tesadüfen karşılaştığım bir yazısıyla birden altüst olmama sebep olan, saatlerce ekrana kitlenip, çarşı çimlerinde coşmak, eğlenmek, yuvarlanmak yerine; yurdumda hüzünlenmeme sebep olan yazardır. hayranıyım.
30 yaşının ilk entry'sini az önce, tam yarım saat boyunca bir o başlığa, bir bu başlığa taşıyarak girmiştir. bu esnada toplam 6 adet sil-canlandır yapmıştır.
20'li yaşların geride kaldığını bu sayede daha 30'ların ilk sabahında anlamıştır.
bunakedit: dün olsa şak diye girerdik entry'i 10:30'da, çıkardık, saat 11:00 olmuş daha yeni başlık bulduk entry'e hocu. bir gecede bunadım!
pekduygusalpekkadirşinasedit: doğumgünümü kutlayan herkese çok teşekkürler!
geçen kendisini sinemaya girerken süpersonik bir kızla gördüğüm yazar. "oha" dedim "bu nasıl hatun böyle?" gittim yanlarına, ki sırf hatunu yakından göreyim, çoluğa çocuğa anlatayım sözlükte. güleryüzlü, sevimli mi sevimli bir hatun. yakışmışlar birbirlerine. sonra dedim "ulen kereta yanında böyle bir kız var. hala ne uğraşırsın eski hesaplarla?" gülümsedi. eksper hepten huzura ermiş, inanılmaz gençleşmişti. böyle kadınlar zaten bir bize düşmezdi... sordum "zen mi besliyor seni?" "hayır o" dedi. kızı gösterdi. beslenirdi ki o...
çıktıklarında fajitas yiyorlardı. dedim fajitas ne? kız o kadar huzurlu görünüyordu ki, sakin sakin anlattı bana fajitas nedir ne değildir... zira fajitası et zanneden bünye, güzel kızın, fajitası, bildiğimiz lavaş olarak tanıtmasıyla bozguna uğramıştı. bildiğimiz lavaştı o... ama eksper yiyince fajitastı. cahilliğime kızdım. kız oturttu beni yanına. oradaki yemekleri anlattı bir bir. dedim "eksper doğru seçim abi, bravo". "öyle" dedi "fajitası bilmeyen kızla çıkmam".
müzikten mevzu açıldı. kızla o kadar güzel konuşuyorduk ki sohbet bitsin istemiyordum. eksperi unutmuştuk bile. kız muhabbetini özlemiştim. "davul çalıyorum ben" dedim. eksper araya girdi, "o ise çello çalıyor". hayal ettim onu çello ile. muhteşem bir bütün oluşturdu gözümde. saçları uzun ve bal rengiydi. apokaliptika nın hatun versiyonu bile olabilirdi. kızın aklına girip "eksperi bırak benimle ol" çabalarım boşunaydı. herkes çoktan kararını vermişti bile. planlar yapılmıştı.
iyi eğlenceler dileyip uzaklaştım. zira kız da feci gözüm kalmıştı. acayip ısınmıştım. alt kimliklerim bir bir ortaya çıkıyordu... arada bir kızla görüşmek için eksperden izin alacaktım. bunu henüz bugün fark etmiş olduğum ve o gün kızı kaçırmadığım için büyük pişmanlık içerisindeydim.
kız resmen insan görünümündeki melekti. kafasında mavi halkalar vardı. arkasına doğru baktım. korupark ın ışıklarıydı...
--spoiler--
- icimdeki deniz orada mı?
+ Yok, burada değil.
- Tamam, geliyorum o zaman.
--spoiler--
içimdeki deniz her şeyi bilir, her şeyi duyar, her yerde kulağı vardır. Zihninden geçenleri bile görür. Ondan kaçılamaz! içimdeki deniz meraklıdır, gözlem yapmaya bayılır, inceler, sorar, araştırır. Ondan saklanılamaz! içimdeki deniz saygılıdır. Yüzüne karşı "oo, süpersin abi, gel yalayayım!" deyip, arkasından "bu adam bitmiştir abi gözümde!" demez. Dürüsttür; ama en sevmediği insanları bile incitmekten çekinir.
