bir de bunun işyerinde salak salak sözlüğe bakmak durumu vardır. sözlük de size bakar, bir baba şefkatiyle size kucağını açar, bir sevgili edasıyla sizi içine davet eder, bir eş isyanıyla sizi sözlükten kovar. bu dünyanın türlü türlü dertleri var be kardeşim, tek derdimiz salak salak bakmak, en kötü yazarımız bu ahmak olsun. kadehimi sözlüğe kaldırıyorum.
önceleri sözlüğe zeki zeki bakılır. ayarlar falan verilir. adeta atlayıp entry hizalaması yapmak için başlık kovalanır ama aradan geçen zaman, yaşanan tecrübeler, söylenen sözlerin havada kaldığını, herkesin bildiği telden çalıp okumaya devam ettiğini gösterir. işte bu etkisiz elemanlık düşüncesi ile sözlüğe boş gözlerle bakılır. sözlük size nurtopu gibi bir öğrenilmiş çaresizlik hediye etmiştir. ondan kurtulmak için uyumak, akabinde hayatın içine dalıp, gerçeklere dokunmak gerekir. yani bir nevi beslenmek gerekir. yoksa ömür, değil sözlüğe, hayata salak salak bakarak geçer. hem de hiç hissettirmeden.