülmektedir oysa roma imparatorluğunda bu durum gayet doğal görülmektedir bunun gibi tarihte bir çok örnek de vardır. ayrıca hayvanlar arasında şempanzelerde de eşcinselliğin gözlendiği bir gerçektir.
ayrıca eşcinseller üzerinde yapılan (deneylerde) eşcinselliğin yerini heteroseksüelliğin aldığıda oldukça şüphelidir. yapılan araştırmalar sonunda da bireyin duygusal ve fiziksel eğilimlerinin değişmediği açıktır. ancak buna rağmen toplumdaki değer yargılarından kaynaklanan eşcinselliği dışlama hatta onu bir hastalık olarak gösterme oldukça yaygındır. türkiyede var olan erkek ve kadın prototipine göre erkeğin kadınsı davranışlar sergilemesi bile şiddetle kınanırken eşcinselliğini söylemek istemiyorum ancak öte yandan bakarsak lezbiyen olmayan ancak erkek gibi davranan kadınlara da toplum tarafından saygı duyulmaktadır, "erkek gibi kadın yaa" gibi sözlerle desteklenmektedir. bu tamammen toplumun ataerkilliğinden kaynaklanan maskülenliği bir erdem olarak gösteren ve bu bağlamda sadece eşcinselliği değil kadını da toplum dışına iten bir bilincin getirdiği düşüncedir.
pedofiliyle eşcinselliği bir araya koyup ikisi de sapkınlıktır diyenlere islam ülkelerindeki kızların evlenme yaşını hatırlatıyorum, sevgiler, saygılar. gelecek tepkiler için peşinen şunu söyleyeyim geçen gün bir video izledim bulursam tekrar buraya koyarım, 11 yaşındaki bi kız yara bere içinde gazetecilere yalvarıyordu "nolur beni kocamdan koruyun" gibilerinden. sapkınlıksa al sana sapkınlık,17 aylık bebeğe tecavüz edenler var, al sana sapkınlık, eşcinsel cinayetleri, al sana sapkınlık.
sezen aksu'nun bir şarkısında değindiğidir. * hmm, bence sezen'le birlikte tüm eşcinselleri alevlerin içine atmalı. allah hesap sormadan biz soralım hesabını, o vermeden biz verelim cezalarını. aa fiziksel olarak öldürmek günah. o zaman psikolojik olarak öldürelim. evet evet, öyle yapalım. haydi mümin kardeşler, oturmaya mı geldik?
güzide şarkı da şöyledir:
Korktuk evet cezalanmaktan
Ki vazgeçtik sevdalanmaktan
Bize düştü eksik hayatlar
Ki farklıydık sözde, yalan
insanların, kadın ve erkek olarak evrilmesinin sebebi üremektir. bunu kolaylaştırmak ve üremeyi zevkli hale getirmek için zaman içerisinde sevgi, aşk gibi duygular muhtemelen beyin tarafından icad olunmuştur.
canlılar alemine mensup bir varlığın çok basit mecburiyetleri vardır; bu canlılar alemine mensup olmaktan ileri gelir. doğar, ürer ve ölür. arada ne yapmış, nasıl yapmış işte bu önemli bir konu değildir; doğa açısından konuşuyorum.
objektif olun. kendi görevini yapmayan hücrelere biz kanser demiyor muyuz? bunun gibidir eşcinsellik. normal bir cinsel devinim değildir. erkek, erkek ile çiftleşmek için veyahut kadın, kadınla çiftleşmek için uygun anatomiye sahip değildir. zaten bu cinsellik şekli normal olmadığı için anomalidir.
bu bağlamda eş cinsellik; cinsel sapkınlıktır. normal görebilmek mantıklı değil; ileri derecede hümanist ancak insanlık düşmanı bir bakış açısıdır. ve bu bakış açısı mevzubahis anomalinin tedavisi için gerekli girişimlere reaksiyon gösterilmesine sebep olmaktadır.
eş cinsellerin rehabilitasyon merkezlerinde uzman psikiyatrlar eşliğinde tedavi edilmesi, edilemiyorsa toplumdan tecrit edilmesi şarttır.
toplum yapısı ve insani; en azından yaşam formu olarak yapının bozulmaması için bu tecrit ve tedavi gerekliliktir.
cinsel sapkınlığı savunmak; insanlığa, insan olmaya, öze ihanettir.
sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir gercekliktir. Sevip sevmeme, destek verip vermeme meselesinden daha da onemlisi bunu bir toplumsal olgu olarak ele almaktir. Hem bu bireylerin hem de bu bireylerle iletisim halinde olan toplumun diger uyelerinin karsilastiklari sorunlari inceleme konusu yapmak oldukca onemli olsa gerek.
"herkesin kendi tercihi" denilip geçilmesi gereken eğilim çeşidi, sözlük gibi her çeşit insanın bulunduğu zeminlerde çok fazla kurcalanmaması gereken hadise.
türkiye'nin cinselliği haydar dümen'den öğrendiği varsayılırsa hastalık olarak kabul görmesi gayet normal olan cinsel yönelimdir veya cinsel kimliktir. türkiye'de eşcinsel olmak sürekli birilerinde kaçmak, ezilmektir. türkiye'ye özgürlüğü getirmeyi türbanla üniversitelere girmekten ibaret sananlara 5 km den yakın olamamaktır. yaklaşırsanız linç edilirsiniz, tercih size kalmış. o türbanın girmeye çalıştığı siyaset değil eğitim yuvası olan özgür kurumlarda kulüp kurduğunuzda dışlanmanız, kurduğunuz kulübün apar topar kapatılmasıdır. çünkü siz eşcinselsinizdir, ne konuşmaya ne de yaşamaya hakkınız vardır.
ne cinsiyet şekli, ne de tercihtir. ırksal kimliğiniz gibi, dinsel kimliğiniz gibi, siyasi kimliğiniz gibi cinsel kimliktir. bunu idrak etmek bu kadar zor olmasa gerek... hastalık diyenler buyrun gelin yanıma, birkaç gün geçirelim. bakalım hastalanacak mısınız? korkmayın, eczaneler ilaç yazıyor... tövbe yarabbim!
her ülkede var olan, sevmesekte sevsekte var olacak olan cinsiyet seklidir. yani hollanda da var olupta suudi arabistan da yok diye birsey söz konusu olamaz. herkes icinde hormon tasiyor ama degilmi?