--spoiler--
- Cevap vermek zorunda değilim ki!
+ Öyle abi, haklısın! Yaşa be!
--spoiler--
Bir gece exper'i gördüm rüyamda. Dedim, "abi, neden sözlükte bu denli kız kurusu hayranın var?", dedi, "seviyorlar abi, boşver..."
Dedim, "sen eskisin bu ortamda. Neden yeni yeni çıktılar ortaya?", dedi, "yeni yeni ünlü oldum."
Dedim, "eskiden daha yakındın sanki?", cevab veremedi.
Rüya işte...
Kendisiyle, daha sözlükle pek alakası yokken konuşmuşluğum vardır. Birkaç ay önce gayet mütevazı olan zirvemize gelmiş, hepimizi ilk anda şaşkınlığa uğratmıştır. O zamanlar yavaş yavaş muhabbet kurulurken, birkaç hafta sonra bir de bakmışız ki, sözlüğün yalnız bayanları onun entry'lerinde kendilerini bulmuş, yazarlarımız dertlerini ona anlatır olmuş, "methini"; duyan bayan yazarlar bazı imâlarda bulunur, arzularını gizleyemez olmuş!
--spoiler--
- Benim çok üstüme geliyorsunuz!
+ Kötü bir niyet yok.
- Ama otelimin ve tişörtümün fiyatını sordunuz!
--spoiler--
Bilmem, exper henüz üniversite veya lisedeyken başarılarını takdir ettiği insanların hayatlarını sorgulamaz, merak etmez miydi? Ha, etrafındaki herkes ondan en az 10 yaş büyük ve iş güç sahibi adamlarsa bilemem tabii.
--spoiler--
- Ya çok abartıyorsun, o kızların hiçbiri yazmıyor bana.
--spoiler--
Kendisinin, şu sözlükte karşısına çıkan en iyi niyetli insanlardan olduğuma eminim. Arsızca yalamıyorum ya da nick altlarında coşmuyorum. Sevmesini de eleştirmesini de olgunca yapıyorum. Bunu yapamayanlar çoğunlukta. işte belki bu yüzden sıkılır da, sözlük dışındaki hayatlarından birine dönmek ister yakında.
Ya sözlük onu kaldıracak kadar kaliteli değil ya da sözlük tiplerini çok ciddiye alıyor. "Almıyor" demek imkansız.
Yeniçeriler geldi aklıma. Destekledikleri şehzade padişah olur, desteklemediklerini tahttan indirmesini bilirlerdi. Oysa yeniçeri dediğin nedir ki, koskoca cihan imparatorunun yanında?
Padişah, yeniçerilerle arasını iyi tutmak zorundadır. Ama ne zaman ki, yeniçerilerinin isteklerini görmez, söylediklerini dinlemez, tahtından dışarı bir adım atmaz ise, isyan başlar. Methini duyup da uzak diyarlardan gelen cariyeler bile kaçışır saraydan.
--spoiler--
- Sözlüğün en iyi yazarını keşfetim! Nicki hedehödöskindirik.
+ Biliyorum o yazarı. Entry'lerinin çoğu babasının belli olmamasıyla, anasının bunu terk etmesiyle, yetimhane günleriyle ilgili ama?
- Öyle deme, dertleşmek istemiş kızcağız.
--spoiler--
Zirvelerde yazar adı altında saçma salak tiplerle de tanıştı. Bazı anlar geldi, kendisini çekip çıkarmak istedim o gerzek muhabbetlerden. Mütevazılığını elden bırakmayarak, biz öğrencilerle dandik parklarda, kötü cafe'lerde bir şeyler içti. En çok takdir ettiğim ikinci özelliği buydu.
Birincisi mi? Müzik geçmişi elbette ki. Ne sorsam suçlu, "açığını bulmaya çalışan" bir tip olduğum için pek irdeleyemedim. Ya da, bir anda anlatılamayacak kadar çok şey yaşamıştı.
