Tek başına beslenmemesi gerek diye biliyorum. Sadece bazı civciv türleri mi yoksa hepsi için mi geçerli emin değilim ama yanına bir tane de kardeşini almak gerekiyor. Ayrılınca ölüyorlarmış sanırım.
minnacık ve de çok sevimli olduğundan beslemesi çok keyiflidir.. ama biraz büyüdüklerinde alçak değil büyük ve yüksek kutuya koymak gerekir çünkü hop hop diye atlayıp evin her yerine kaçıp işeyebilirler.. aslında bahçeli evi olanlar beslemeli bu tip hayvanları horoz ya da tavuk olduğunda nereye koyacaksın nereye sığdıracaksın.. eğer kesmeyi düşünüyorsan sonrası büyük bir dram ve üzücü oluyor söylemesi benden.
Beslemeye çalıştım. O masum Promer mutlu olun diye. Yem aldım filan. Yerde gezince millet görmüyor. Ezen ezene. Birini annem chicken menu yaptı. Diğerlerini diğer ahali. Sonuçta kara toprak. ...
Çook eskiden bende besledim. Zaten bir hafta sürmüyo ölüyo bazıları. Ama yürüyüşleri falan çok tatlı,da ölünce üzülüyo işte insan. Alamam o yüzden bi daha. Yıllarda geçmiş olsa olmaz.
3 gun once ölmüştür.
Cok hareketli ve sicakkanli bir civcivdi bacagimiza kolumuza cikardi.
Annem gitmis hayvani banyoda yikamis buz gibi suyla sonra fon makinesi ve havlu ile isittik tam kendine geldi otmeye basladi derken birden bire öldü kafasi ellerimin arasinda kaydi vucudu agirlasti.
yapılmaması gerekendir. bundan yıllar yıllar önce ben ilk okuldayken pazarda civcivi kese kağıdına koyar satarlardı. 5 6 tane almıştık bizde çok istediğim için. bir yaz günü annem sabah civcivleri balkona koymuş güneşte takılsınlar diye temizlik yaparken. aradan 1 saat sonra annem balkona baktığında kargaların civcivlerin yarısını öldürüp götürdüğünü, götüremediklerinin gözlerini oyduğunu görmüş. o gün bu gündür kargalara bir nefret beslerim. ne istediğiniz benim minik sarı civcivlerimden.
bir keresinde yolda Adamın birisi bu civcivlerden satıyordu. Renksiz, bildigin sarı civciv. Orijinal. Gittim yalvar yakar anneme aldırdım. iki tane aldık, birbirlerine arkadaşlık yapsınlar diye. Bilen bilir, genelde bu civcivler horoz çıkar. dişileri ya kesime ya da yumurta sektörüne havale ettikten sonra elde kalan erkekleri böyle elden çıkartırlar. Neyse, aldık, ben de koydum balkona. O zamanlar her evde illa civciv oluyordu. Milletin hayvanları pıt pıt vefat etti. Bir söylenti çıktı. Bunlar verem oluyorlarmış diye. Çocuk aklı ile de bildiğimiz en fena hastalık verem. Beni Bir telaş aldı, gittim evin kilerini boşalttım, günün 12 saati orada tutuyorum hayvanları. Dediğim gibi herkesin kuşu öldü, bir benimkiler sağ kaldı. Nasıl oldu anlamadım. Yedikleri yem ayni, bulgur vs. Ortam aynı, evde yatıp kalkıyorlar. ikisi de hicbir sorun çıkartmadan iyice büyüdü. Piliç oldular. Böyle tüyleri değişti, bir çirkin hale geldiler. Bildigin ergenlik. Sonra apartmanda bu iş olmaz diye teyzemlere verdik. Orada da 1 ay kaldılar. Sonradan teyzem bunları bahçeye saldığı bir gün kedi ikisini de bogmuş. Üzüntüden kahrolmuştum. Aradım teyzemi hic unutmuyorum, Allah belanı versin demiştim. Kafaya bak. O gün bugündür civcivler hep kalbimde bir yaradır.
Bir ara Muhabbet kuşum da evden kaçtıydı, o da başka anıya kalsın.
Hayvanları sevmemde, onlarla yakın ilişki kurmamda payı büyüktür bu olayın. Şu an 'dikkat et saldırabilir' denilen köpeğin başını okşayabiliyorsam eğer, bunu çocukken evde beslediğim civcivlere borçluyum.
Evde civciv beslemeden önce kedi bile tutamayan, hiçbir hayvanla temas kurmamış bir çocuktum çünkü. Ne zaman iki tane civcivim oldu(dayım saolsun), hayvanlara karşı olan çekingenligimi de böylece üzerimden atmış oldum. Öyle ki, Yılan tutmuşluğum bile var.