Evli ya da bekar fark etmez, insanlar genelde mutsuz. Evlilik bazı özgürlükleri kısıtlıyor, borca harca da girdiysen hayat standardın dibe vuruyor, peşinden mutsuzluk geliyor doğal olarak. Öyle kuru kuru aşkın mutlu etmediğini herkes biliyor artık. Salonun koltuğunda instagramda gezip tozanların selfilerini gördükçe bunalımın dozu artıyor.
mutlu olmak isteyen heryerde mutludur. evli bekar farketmez. ikisinin de sıkıntıları güzellikleri mevcuttur. ikisinde de mutsuzluk yapan sıradanlaşan rutin işlerdir. Bu hayatımızın her noktasında mutsuzluk getirir. Biraz kendimizi değiştirmek, beklentiyi düşürmek, karşımızdakini kaybedebiliriz düşüncesinii aklımızdan çıkarmamak, yeni hobiler yaratmak ve spor yapmak çoğu sorunu halledebilir.
yanlış mutluluk algıları ve saygı olmayısı. evlilik dışardan bakınca çok kolay birşey gibi düşününce çok spesifik birşey. sevgi, aşk ile de olsa mutsuz olur insanlar. çünkü saygı yok, anlayış yok. insan ilişkilerinde bile iniş çıkışlar olur. insanlar mutsuz olmak için bahaneler arıyor. birde mutlu olmak için evlenmiyor ki insanlar herkes bencilce bir ihtiyaç ve ya eksikliğini giderme peşinde.
yeterince iyi tanımadan evlendiğiniz ve sonrasında ne mal olduğunu öğrendiniz kişi tarafından hayatınızın zindan edilmesi ve o kişinin hiçbir şekilde evlilikteki beklentilerinizi karşılamaması...
Medeni hal mutluluk getirmediği gibi mutluluğun uçucu kimyasını da pohpohlar. Mutsuzluk çağ insanına münhasır; evlisi de bekarı da boşanmışı da mutsuz.
Ekonomik şartlar başta olmak üzere, eğitimsizlikten doğan açıklar, çağın getirisi olan rahatlığın yanında peyda olan götürüsü, anlayışsızlık ve acelecilik. Evli çiftlerin gözlemlediğim kadarıyla en büyük problemlerinden biri aileler bir diğeri ise özgürlük açlığıdır.
Birbirine cennet olması gerekirken birbirine zindan olanlar mutlu olamazlar.
Tarafların "Özgürlük" anlayışı bile bazen çatışmanın odağı olur. kimine göre özgürlük yollara uzanmak, kimine göre yollara uzanıp yollar üstünde bulunan saklı patikalara girmektir. Bu başlı başına kavga ve mutsuzluk nedeni.
"- herif len, gizli saklı işler çevirme küfrederim!
+ ben özgür bir adamım lan!
- senin özgürlük anlayışına sıçarım!
+ sıç sıva. Sevimsiz orospu!
- yedi sülaleni mikeyim!"
Geçen gün bu diyaloga şahit oldum, beterin beteri var deyu, mutlu mesut bahtiyar oldum. Yirmili yaşlarda insanlardı ben utandım amk.
Evlilikte mutlu olmakta hayatı zehir etmekte çiftlerin elinde. Onun için sebep aramaya gerek yok. Tek hatalı kendimiziz. Kesinlikle kendimizi kandiriyoruz bu hayatta anlık mutlulukların arkasına sığınıyoruz. Bireysellesiyoruz ama karşımızdakini unutuyoruz.
Dışarıdan bakacak olursam genellikle evlilikler de sabrın olmadığını görüyorum.
iki insan birbirini severek evleniyor. Onca masrafın altına giriyor. Taksitle alınan eşyalar, bankaya ödenen krediler derken zaman geçtikçe insanlar bunalıyor.
Eskiden olduğu gibi kimse artık kara kaşı kara gözü için evlenmiyor.
Bir de bir taraf hasta oldu mu bakalım bu da bir imtihan ilişkileri için. iyi olan taraf bakacak mi karısına veya kocasına.
Şöyle de bir yönden bakalım. Kadın çalışmıyorsa eğer muhtemel evin tüm işi onun sırtındadır. Ütüsünü yapar, çamaşır yıkar, evi temizler, yemek yapar vs. kardeşim bu kadın evde tek yaşamıyor ki koca dışarı da çalışsa bile kendi tabağını sofraya koyabilir, kirlisini kirliye atabilir. Böylece kadında der ki eşim beni de düşünüyor, değer veriyor ki yardım ediyor. empati aynı evin içinde yaşayan insanlar için çok önemlidir.
Belki de toplumca empati yeteneğimizi kaybedip ama o da böyle yapıyor, şunu söylüyor, annesi bana bunu dedi şeklindeki önyargılarla kafamızı dolduruyoruz ve çıkış yolu bulamadığımızdan da insanlar mutsuz oluyorlar.
Çok büyük bir günahı, sorunu olmadığı sürece insanlar birbirlerine şans verebilmelidir. Ancak bu karşılıklı olursa işe yarayabilir.
Saçma bir genelleme. Gayet de mutluyum çok şükür. Allah herkese mutlu bir yuva nasip etsin inşallah. Mutsuzluğun evlilikle tek başına ilgisi yok yavrucum. Hayat zor, bu ülkede yaşamak zor. Yoksa temelde emin ol herkes mutsuz.
Aileler, maddi sorunlar, biz olamama sorunu, ha babam de babam sidik yarıştıran, ego savaşı veren çiftler, birbirinin kırmızı çizgilerine hunharca tecavüz etmeyi normal sayan evlilik anlayışı derken, ortamın akıl hastanesi kıvamı almasından dolayı yaşanan mutsuzluktur.
Tahammül, emek, çaba denen birçok unsur, deniz seviyesinin çoook altına inmiş durumda.
Acı ama gerçek!
Evlenmeden önce ve evlendikten sonra farklı oluyor bazı insanlar. Ya da evlilik içinde evrimleşme oluyor. Çözebilmiş değilim.
Eşlerden biri, sırtını diğerine dayıyor, diğerinin üzerinde yıkılıyor. O zaman sıkıntı başlıyor.
Bu herhangi bir konu olabilir: para, evde yapılması gereken ortaklaşa işler, sosyal hayat, aileler...
Adaletsiz ve vicdansızlık noktasında da haliyle mutsuzluk başlıyor.
Valla açıkçası Şahsen bence evlilik güzel bir şey. Düşünsene sevdiğin adamı istediğin kadar görüyorsun. Onunla eğleniyorsun, gülüyorsun, yemek yapıyorsun, çay içiyorsun, film izliyorsun, geziyorsun. Mutsuz oldun mu teselli ediyor, mutlu oldun mu ortak oluyor. Sabah onunla uyanıp gece de onunla uyuyorsun. Böyle düşününce güzel oldu.