etyen mahçupyan

entry164 galeri6
    124.
  1. an itibari ile cnn türk kanalında rezilleri oynayan kişi.
    hayatımda bu kadar tutarsız ve saçmalayan birisi görmedim.

    şöyle izah edeyim;
    balyoz ve ergenekon için yargının verdiği beraat kararına rağmen askerlerin hala suçlu olduğunu söylerken, aynı cümle içinde cemaat askerlere kumpas kurdu diyecek kadar zavallı bir durumda saçmalıyor.
    7 ...
  2. 125.
  3. 126.
  4. -kabataş ve camide içki olayına ne diyorsunuz?
    -ıkhh mıkhh kem küm...

    adamın olayı bu.
    4 ...
  5. 127.
  6. 128.
  7. 2 ay önce danışmanlıktan emekli olduğu açıklanan adam.ulan 2 aydır neden duyurmadınız artık başbakan danışmanı olmadığını?
    0 ...
  8. 129.
  9. "9 mart 2015'te etyen mahçupyan yaş haddinden emekliye ayrılmıştır."

    Başbakanlıkça resmi açıklama yapılmıştır hakkında.
    1 ...
  10. 130.
  11. Başbakan Davutoğlu'nun fahri danışmanı AKP'nin seçimde oyunun düşürmesinin sorumlusunu buldu

    http://www.gazetekritik.c...si_-Sorumlu-Erdogan/10739
    1 ...
  12. 131.
  13. isim soyisim kombinasyonu itibariyle bir vejeteryanın karşısında et yediği için çok mahçup olmuş intibaı uyandıran kişi.
    2 ...
  14. 132.
  15. cahil, vasıfsız, tam bir öngörüsüz. ne diyorsa tersi çıkan isim. hala daha tv'lerde bir şey anlatıyor. onu kanala çıkartanlar, soru soranlar utansın. yazık.
    6 ...
  16. 133.
  17. kendisini demokrat olarak adlandıran ve bu fikri eserlerinde de savunan ermeni yazar. mahçupyan, liberalizme eleştiriler getirmekte ve bu fikrin savunucuları ile akademik tartışmalar yapmaktadır. atilla yayla ile girdiği “liberalizm-demokratlık” tartışması, kendisinin daha fazla tanınmasını sağlamış ve pek çok akademisyen tarafından desteklenmiştir. bir dönem stv’de ali bayramoğlu ile beraber program yapmıştır. ciddi bir entelektüel birikime sahip mahçupyan'ın, fikri-felsefi temelli önemli sayıda kitabı bulunmaktadır.

    "ideolojiler ve modernite" isimli kitabında, her ideolojinin bilgi kaynağına ve ideolojilerin kendi gerçekleri ile doğrularını oluştururken dayandıkları felsefi temellere dair kapsamlı açıklamalar getiriyor. ideolojilerin her birinin bir çıkış noktası olduğunu ve bu çıkış noktalarının, ideolojileri şekillendirdiğini belirtiyor. çıkış noktalarının ise, bilginin kaynağına göre değiştiğini vurguluyor ve bu bilgi kaynaklarından dört tanesini ele alıyor.

    bunlar; idealizim, materyalizm, mutlak tekabüliyet ve göreceli tekabüliyettir. bu kavramları uzun bir şekilde anlattıktan sonra bu bilgi kaynaklarının şekillendirdiği ideolojiler üzerinde duruyor.

    kitabın ilk makalesinde ideolojilerin dayanak noktalarına odaklanırken, ikinci makalede ise ideolojilere odaklanıyor. özellikle liberalizm ve demokratlık üzerinde dururken, kendisinin de savunduğu demokratlığı mevcut sistemler içerisindeki en mâkul sitem olarak sunuyor. liberalizme ise çok ciddi eleştiriler yöneltiyor. bu eleştirilerinin odak noktasını iki temele oturtuyor. ilk olarak, liberallerin, bireylerin özgürlüğünü öncelediğini; ancak topluma dair somut önerilerde bulunmadığını, daha doğrusu bireyin, toplumun geleceği adına alınan kararlarda pasifize edildiğini söylüyor. ikinci olarak da, liberalizmin temelini oluşturan değerlerden biri olan hoşgörünün, sistemin savunucuları tarafından maksatlı bir şekilde yanlış yorumlandığını söylüyor.

    kitabın ilk iki makalesinde idelojiler ve kaynakları hakkında duran mahçupyan, diğer makalelerinde ise modernite üzerinde duruyor.

    kendisinin bir kitabı üzerinden biraz fikirlerini belirtmek istedim. ki bir insanın, inandığı değerlerden ne kadar sapabileceğini göstermek için. ne diyelim, inandığı değerleri tekrar bulması dileği ile...
    2 ...
  18. 134.
  19. Robert kolej ve boğaziçi mezunu ermeni. Türkiyenin ermeni soykırımı için özür dilemesine gerek yok tanıması yeterli diyor. Galiba Türkleri kendi okuduğu yıllardaki gibi cahil sanıyor. Bi kere tanıyınca Özür de diletirsiniz siz.
    3 ...
  20. 135.
  21. 136.
  22. Cnn de bizi kandırdılar'a bağlayacak olan danışman.
    0 ...
  23. 137.
  24. Ermeni afedersin.

