bu aralar etrafimda cokca kisinin gerceklestirdigi resmi baglilik. cok duygusuz bir tanim oldu farkindayim. ama bu duygusuzluktan daha cok üzen seyse iki insanin birbiriyle yuva kurarken oglan tarafi, kiz tarafi, dügün yengeleri, gelinin arkadaslari, damadin kankalari gibi kisilerin olayi boka batirmasi. ya anasini satiyim yatak odasini kim aliyorsa alsin. fotograf cekiminden kim eksik kalacaksa kalsin. yok efendim sözde mutlu mesut olacak cift yine kimi yeterince önemsememisse önemsemesin. allahini seversiniz bir siktirin gidin lan. bu insanlara bakip napiyorsunuz kardesim siz? deli mi sikti sizi diye isyan edesim geliyor. en nihayetinde önemli olan bu iki insanin hayatlarinin belki de en mutlu günü olacak günü kendilerinden baska hicbir seyi önemsemeden gecirebilmesi degil mi ? bazen de gelin adayi ve damat adaylari kendini kaptiriyor bu insanlar aptalliklarina o zaman iste iyice üzülüyorum. birak masa örtüleri mor yerine mavi olsun. ne olacak. ben simdiden söyliyim hic ama hic önemli olmayacak. olmadi.
cennette adem babamızın havva annemizle (aleyhimesselam) evlendirilmesiyle başlayıp, dünyada devam, tekrar cennete girildiğinde orada da devam edecek olan tek amel nikahtır.
dışarıdan bakıldığı zaman hiç de kolay bir şey olmayan, kutsal diye tabir edilen müessenin ilk adımıdır evlenmek.
tanım yapmayı özlemişim lan. neyse. kankamı evlendiriyoruz iki gün sonra. ilk defa bu kadar yakından şahit olduğumu belirtmek isterim. maddi yönünü bırakarak asıl manevi yönüyle ilgili problemlerin oluştuğunu gördüm. maddi konular da etkiliyor tabi.
en başta insanlar bu durumda gayet soğuk kanlı ve ılımlı olması lazım zira; evlilik için atılacak imza bir ömür atılmaz. öyle de ince bir çizgide gidip geliyorsunuz. her iki tarafın üzerindeki gerginliği gördüğüm için hiç de kolay olamayacağını anlatmak istiyorum, ama bir türlü konuya giremedim.
en başta her iki tarafın ailelerinin de evlendiğini belirtmek isterim. onlar anlaşamazsa bittiniz siz. huzursuz bir süreçten geçeceksiniz demektir. o yüzden ailelerin dediği gibi davul bile dengi dengine lafını göz ardı etmeyin.
ikincisi; yuvayı gerçekten dişi kuş yapıyor. ufak tefek her şeyi kız tarafı hazırlıyor. büyük eşyaları, beyaz eşyalar, oturma gruplarını yatak odalarını erkek tarafı hazırlıyor olabilir ama kız tarafı en ızdırap verici yolculuğunu yapıyormuş anladım. bir kere eşyaların hepsini çift hazırlasın diyorum ben sonradan laf edilmesini engellemek adına süper olacaktır. aileleri saf dışı tutmayı bilmelisiniz bir kere. siz giderken biz geliyorduk diyen ebeveynler her bir bokunuza karışıyor ve çiftin huzuru o anda kaçıyor. burdan ailelere sesleniyorum. bir gidin çay demleyin için allaseniz.
üçüncüsü; eşya konusunu atlattık, ev konusuna gelelim. allah için erkekler bunu tek başına yapmasın. çift olarak karar veremeyen, bir şeyi beğenirken diğerine sormadan alan çiftler de evlenmesin allah rızası için. ev bulma ve seçme konusu gerçekten çok hassas imiş. eşyaları eve göre alıp perdeleri o eve göre diktirmek çilenin en büyüğü. perde işi dedim de. ben perde diktirmeyeceğim. çok masraflı oluyor her eve ayrı perde dfasd. neyse. çift karar verdikten sonra diğer üçüncü sahıslara bok yemek düşüyor lütfen diğerlerini dinlemeyin ama yeter ki siz çift olarak takılın.
dördüncüsü; ben niye bunu yazdım bilmiyorum. canım istedi bana kalırsa evlenmek çok saçma şu süreçlere manevi durumu da ekleyince anlayacaksınız.
manevi süreç; en başta eşya seçme ve ev seçme konusunda yaşıyorsunuz. neyi seçsem stresi neyi alsam huzursuzluğu var insanlarda. ev için uygun mu? acaba bu renk diğer eşyalarla uyuşacak mı? huzursuzluk yaratan sebeplerden biri.