--spoiler--
- Sen hep benim açığımı yakalamaya çalışıyorsun!
--spoiler--
Mini bir öykü duymuştum yıllar önce. Şöyleydi:
Kedinin biri, mutluluğun, kuyruğunu yakalamak olduğunu düşünürmüş. Gece gündüz kuyruğunu yakalamaya çalışırmış bu yüzden. Sonunda vazgeçmiş. Ama şu noktayı kaçırmış: kendini bıraksa mutluluk dediği şey peşinden geliyormuş zaten!
En başlarda "açığını yakalamaya", daha kibarca söylemek gerekirse; "kötü bir özelliğini de görmeye" çalışıyordum. Vazgeçtim görmeye çalışmaktan...
--spoiler--
- Biz aslında evlenmek isteyen adamlarız. istemeden bunları yapıyoruz.
+ Ama mecbur değilsiniz abi, hede hödö, vıdı vıdı, zart zurt.
- Kankitom söyledi, çok üstüme geliyormuşsun!
--spoiler--
Ama arkadaşlar iyidir?
Hangi yönden baktığına bağlı tabii. Kankitolar her zaman doğruyu söyler, abartmaz, değil mi?
--spoiler--
- hedehödöbikbik nick'li yazar bana skmsnkcıkcık başlığında ayar vermiş.
+ Abi niye her şey üstüne alınıyorsun?
- Ama şlopşlop demiş entry'nin sonunda, beni kastediyor.
+ Sallama bunları. Boş boş adamlar, tek amaçları oraya buraya saldırmak.
--spoiler--
Sözlük, çok da ciddiye alınacak bir yer değil. Ağzından salyalar akıtarak saldıranları ciddiye almak ise, onların ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değil.
Ciddiye almamak gerekir; ama bunun nedeni, "işsiz güçsüz, boş gezen adamlar" oldukları için değil; "salt saldırmak için saldırmış olmaları ve bunu da başaramamaları" olmalı.
Elinizde viskiler, delicesine için bir gün, Xx kromozomlu canlılar çevirsin etrafınızı peşi sıra gelsinler arkanızdan en olmadık yerlerde kessinler önünüzü, resti çek, "bugün olmaz" de, "arkadaşlarlayım" de. içeri girip oturun en güzel yere, muhabbet muhabbeti açsın, eğlencenin dibine vurun. neşe dolmuşken hepiniz, beni hatırlayın, telefon etsin biriniz bana, açıp diyeyim ki, "severim seni exper, gelirdim, lakin; nick altın çok kaygan!"
Exper, bazı şeyleri açıklarken şaşırtmaca yapar. Yani, 5 cümleden 3'ü doğru, 2'si falsolu olur. Bizden, bunların doğrusunu seçip, gerçeğe ulaşmamızı bekler ya da beklemez. Kararsız gibidir bu konuda.
Ben de bu entry'de senin taktiğini kullandım exper. falsoyu minimum düzeyde tuttum. sence seni seviyor muyum, yoksa senden nefret mi ediyorum, bul!
Birkaç gün önce, ya da birkaç zirve öncesi...
Söylediklerinin hepsi aklımda!
Ve ben gerçekleri buldum.
Ya sen?..
(bkz: eski sevgilinin erotik fotoğrafları/#5696796) ve benzeri başlıklar ile yıllardır unutmaya çalıştığım rezil, hüzünlü ve patlak anılarımı canlandıran kadim dostum. iş hayatım verimsizleşti, aşk hayatım durdu; sürekli ''ya ölemi olmuştu? hakkaten... bak yaa offf'' diye söylenerek dolanan, mal bir adam olduk senin yazma sevdan yüzünden. egona da, sana da, alt kimliğine de, üst kişiliğine de, yandaşına da, karşındakine de başlıcam yakında.
anlayananlaredit: iki gıdımlık** yaşama sevincimiz var onu da sündüre sündüre solucanlı jelibona cevirdin be hocu!
sözlükte, vaudeville for vendetta ve rapper ninja ile birlikte yazılarını okumayı en çok sevdiğim yazardır. öyle edebi falan değil. hikayesi okunası sadece. takip edilmeyi hakediyor.
