eurovision ülkelerin kendi kültürünü, dilini, müziğini ve genel olarak folklörünü tanıttığı bir platformdur.
ama ülkemiz genel olarak bu platformu yarışma olarak gördüğü için kendi müziğimiz ve kültürümüzden hatta dilimizden uzak şarkılarla katıldığımız yarışmadır.
1956 yılında başlayan, 56 yıllık uluslararası avrupa müzik yarışmasıdır.
biraz uğraştırsa da arşivsel değerini düşünürek kazanan tüm şarkıları tek bir link altımda toplamak istedim. değer mi değmez mi bilmem ama bir sözlükte olmalıdır. bazı şarkılar çok iyi, bazıları ise gerçekten kötüdür. kişisel tavsiyem 1972 den sonrasını dikkate almaktır. Favorim nilüfer'in de göreceksin kendini aranjmanı ile söylediği 1973 yılına ait Anne Marie David şarkısıdır ve tabii ki sertab erener 'in şarkısı. Melodilerin çoğu kulağınıza aşina gelecektir.
bu sene polonya'nın 2012 futbol şampiyonasına ev sahipliği yapacağını gerekçe göstererek, ermenistan'ın ise azerbeycan ile aralarındaki gerginliği bahane ederek çekildiği yarışmadır. 42 ülke katılacaktır. son dakikada bir 20 ülke daha bir şeyleri bahane ederek, ya da gerekçe göstererek çekilirse birincilik olmasa da ilk beşe girer gibi geliyor can bonomo.
insanımız için bir an önce isminin değiştirilmesi,mümkünse kaldırılması gereken bir yarışmadır.avrovizyon mu yurovizyon mu bir de yazıldığı gibi okuyanlar da var.siyasi bir yarışma.gereksiz bence
yıllardır saçmasapan şarkıcıların saçmasapan şarkılarıyla yarıştığı ve oylamanın siyasi yapıldığı yarışma. ilk üçe giren şarkılar dışındaki tüm şarkılar mide bulandırıcı nitelikte.
bizim ülkemiz dışında hiçkimse siklemiyor diyerek kendi kendine oryantalizmcilik yapan çok bilmişlerin zannetiklerinin aksine, avrupa'da da 'siklenen' bir yarışmadır. geçen sene almanya, bu sene italya ve bilumum siklemez zannedilen ülkelerin hamlelerinden bunu görüyoruz. alın, okan bayülgen'in dediklerini papağan gibi tekrarlayanlar, size kıta avrupa'sının en batısında olan hollanda'dan izleyici oranları:
Top 5 Kijkcijfers - donderdag 24 mei 2012 (24 mayıs 2012, Perşembe)
1. Halve finale Eurovisie Songfestival (Ned. 1) - 2 miljoen (Eurovision yarı finali, 2 milyon izleyici)
2. Journaal 20.00 uur (Ned. 1) - 1,4 miljoen (haberler)
3. Op weg naar het Songfestival - 1,3 miljoen (eurovision yolunda, 1.3 milyon izleyici)
4. Knevel & Van de Brink - 1,2 miljoen (talkshow)
5. Goede TIjden Slechte Tijden - 1,1 miljoen (dizi)
kötü bir yarışma olduğunu söyleyip üzerine çünküler şöyleler böyleler dediğimiz, ama öyle ya da böyle gündemi çoğunluk istemese de takibinde yine çoğunluğun iştirakı ile meşgul eden yarışmadır. ne kadar kötülense de dün akşam norveç' te insanlar gelip tebrik ettiler, kimileri türkçe öğrenmek için zorladı, kimi tarkan' dan ondan bundan şarkılar söylemeye çalıştı, ha şarkıları bilmediğim için tıkanmışımdır ve ve tıkantının acısını az da olsa hissetmişimdir lakin beğenmesek de reklamın iyisinin kötüsünün olmayacağı kendi adıma konuşayım tekrar ispatlanmıştır. sonuçta türkiye' ye gelicez cümlelerine bir şekilde katalizör olmuştur bu yarışma.
bildiğiniz gay organizasyonudur.
küçümseme yada aşağılama değil bu, öyledir.
türkiye de düzenlenen yarışmada çalışmış ve 15 gününü, her sene bu yarışmayı izleyen 30 küsur gay gazeteciyle geçirmiş biri olarak söylüyorum bunu.
ayrıca evet adamların söylediğine göre bu olayı bizim kadar ciddiye alan belki ülke değil ama belirli gruplar ve komüniteler var.
jens raduschevski.
alman asıllı amerikalı bir gazeteci.
best buddy olduk bildiğin.
fena komik, eğlenceli, anlama kabiliyeti olan.
erkek arkadaşı varmış.
evlenmişler bir ara bu gay evliliğe izin veren bi eyalette falan.
psikoloji okumuş ve bir kitap yazmışlar.
homofobi ve dürüstlükle alakalı.
işte röportajlar felan.
durum şu, adam diyor ki, bu dünyadaki bir çok gay in beklediği ve takip ettiği bir olay.
neden? çünkü bu kadar çok gay biraraya, her sene farklı farklı ülkelerde ancak bu kadar güzel toplanır.
eğlencenin kralı döner.
her ülkenin kaldığı otelde verdiği tanıtım partileri vardır ki, türkiye de olduğunda bizim yerli medya sadece gelip görüntü aldı gitti.
kalsalar başlarına gelecekleri biliyorlar çünkü. onlar da farkında olayın.
bildiğin gay party. hatta match up ta sorun yok.
ortam fena.
yani türk te vardı arada ama işte. biraz daha elit kesimden.
alkol su gibi akar, eğlence fenadır.
ki bir de suit odalarda yapılan ve genellikle katılan ülke sanatçılarının yada menajerlerinin düzenlediği private partyler vardır. aman aman.
he,bizim ülkeden bi kaç kişi kalkıp anlatmaya çalıştı ama götü yemeyen medya bunu açık açık söyleyemedi.
trt her boku takip etti de, neden bu gerçeği yıllarca bize söylemedi.
çünkü ülkeyi heyecana sürükleyen, acaba bu sene bizi kim temsil edecek diye dertlenmelerden, o final akşamındaki şaşkın heyecandan mahrum kalmayalım diye.
bunu dert ettiğimizi düşünüp bundan bir aylık malzeme çıkarabilsinler diye.
kafalarına göre bi şarkıcıyı seçip mesela deseler ki,
"seda sayan, tokat ta yürütülen "minik ayaklar üşümesin" kampanyası için istanbulda sponsorların da desteğiyle 3 milyon kişiye konser verecek ve bu fona yaklaşık 5 milyon ytl kazandıracak."
heyecan var mı? yok. neden?
kimsenin sikinde değil orada, o kuşullarda ayakkabısız okula giden çocuklar.
medya da buna dahil. ilginç bir şey değil çünkü bu.
ama birde buna bak.
"seda sayan eurovision da ülkemizi temsil edecek"
-allah allah neden öyle oldu şimirimiley negzeldi halbuki. hayır istemiyoruuuuuuz.
neden bunu bu kadar içerlemişim bilemiyorum, yıllardır hiç kandırılmadık, hiç bir şey medya tarafından saptırılmamıştı, hasır altı edilmemişti oysa.
bunu farketmek güvenimi sarstı demek.
hmm.
bildiğin gay pride gibi bir organizasyondur.
galler, ingiltere, iskoçya ve kuzey irlanda nın birleşik krallık(United Kingdom) adıyla katıldığı yarışma. görüyorsunuz ne kadar önem veriyorlar. oysa bu ülkeler uefa ve fifa da canavar gibi varlar.
"bizim ülkemiz dışında kimse siklemiyor" demek klasik bir "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak"tır. haftaiçi çarşamba gününe kadar almanya'daydım. ve hemen hemen tüm radyolarda eurovision'dan ve haftasonundaki yarışmadan bahsedilmekteydi.
2036 yılına kadar sözlükte başlığı parsellenmiş şarkı yarışması. hatta aralarda 4000, 2080 gibi yılların da başlığı parsellenmiş.
bu ne ticaret kafası, bu ne emekli kafasıdır arkadaş. ne farkınız kalmış dağın başından arsa alıp da burası 20 sene sonra çok değerlenecek diyen 60'ına merdiven dayamış emekli dayılardan, amcalardan. bakalım o zamana kadar bu yarışma kaldırılırsa ne pok yiyeceksiniz.
meraklısına duyurulur: 2037 yılı eurovision şarkı yarışması başlığı boşta. şimdiden doldurulursa bir 25 sene sonra baya karma yapmaya yararı olabilir. ha o zamana kadar kim öle kim kala o ayrı.
2007'den beridir en sevdiğim müzik yarışması . bir insanın görüp görebileceği en gay müzik yarışmasıdır aynı zamanda . önceden pop şarkılarla dolu olsa da şimdi her türlü şarkıyı görmek mümkündür . örnek vermek gerekirse :
new age tadındaki sanomi http://www.youtube.com/watch?v=Yj79OoDk7PI
şişirip şişirip gazını aldığımız bazı ülkelerden ağzınızla kuş tutsanız bir de dev tut kabilinden laflar işitebileceğiniz yarışmamsı tuhaf bir etkinlik.
bu yarışmaya siyasi diyen 1932749749734.kişiye madalya takacağım.bazen tek bir ülkenin bütün ülkelerin oylarını alabildiği bir yarışma ne kadar siyasi olabilir?
2012'de italya'nın arnavutluk'a 12 vermesi siyasi midir? peki ya bunun dışında bütün ülkelerin isveç'e oy yağdırması? siyaseti karıştıran ülke jürileri var tabii (türkiye,azerbaycan,ermenistan) ancak %50 jüri-%50 halk sisteminden sonra kimse bana bu yarışmanın siyasi olduğunu söylemesin.isteyen yarışmanın resmi sitesinden türkiye'nin hollanda,almanya,belçika gibi ülkelerden aldığı düşük puanlara bakabilir.
siyasidir efendim. belki tüm alınan puanlar için bunu diyemezsin ama öyledir. türkiyenin azerbaycan a, azerbaycan ın türkiye ye karşılıklı oy vermesi, ingilteri nin kıbrıs a vermesi, balkanlardaki paslaşmalar niye peki? şarkı çok güzel diye mi? bir daha düşünmeniz lazım.