Sen beni sevmiyorsun cümlesine kurban gidecek olan sevgilidir. Oysa sevgi, bağlılık evlilik ile alakalı değildir. Öncelikli olarak mantıklı düşünen kimse evlenmek istemez. bir bebek poposu ya da ayağı görmediği sürece istemez aslında. bebeklerin sokağa çıkması bu yüzden yasaklanmalı.
şu an gözümün önünde en son markette gördüğüm bebek var, şişman ayaklı o bebek. mesela şu an tüm mantığım beni terk etti. kaka. bebek kakası. koku.. evet şimdi mantıklı bir şekilde yazıyor gibi davranmaya devam edebilirim.
evlenmek mantık işi değil, mantık evliliği diye de bu yüzden bir şey yok. mantıklı bir insan evlenmez. sözüm evlenen insanları kesinlikle kapsamaz, onlar başka.
bu konu sıçıp sıvamadan da anlatılmıyor. evlenmeye karar veriyorsun ve hayatın değişiyor.
öncelikli olarak ailelerin tanışma aşaması var. ne tür insanlar olursanız olun aileniz bilezik, yüzük, bilmem ne bilmem ne isteyecektir. bir anda çok saçma bir şekilde 5 bilezik, bilmem ne takı seti anlaşması yaparken bulacaksınız onları. sonra kim hangi eşyayı alsın anlaşması var. sanki dünyayı kurtaracaklarmışcasına ciddi bir şekilde yapılacak bu konuşmalar sırasında hala evlenmekten vazgeçmediyseniz sıra geldi nerede yaşayacağız meselesine.
benim iş yerime uzak orası olmaz, orası da benim iş yerime uzak, bu ev aileme uzak, burası uzak pipim yetişmiyor kavgasını da mı atlattınız? sıra da eşya krizi var. pahalı bir ton eşyanın içindesiniz artık. bunu ben alacağım ama bunu senin alman lazım diye sidikler yarıştırırken bulacaksınız kendinizi.
sonra sırada gelin alışverişi denilen o şey var. gelinlik ve damatlık ile sınırlı olacağını sandığınız o büyük alışveriş. kurtuluş yok kaynanalar, görümceler falan gidilecek bu alışverişe. hiçbir şeyi beğenmeyecekler. hiçbir şey onları memnun edemeyecek.
bunu da atlattıysanız düğün salonu olayı başlamış demektir. düğün nerede olacak? hangi akrabalar gelecek. salon düğünü mü kır düğünü mü? bir ton para. nikah olsa.. olmaz. ailem oynayacak..
düğün günü eğer peşinize takılan sokak çocuklarından usta bir direksiyon hakimiyeti ile kaçabildiyseniz düğünün yapılacağı mekana gelebilirsiniz artık. insanlar sizin dedikodunuzu yapsın diye orada durup birbirinize pasta yedirecek ve gazı kaçmış o garip şeyden içereceksiniz birbirinize.
sonra eve gideceksiniz, bir şeyler bir şeyler. rtük hep buralar. sonra aylar geçecek, sırtını dönüp yatan bir adamdan ilgi bekleyeceksiniz, bakımsız bir kadından da güzel görünmesini bekleyeceksiniz ve bir bebek dünyaya gelecek. o kısımda ya sıçıyorsun ya işleri toparlıyorsun ama onca masrafı nasıl karşılayacaksın? o kadar borç nasıl ödenecek? kadın çocuk bakacaksa tek bir maaş ile nasıl ev geçindirilecek? bir sürü sıkıntılı iş.
işte bu yüzden evlenmek istemeyebilir sevgili. bu sevmediği anlamına gelmez. seviyordur ama daha ölmeme var diye düşünüyordur, ölümü kolaylaştırmak için bir süre daha bekleyip öyle evlenmek istiyordur. Sabırlı olmak lazım.
valla ideal sevgilidir aslında. arkadaşım gençsiniz, gezin, tozun, eğlenin, keyfinize bakın. illa o alyansları parmağınıza takmak, 40 sene boyunca günün 24 saati aynı evde olmak zorunda değilsiniz.
yaşı evlenmek için uygunsa sevgisinden emin olamamış, karşısındakinin hissettiklerini özümseyememiş, geriye kalan hayatını sevgilisi ile geçirip geçiremeyeceğine karar vermemiş insandır. nitekim liseli aşıklardan kaçı evlenme hayali ile yanıp tutuşur ki?
evlenmek için erken olduğunu da düşünüyor olabilir.