    Tanım. Bir yazar.
    0 ...
  25. 138.
  26. çok sevdiğim, değer verdiğim bir ermeni yazar.

    onur, şeref haysiyet bunlar insanın ırkından gelen özellikler değildir. insanın kendisinin sonradan kazanması gerekir.
    ben türküm ama benim her türlü faşistin anladığı anlamda ırkların, dinlerin hiç bir önemi yok.
    ben fikirleriyle insanları aydınlatan bir ermeniyi, bir yunanlıyı, bir israilliyi, bir kürdü... milyonlarca türk e değişmem.
    bu girişi eklememin nedeni böyle az bulunan değerli insanların fikirlerinin değilde ırklarının, dinlerinin öne çıkarılması.
    bazıları sanki şu ya da bu ırkdan olmanın bu insanların fikirlerindeki gücü azaltacağını sanıyor , bilmiyor, bilmediğinide bilmiyor.

    bugün pkk hakkında güzel bir yazı yazmış buraya aktarmak istemiştim.
    hazır yeri gelmişken bu pkk nin içerisinde bir çok kürt ve az sayıda ermeni, yezidi vb. ırklardan insanlar var.
    işte bu pkk nın hepsi kendi sandıkları gibi kahramanlar, onurlu insanlar değil. bzim için alçaklar, şerefsizler, mafya sürüsüdür.
    tek bir farkla bunları böyle yapan kürt, ermeni vb. olmaları değil. halk deyip kendi dikta hedefleri adına izledikleri yöntemdir.

    http://www.aksam.com.tr/y...zakere-olsun/haber-484193
    0 ...
  27. 139.
  28. Zamanın akili. Günü yakındır bir kenara atılınca başlar hükümete sallamaya demokrasi diye ağlamaya. Unutma ethen efendi, şimdi o dilinden düşürmediğin adaleti ayaklar altına alanlara uşaklık yapıyorsun ama o adalet günü gelince sana da lazım olacak.
    1 ...
  29. 140.
  30. aklına ve olayları okuma kabiliyetine saygı duyduğum adam...

    lakin mevcut konumlanışı samimi mi yoksa bir güven arayışının eseri mi bilmiyorum...
    1 ...
  31. 141.
  32. adam bir yazı yazmış. ortaklık kavrulmuş. cık cık cık. ayıp etyenciğim ayıp.
    0 ...
  33. 142.
  34. ERDOĞAN’IN DANIŞMANLARI ARASINDA GEY iLiŞKi VAR demiş. haberin linki bu

    http://www.yeniyon.tv/ety...-danismanlarina-salvolar/

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun fahri başdanışmanı Etyen Mahçupyan, Ak Saray’ın danışmanları Cemil Ertem ve Yiğit Bulut için demediğini bırakmadı.

    (bkz: içeri girdiğimde jöleli başını sıvazlıyordu)
    1 ...
  35. 143.
  36. son açıklaması ile beni bendem alan kahlaha attıran, akp yi açıklayan kişidir. * *
    0 ...
  37. 144.
  38. 15 temmuz darbe girişimi hakkında bir analiz yapmış yazar.

    siyasete hayat dersleri.

    http://www.karar.com/yaza...asete-hayat-dersleri-1653
    0 ...
  39. 145.
  40. 10 yıl boyunca cemaatten maaş almış fetö örgütünün tetikciliğini yaparak sağa sola saldırmış şahıs!

    Bugünlerde maaşını veren eski patronuna dirsek gösteriyor başka çıkar yolu yok yani! Bu şahıslar da sorgulanmalı ve yargılanmalı! Sahte belgelerle orduya ve devlete iftira atan bu kişiler cemaatin hangi çıkarlarına hizmet ettiğini itiraf etmeli.

    Yoksa devlet bu adi terör odağını çözemez.
    1 ...
  41. 146.
  42. kendisinin güzel bir ak parti analizi var bugünkü köşe yazısında. umarım muhalefet bu sistemin içine aktör olarak katılır, insanlar için bir seçenek olur. tbmm çatısı dışındaki bir birlikteliğin sonuçlarını hep beraber yaşadık, gördük..

    Önemli gördüğüm için aşağıya da aldım. yazının linki:
    http://www.karar.com/yaza...sayetci-donemi-bitti-1766

    Başlık: Ak PArti'nin vesayetçi Dönemi Bitti

    "Gülen cemaati ile ilişkisi nedeniyle bugün herkesin kendisini az çok suçlu hissetmesi doğal. Ancak bu yapının bir örgüte dönüşmesi zaman içinde, uygun koşullar sayesinde ve elde edilen başarıların teşviki ile oldu. Gülen’in gelecek tahayyülünde muhtemelen bir darbe yoktu. Çünkü devlet kurumları yanında AK Parti’ye de nüfuz edeceğini ve bu sayede ülkeyi yöneteceğini düşünüyordu. Öte yandan söz konusu yapının şeffaflıktan kaçan, nabza göre şerbet veren ve her koşulda kendi ağını genişletmeyi hedefleyen niteliği her zaman rahatsızlık yarattı. Bunları herkes gördü, birçoğumuz yazdı ancak siyasetin dengeleri Gülencilerin palazlanmasını engelleyemedi.