evvela kötü bir yazar der isek; vicdanımızın bam telinden şüphemiz olmalı. kötü bir yazar değil. gayet güzel ve ortalamanın üstünde bir yazar. bu yımışak girişi yaptım ki; sonrasındaki kanka saldırıları olmasın deyü.
velhasıl bu arkadaşın entrylerine bir göz attım. reklam sektörüne aldanıp tgrt pazarlamadan 2 misli fiyata tencere almış gibi hissettim kendimi. yani demem o ki yapılan bunca övgüyü yansıtan bir ayna göremedim.
(bu kısmın benim şahsi zevksizliğim olma ihtimali hakkım saklıdır)
ne mizah gücü yüksek bir vendetta; ne de umutsuzluk için rol model olabilcek bir umut sarıkaya. tek numarası anlamlı cümleleri birleştirip uzun yazılar yazıyor olabilmesi. başka hiçbir numarasını göremedim. unutmadan yazım stili fena şekilde ahmet yildiz olmedi'ye benziyor. seveni çok bir yazar abimiz. sonra bana polum yapmayın. övmeyin demiyorum; siz yine hobi olarak övün; ovun.
tanım: ne kitap yazacak kadar edebi, ne hayran olunacak kadar takip edilesi olmayan; sadece iyi bir sözlük yazarı. ortalmanın üstünde iyi bir yazar.
alpay erdem bir, experimental iki. harika yazan okurken ağlatan insandır. ve evet itiraf ediyorum ki sırf bu entry yi girebilmek için uludağ sözlükte yazar oldum. gerçekten.devam et.
bu sözlüğün görebileceği, en orjinal adamlardan biri. ufak çaplı, rastgele giriştik zirvelerinden bir tanesinde, -ki kendisi bir kaç saat evvel bitti- sağolsun, muhabbetiyle ortamı taşımış, ardından arabasıyla beni evime kadar bırakmış, naçizane, güzel insan.
arabası var. evet.
neyse;
önce, "benim entrylere şöyle bir göz gezdir" dedi. "inanmıyorlar bana, yaşadıklarıma" dedi.
"peki abi" dedim.
üzerine sigara yaktığım entrylerin, sahibiymiş kendisi.
öncesinde dikkat etmemiştim. özür dilerim abi. saygılar.
yazılarının ve kişiliğinin methini çokça duyduktan sonra tanışmanın kısmet olduğu kıymetli bir yazardır kendileri. mavi kaplı ajandama yüreğinden kopan satırları karaladığı için geç kalmış bir teşekkürü iletirim kendilerine. yine gel be abi?
- benim experimental'le zerrece alıp veremediğim yok. bana battığı filan da yok.
- yazının tam en başında da yazdım koca koca: iyi yazan adamlara karşı bi hıncım olmadı hiç. bilakis onları hep yazmaya teşvik etmeye çalıştım (iki haftadır niye bişe yazmadın lan totoş diye uyardığım oldu misal).
- lan ben bu adamı niye kıskanayım? manyak mıyım ben? sizin uğruna götünüzü yırttığınız karma olayıyla alakamı en başta koparmışım ben zaten.
- ben bu adamın anasına mı küfrettim? kötü bişey mi söyledim? ne diye kalabalığı galeyana getirip karambole tekme atmaya çalışan ortam insanı oluverdiniz bi anda? kendisi ne demek istediğimi gayet iyi anlamış. belli ki zeka seviyesi olarak sizin üzerinizde biri. ne diye onun savunmasını siz ele almaya çalışıyorsunuz ki?
- emin olun sizden daha çok artı oy vermişimdir kendisine.
- saldırmadan önce 'lan benim beynim pek işlek değil ama şu nikim yok benim denen zat neymiş neciymiş, bi iki okuyayım; bi fikir sahibi olayım' diye bi düşünmekten de mi acizsiniz?
tekrar, aptala anlatır gibi: gerçi nasıl anlatabilirim ki? yeminlen bak aklıma bi yol gelmiyor!