Kumarhanede öldürülen adamın bir kızı, bir de oğlu vardı. Eren'in ilk göründüğü sahnede yetimhanedeki adam "kadın geldi kızı aldı, buna bakamıyorum diye oğlanı bıraktı" diye bir cümle kuruyor.
mükemmel bir dizi. biraz önce criticker'da puan olarak 100 üzerinden 100 verdim. senaryosu dört dörtlük. oyunculuklar şahane. kenan imirzalıoğlu'nun oyunculuğunu bu dizide gördüm. kenan bey ününün hakkını gerçekten veriyor. boşuna bu kadar ünlü olmamış yani. döktürüyor. cansu dere ve diğer başroller de muazzam oynuyorlar. izlemediyseniz mutlaka izlemelisiniz, tavsiye ederim.
Diziye getirebileceğim tek eleştiri şu; klasik türk dizilerinin genotipinde olan bir sorunsal. Gerilimi arttırma adına yapmaya çalışılan sahne geçişlerini yavaşlatıp(10 dakika yürüme sahnesi, gereksiz diyalogları 47 dakika uzatmak vs.) Ve 110 volume den girilen fon müziği. Bunun da sebebi muhtemel olan 90-100 dakikaya ulaştırma amacı diziyi. Öte yandan senaryosuyla, ekibiyle harbiden yapılmış denen bir iş.
boş vaktimin fazla olmaya başlamasıyla izlemeye başladığım dizi. 28 bölümdür ilk bölümü izliyor gibi heyecanla izliyorum. fikrim dizi sonunda değişmezse edit atıcam.
Tahminimce Türk dizi tarihinin en mükemmel dizisidir. Hem kadro hem hikâye hem müzikleri ile. Ancak yerli yapım olmasından dolayı dünyada pek ses getirememiş bir hikâyesi vardır. Hollywood prodüksiyonlarında bu hikâye yazılıp oynansa veya yabancı bir yazar tarafından kaleme alınıp roman yapılsa dünyaca ünlü olurdu.
Hikâye içinde hikâye (karaeski hikâyesi ramiz karaeski, kenan birkan, selma hünel üçlüsünün mazisini geçmişe dönerek dizi içinde zaman zaman anlatır), ve genellikle beklenmedik sonlarla izleyicisini şaşırtan garip bir kurgusu vardır. Dizide yaratılan karakterler aslında toplumdan da büyük izler taşır misal cengiz gibi uyanık, karaktersizlerde çok, kerpeten ali gibi saf, t*şsaklı, özünde sadık ve iyi kalpli ama yol yordam bilmez tiplerde, ömer gibi dizinin ilk bölümünde tasvir edildiği gibi "ömer iyi adamdı fakat bir fena huyu vardı herkese güvenirdi" diyebileceğimiz yediği her kazık iyi olmasından mütevellit inanlarda, selma gibi eyşan gibi elini attığı erkeği mahveden, hayatını kaydıran, yolunu değiştiren tiplerde, tefo gibi taşradan şehre sürgün gelip mecburen de olsa karanlık tiplere ayakçılık yaparken tarafı bile olmadığı bir kavgada can verende, kenan gibi emekleye emekleyede önce parayı bulup sonra parayla zirveye çıkanda, ramiz gibi planlarla, uyanıklıkla, tecrübeyle, zekâ ile, bilek ile, yükselenlerde ve ezel gibi hayatını değiştiren olaylar yüzünden hiç olmadığı bir hayatı yaşayıp hayatının intikamı için yaşayanlarda var.
" Hiçbir şey hissetmiyorum. 'O zaman niye geldin?' diyeceksin. Doğru kapanışı yapalım istedim. Ben seni nasıl yendim biliyor musun? Hiçbir şey hissetmeyeceğime kendime söz verdim. Yaptığım her şey nasıl yalan, biliyor musun? O gülmeler, kıvırmalar, hayattan tat almalar nasıl yalan biliyor musun? Hani sen o bıçağı aldın benim içimi oydun ya, işte ben seni öyle yendim. Bir daha da içime hiçbir şey koymadım. Hepsi rol. Bir şey hissettiğim zaman n'aparım biliyor musun? Hani kuşlar uçar, bir güzel resme bakarsın. Hep aklıma bir görüntü getirdim. Sen beni bırakıp gidiyorsun. 'Gelecek' diyorum; pişman olacak, gelecek. Gelmiyorsun. Ben sadece bu duyguya izin verdim. işte öyle yendim seni. Sana bakınca bi şey daha geliyor aklıma. Sırt sırta vermişiz. Sen 'Kaç kurtul' diyorsun, ben 'Gitmem' diyorum. Zannediyorum ki bu sefer ben kurtararacağım seni ama izin yok! Böyle duygulara izin yok! Şimdi sana bakıyorum ve nefretten başka hiçbir şey hissetmiyorum. Şimdi sen burada yatıyorsun, ben seni bırakıp gidiyorum ve giderken hiçbir şey hissetmiyorum. "
Oyunun sonunda her bir yol, her bir seçenek farklı bir sondur yeğen.
Aslında yerli yapım dizi tarihimizin gerek kadrosu, gerek hikayesi yönünden zirve noktasıdır bu dizi. Anlayıp ibret alana içinde çok güzel dersler de barındırır. izlemenizi tavsiye ederim.
ömer- eyşan - cengiz üçlemesinin durumu insanlık tarihinin en eski hikayelerinden biridir. 1000 kere de dönsen o güne 1000 defa ihanet edecekler sana sözünün özü de budur.
ilk 2 sezonu ile türkiye'de dizi çıtasını en yükseğe çıkarmıştır. pek takip etmiyorum son yıllarda ama bu dizinin performansına yaklaşan bir yapım yok sanırım.
bu dizinin resmen aşığıyım. depresyona girdiğimi hissettiğimde hemen açıp baştan izlemeye başlarım. 40.bölümlerinde en dibe batmış oluyorum en dibi gördükten sonra da bir şekilde çıkış sağlıyorum.
durumlar malum.
an itibariyle yeniden başladığım dizidir.
yusuf eğir: unutma cengiz. bu işte ilkeler başta gelir. bizim gibi adamları onlardan ayıran, bizim değerlerimiz var.
cengiz: unutmam yusuf abi. senden çok şey öğreniyorum. hiçbirini unutmayacağım.
yusuf eğir: iyi.. derler ya allah'ın hakkı üçtür diye. e şirk koşmak gibi olmasın ama, üç iyidir. dostuna düşmanına üç hak vereceksin. üçü doldurunca, oracıkta boğacaksın.
cengiz: tamam.
yusuf eğir: senin de üç etti cengizzz..
cengiz: ne üç etti abi?
yusuf eğir: üç kere yardım teklif ettin bana. bir, iskender. iki, kulübe polis baskını. üç, şimdi bu toplantı. üçünde de sayende aldım elime..
ve 25. bölümde ezel yağni ömer ali abiye cinayet işletir cengizin üzerine bırakır eyşan yalancı şahitlik yaparak eşi cengizi kodese tıkatır. Ömerin içi soğumasada ezel bir nebze rahatlamıştır. desemde inanmayın o koca adam ağlar. çünkü insandır. yaşadığını yaşatan ezel'e selam olsun. mna koyucam düşmanlarımın. haydi düldül.