ömrünün geri kalan kısmını kendin için değil evet dediğin insana ve doğacak çocuklara adayıp istediğin gibi yaşama özgürlüğünü kendi ellerinle göbek atarak yok etmek demektir ki özgürlüğünün alınması hiç bu kadar cafcaflı kutlamayla elinden alınmamıştır kimsenin...
'Erkekler yoruldukları için evlenirler kadınlar merak ettikleri için, sonuç her iki taraf için de hayal kırıklığı.' Oscar Wilde'ın kısaca bu şekilde özetlediği olgu.
''insanın canı kaymak istediğinde, gidip manda alması'' yada ''canı süt istediğinde, gidip inek alması'' gibi saptamalar yapılsa da, "evet" diyorum.
canım kaymak istedi, gidip manda aldım.
ya da, canım süt istedi, gidip inek aldım.
iyi ki almışım. iyi ki evlenmişim. Dünya nın, en harika eşine sahibim. Her gün taze süt içiyorum. Hem de, kendi bardağım dan-kendi tasım dan.
Sorumluluktan-bağlanmaktan korktum. erkek olarak, varolan çok eşlilik güdülerimden yapamam sandım. Ne kadar aptalmışım. Sadece senin olan ve sadece senin ve eşinin kokusu olduğu yatakta uyanmak büyük bir nimetmiş. eski yaşanmışlıklar; Başkasının çamaşırını giymek-çorabını giymek gibi geliyor, şimdi bana.
Evde canınız sıkılmıyor. Yalnızlık duygusu ile kinlenerek dostlarınızı kırmıyorsunuz ya da karşı cinse saygısızlık etmiyorsunuz. beni düşünen ve bana değer veren-ilgilenen biri olması ne güzel.
Bu canımı verecek birisi ile hayatı paylaşmam ne güzel.
--spoiler--
evlenmeyi aşkın devamı sanan nice saf yürekli çiftler,üç ay geçmeden dudaklarında ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam,kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan şaşırmışlardır
--spoiler--
ünsüz bir yaşam deneyimi abidesi adam şöyle demiştir hakkında;
ereskigal: insan ne zaman ve kiminle evlenmelidir?
sg: bir gün gelir o his insana. artık tamam evlenmeliyim diye uyanırsın. işte o gün alır önüne geçmişini tüm hayatından geçen insanlara bakarsın. sana en iyi arkadaş kim olmuş sorgularsın. o en iyi arkadaşınla evlenmelisin gerisi boş. aşk falan geçer gider kızım. ama emek ve dostluk baki kalır.
belli bir rahatlıktan belli bir kurallığa geçmesine neden olan bir olay, açıkcası ben bu olaya 28 den önce geçilmesini pek tafsiye etmiyorum ama yok benim osman rahat durmuyor diyorsan o zaman bügünden tezi yok bi tane bul abicim.
bir yastıkta kocamak umuduyla girişilen, ilişkinin kurumsallaşmasını sağlayan olaydır. iki kişi evlenecek diye aileler birbirleriyle anlaşabilme mücadelesine girerler. işler yolunda gidince kız isteme, söz, nişan ve en nihayetinde nikah takvimleri belirlenir. yine iki insan evlenecek diye, ailelerin durumu uygunsa, eşyaydı şuydu buydu derdine ve dolayısıyla bir dolu borca girilir. ailelerin durumu yoksa da, bireyler kendileri bir şeyler yapmaya çalışır. gel zaman git zaman, nikah memurunun karşısına geçilir ve kanun namına evlenilir. bundan sonrası, tüm sorumluluklarla birlikte umut dolu yarınlardır artık.
Melih Cevdet'e sormuşlar 'evlilik nedir' diye.Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna 'evlenmek' denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik 'katlanmaktır' demiş.'