çiftler hep yoğun bir halde hazırlık halinde olduğundan ailelerin de gönlünü yapacağız derdine düştüğünden dolayı biraz uzaklaşıyorlar haliyle. o stresin ayrı bir bokluğu orasını geçiyorum.
düğün, nikah, nişan, kına.
hadi siz sadece nikah yapalım sonra da eğlenelim dediniz. olmuyor işte. yıllardır uygulanan adetleri uygulamazsanız ucube olmaktan kurtulamıyorsunuz. kına yapıp ertesi gün düğün yapmak zorundasınız. kına nedir anlamadım ama öyle işte. bunları yapmak istemeyip yapmak ise çifte ayrı bir huzursuzluk olarak dönüyor. sevgi yumağı ailelerin tüm tanıdıklarının bulunması o gerginlik, aman allahım. feci bir durum.
hee unutmadan düğün arabasına damadın yakın akrabaları mı binsin, yoksa kızın akrabalarından birileri mi? ay evet o dönemde bu bile problem oluyor. kuaföre kızın yakınları neden gidiyor da erkek yakınları gitmiyor problemi ise ayrı bir depresyon nedeni.
bu çiftlerin bir süre sonra boşanmasını ben bu durumlara bağlıyorum artık. kesinlikle haklılar. yazık günah yemin edyorum *
kimi zaman hayalinin bile kurulması zor olan gereklilik.
hayal bile edemiyorum be sözlük o kadar olay gerçekleşecek te evleneceğim gözümün önüne bile gelmiyor nedersin daha erken mi yoksa gerçekleşmeyecek mi ? hayırlısı olsun.
--spoiler--
melih cevdet'e sormuşlar "evlilik nedir" diye.. "eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. o yüzden buna "evlenmek" denirdi. şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar. bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş.
--spoiler--
patlak ablaları kara kara düşündüren gereklilik.
evlenmesede olmayacak,. 30'una geldimi; millet arkasından kim bilir neler der... erkekler sokak ortasında bağırarak istemeler, ...
sanırım bu bazıları için ciddi sendrom.
dünyadan vazgeçme sendromu gibi bir şey birine o şekilde bağlanmak.
ama napıcan adamı ya da kadını çok sevdinse.
ensest ilişkiye girmeye zemin hazırlamaktır. evlendiğinizde eşinizle aile olmuş olursunuz ve aile içi cinsel ilişkiye ensest ilişki adı verilir. böyle bir iğrençliği kabul edebilecek kadar ahlak yoksunuysanız bilemem tabi.
hayatımızı paylaştığımız insanın annesine de 'anne' dememizi gerektiren olay. nedendir, kim başlatmıştır bilmiyorum ama, bana tuhaf geliyor. 'anne' sözcüğünün kutsallığından mıdır nedir, hayatım boyunca görmediğim birine bir anda bu kelimeyle seslenmek, enteresan. saygısızlık etmek istemem elbet, değer vermemek de değil bu, ama saygı ve değeri sadece bir kelimeye yüklemek ne kadar doğrudur? 'teyze' de iyi bir kelimedir oysa, o da sıcaktır.
benim çocuğum başka birine 'anne' dediğinde, hayatım boyunca yaptığım kıskançlıklar listesinin zirvesine oturacak o an, biliyorum.
benim gözümde kutsal bir fiildir. günümüzde çok zor, biliyorum; evlenebilecek birini bulmak kadar, bir evliliği korumak da çok zor. ama denemek lazım, başarmak lazım, akışa ters gidebilmek lazım, çağa meydan okuyabilmek lazım...
ben bu işte toplum kurallarını, geleneklerini falan da gerektiğinde hiçe sayabilmeye inanıyorum. önemli olan evlenmek, aile kurmaktır; gerisi hiçtir... icabında "yanlış yerde duran" ebeveyn de buna dahil!