    ***

    Bugün herkes kendi özeleştirisini yapmalı… AK Partililere de kendi özeleştirilerini yapma görevi düşüyor. AK Parti iktidar olduğunda bürokrasi karşısında fazlasıyla zayıf bir konumdaydı, PKK ile mücadele edilmesi gerekiyordu ve asker darbe planları yapıyordu. O noktada bürokrasi içine yerleşmiş ve muhafazakar cenahtan gelen Gülen cemaati ile işbirliği yapmaktan başka çıkış yolu bulunamadı. Sonrasında askerin yıpranması ve Kürt meselesinde çözüm girişimleri ile birlikte iktidarın hareket alanı genişledi. ‘Cemaate’ ihtiyaç azaldı ama bu kez de Gülenciler fazla güçlenmişlerdi ve iktidardan pay istediler. AK Parti doğru bir duruşla buna ‘hayır’ deyince de, Gülenciler ile siyasi iktidar arasında bir ‘ölüm kalım savaşına’ doğru gidildi ve PKK’nın savaşı tercih etmesinin de etkisiyle AK Parti bu kez de askerle işbirliğine yöneldi.

    Burada AK Partilileri rahatlatacak olan şey, önce Gülen cemaati, sonra da askerle yapılan her iki işbirliğinin de ‘zorunlu’ olduğudur. Her iki durumda da iktidar ayakta kalmak ve tehditleri atlatmak üzere belirli bir grupla ‘istemese de’ anlaşmak, birlikte hareket etmek zorunda kalmıştır…

    ***

    Ne var ki artık bu türden rahatlatıcı değerlendirmelerin ötesine geçmek gerekiyor. Soru AK Parti’nin niçin askerle Gülenciler arasında sıkışıp kaldığı, bu sıkışmada kendi payının olup olmadığıdır… Bu sorunun basit bir cevabı var: AK Parti Ordu-Gülen eksenine sıkıştı, çünkü iktidar-muhalefet eksenini işlevsel hale getirmedi. Klasik bir sağ yaklaşımla çoğunlukçu ‘demokrasi’ anlayışı sürdürüldü, Meclis yürütmenin uzantısı olarak kullanıldı ve nihayette parlamento gerçek anlamda çalışamadı. Bunda iktidarın hızlı davranmak istemesinin, muhalefete güvenmemesinin, muhalefetin ise yapıcı olmayan bir tarz sergilemesinin payı da var… Ancak meselenin temelinde, yönetme işlevini siyaset ekseni yerine vesayet ekseni üzerinden aramak yatıyor.

    AK Parti hala alt edilemeyen bir tepkisellik içinde, kendi siyasetini vesayet dengeleri içinde aradı. Çünkü iktidarda kalmanın tek yolu tüm seçimleri uzak ara kazanmaktı ve bunun için de kutuplaşmadan medet umuldu. Böylece muhalefet sistem dışına itildi ve Ordu-Gülen ekseninde salınmak durumunda kalındı.

    ***

    Şimdi vesayet ekseni bir bütün olarak çökmüş durumda. Ne askerin ne de Gülencilerin siyasi gücü veya prestiji var. PKK ile savaşılıyor. Batı ise demokrasi sınavından çakmış durumda… işbirliği yapılacak kim kaldı? Evet, sadece Meclis… Yani muhalefet. Aslında demokrasilerde olması gerektiği gibi… Erdoğan’ın iki muhalefet liderini makamında ağırlaması, AK Parti’nin CHP mitingine destek vermesi gibi örnekler bu ‘olumlu zorunluluğa’ işaret ediyor.

    Yanlışımız demokrasiyi hepimizi kucaklayan bir bağlam olarak değil, rakipleri sindirecek bir araç olarak görmemiz… Vesayetle mücadele ederken bile vesayetçi bakıştan sıyrılamamamız. Şimdi geçmiş dönemi ve ima ettiği zihniyeti hızla arkada bırakma zamanı.
    1 ...
  43. 147.
  44. Bugün ki köşesinde döktürmüş olan köşe yazarı.
    1 ...
  45. 148.
  46. yakın dünya tarihini 2. dünya savaşı öncesi ve sonrası olarak inceliyorsak, etyen mahçupyanıda 7 haziran seçimlerinin öncesi ve sonrası olarak inceleyebiliriz.

    karar gazetesinde yazıyor, haklı yanlarıda var lakin sanki eksen kaymasına bağlı olarak alttan alta tarafgirlik niyetiyle eleştirmenliğe soyunuyor gibi. buda insanı tam bağamsız yazar kılmaktan uzak kılıyor.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük