taraf gazetesi'ndeki yazılarına bugün itibariyle eylül ayına kadar ara veren türkiye'nin akademik dille yazan en iyi köşe yazarlarından biri. eğer türkiye'de bekir coşkun,ruhat mengi, ilhan selçuk gibi yazarların yerini etyen mahçupyan gibi adamlar doldurmuş olsaydı türkiye demokratikleşme yolunda bugün çok daha ileride olurdu.
demokrat, aydın; marksizm'den, onu da eleştirebilecek kadar haberli; elini her zaman taşın altına koymuş, her zaman ilerici, demokrat basında yazmış, 9 köyden kovulunca zaman'a uğramış, şimdi daha çok taraf yazarı ve hrant dink'in katledilmesinin ardından agos yöneticisi olan dürüst insan. iyi ki var.
taraf gazetesindeki son yazısında ayın arka yüzünden kimi bakışlar getirmiştir.
diyor ki: "Eğer devlet siyaseti mümkün kılsaydı Kürt meselesi şimdiye kadar çok daha barışçı bir mecraya girmiş ve bugünkü konjonktürle şu anda Türkiye bütünlüğünü yeniden sağlamış olurdu. Ne var ki siyasete izin verilmedi, çünkü bu devlet bizatihi siyaseti hiçbir zaman hazmetmedi, ondan hoşlanmadı, siyaseti ve dolayısıyla toplumu bir tehdit olarak algıladı. Aslında dağa çıkmış olan devletin kendisiydi... Şimdi geri dönen de PKK'lılar değil, devletin kendisi."
özellikle "akpnin asıl doğası bu... yani bu partiye asıl kimliğini veren şey dindarlığı değil, reformist oluşu" gibi bir tespit yapabilmek için baya romantik olmak lazım.
hrant dink'le kıyaslanamayacak ölçüde faşist ve iktidar fetişisti biridir. ermeni olması sorun değildir, sorun insan olamamasıdır. "hrant hayattır", etyen bayattır.
''Artık Atatürk'ün dediği herşeyi yapmak zorunda değiliz, Artık öldüğünü kabullenip dünyaya ayak uydurmalıyız'' diyen, lafını bilmeyen, kötü niyetli ermenici ve ermeni milliyetçisi sözde aydın.
anayasadan türk kavramının çıkarılmasını ateşli şekilde savunan yazarlardandır. neymiş? asıl olan anadolu halkıymış. vay vay vay... bu ne hazımsızlıktır be arkadaş! tamam geçmişte bu topraklarda rum, ermeni, türk yan yana yaşadık. ama gün geldi. yollarımız ayrıldı. herkes kendi evine çekildi. türkler de kendi ulusunu, devletini inşa etti. ama etyen mahcupyan'a bakarsan sanki ulus devlet kuran sadece türkler. yunanlar sürüldü, kovuldu, ezildi. pir-ü pak tertemiz bir devlet kurdu. trakya'daki türkler'e hiç bir eziyet yapmadı. bir tek türkler kötü. türkler'in devlet kurması, ulus olması yanlış. herkes ulus olabilir ama türkler'în böyle bir hakkı yok asıl olan anadolu halkıymış.
neremle güleyim ben sana. işte bak bu zihniyet türkler'i zorla milliyetçileştiriyor. durduk yere türk insanının radikal unsurlara yakın hissetmesine neden oluyor.
fransa dış işleri bakanı asimilasyon insanlık suçu değildir demedi mi? angela merkel özellikle türkler üzerinden entegrasyon politikalarını başlatmadı mı? ulus olmanın kötü bir şey olmadığını, özgürlüklerin duvara çarptığını, çok kültürlü toplum rüyasının çöktüğünü batılı siyasiler ve bilim insanları yapmadı mı? alman ulusu, fransız ulusu diye uluslar yok mu? türkiye'de türk ulusu olmanın neden bu kadar mesele haline geldiğini anlamıyorum. derdiniz ne sizin? mesele demokratikleşme bile olsa türk kavramı ile bu kavga neden, bu hırs niye? bence sorun sadece türk devleti'nde ya da türk milleti'nde değil önce siz kendi nefretiniz ile hesaplaşın. çünkü bu nefret karşısında hiç bir açılım, anayasa, hukuk bizi barış içinde yaşatamaz. artık bunu anlayın. türkleri yeterince sorguladınız biraz da kendinizi sorgulayın.
türkiye ulus devlet inşa ettiğinde devletin yarısı kürt, arap, laz, çerkez, rum ve ermeniden oluşuyordu.
kurulurken ulus devlet kurulcak denmiş olsaydı kürtte giderdi kendi devletini kurmak için uğraşırdı senle birlikte savaşmazdı. arap seninle savaşmazdı. rum seninle savaşmazdı. birlikte hareket etmezdi. ama sen bu gerçekleri sakladın ve bir ulus devlet kurdun. yunanın kurduğu ulus devletten farkın budur senin. gibi tespitlerde bulunan yazardır. o da türk düşmanlığıyla suçlanmakta. allah sonunu hranta benzetmesin.
Başbakan erdoğan'ın dini bilgisinin zayıf mı olduğunu soruyoruz ama taraf gazetesi yazarı etyen mahçupyan maşallah yandaşlık ilişkisini epey abarttı. 27 ocak 2009 tarihli yazısında başbakanın gaflarını savundu. Mahçupyan, aslında başbakanın gaf yapmadığını, bizim kendisini anlayacak kadar birikime sahip olmadığımız için onu gaf olarak algıladığımızı iddia etti. " başbakan çok gaf yapan biri ... ama aynı zamanda siyaseti iyi bilen biri. Bize gaf gibi gelen birçok sözü, gerçekte bizlerdeki siyaset bilgisi eksikliği nedeniyle öyle gözüküyor. "
nasil demokrasi istemediler kemalist hareketi kuranlar yaf en çok demokrasiyi isteyenler kendileriydi en çok kadına hani şu askeri törenler varya işte o askeri törenlerde kadın bir adım öne koydular kadın hareketina önem verdiler, erkeğinin iki adım gerisinden giden kadının bir adım öne koydular seçme seçilme hakını verdiler bağımsızlık için uğraştılar sonra laiklik anlayışını getirdiler çünkü getirmek zorundaydılar zaten eskisi gibi ümmetçi anlayışla devam edemezlerdi ,suriye olsun ,ırak olsun cezayir tunus , manda yönetimleri altına girmişti, ve yıllarca bizmle kavga eden suriye bu konuda yanlıştı biz fransayla anlaştık , sonra cezayiri görmüyorlarmı(!) nasıl oldular en sonunda zor kurtuldular, daha sonra tabi bazılarının dediği gibi sosyolist rejimden etkilenen yönleride var oradak, yeni yönetim osmanlıyı parçalama hedefi olan gizli anlaşmaları söyledi gittiler ve anlaştılar sonra köylü milletin efensidir anlayışı sonra ise tabi atatürk azerbaycan ve türkistan bölgesi var olduğu için vazgeçip kendi yoluna devam etti zaten ne mulu türküm diyene anlyışınıda düşman aslında yakınlarda olduğu için söyledi türkiye türklerindeir anlayışını falan filan eğer böyle sölemese yakınlardaki düşman yeniden gelirdi tabi gerçekten, kemalizmin hem türkçü milliyetçi hem sosyolist anarsişt yönleri var ,köylü milletin efendisidir anlayaşı olmalıydı çünkü ,geriye kalan bir tek bu bölgeyi diğer bölegeler gitti sömürege oldular ve köylününde yeniden ayağa kalkıp gerçekten türk olup üretmesi ellerinden gelini yapması bir değer üretmesi ekip biçmesi gerekiyordu ...
ve akılcı davranmak zorundaydılar. türklerin gerçektan zeki olup üretip övünmesi gerkiyordu ama sonradan bizim amerikanlarla ne işimiz vardı biziim amerikayla ve natoyla ne işimiz vardı bağımsız olmak varken.. sonra atatürk ne dedi biz hayatın içinden gelen kurallara göre hareket ederiz dedi hiçbir kitabın dogmalrına göre hareket etmeyiz!! çok doğru yaptılar ülkenin o zamanki konumuna göre
eit. kemalist hareketi demokarsi dışı gösterdiği için...
allahını kitabını seversen etyen reis bu nasıl yazıdır bu nasıl zekadır. bu yazının tamamını çerçeveletip duvarıma asmak istiyorum. kemalizm bu kadar güzel özetlenir mi? o nasıl dokundurup köküne kadar sokmaktır nasıl tespittir. ne yiyon ne içiyon aynısından banada ver allah aşkına. yıllardır köşe yazısı okurum allahıma ben böyle bir yazı görmedim. buna benzer bir yazıyı sevgili gani müjde yazmıştı tabi benzerlik yazıdaki inanılmaz tespitler ve muhteşem ayarlarla alakalıydı. içerik açısından bir benzerlik yoktu.
--spoiler--
Modern dünya siyaset yelpazesinin 'sağ' ve 'sol' diye bölündüğü efsanesinden uzun süre beslendi. Sanki bu iki tutum arasında bir simetri varmış gibi davranıldı. Oysa modernliğin kendisi bir yenilik, bir değişim, dolayısıyla 'sol'du... Bu arka plan modern dünyanın somut siyasi tablosunda sola çok belirgin bir prestij kazandırdı. Sağcılar dâhil herkesin değişimin kaçınılmazlığına inandığı bir zihnî atmosferde, bizatihi değişimi kendisine bayrak yapan solun entelektüel üstünlüğü doğaldı. Solcular değişimi 'objektif' kurallara bağlamakla yetinmeyip, bu değişimi hızlandırmaya da çalıştılar. Sağcılar ise gerçekliğin ta kendisine direnen bir tür ahmaklar veya çıkarları gereği davranan oportünistler olarak tanımlanmış oldular.
--spoiler--
türkiye'deki saçma sapan ve yanlış sağ-sol algısının nasıl oluştuğunu güzel ifade etmiş köşe yazarı. sağ-sol ne demek bilmeyen ergenlerse, hiç kitap okumadan, düşünmeden, çevredeki gerzek atmosfer neyi gerektiriyorsa ona göre hareket ediyorlar. sürü hayvanları.. çünkü bunların derdi düşünmek değil, kültür, felsefe değil toplumda yer edinmek. bak böyle yapınca havalı oluyor değil mi? anlayışı. ruhsal ergenlik..
arkadaşım işinize geldi mi ölçüsüz bir şekilde elitizm eleştirisi yapıyorsunuz, ama konu değişince birden oryantalist tavır alıyorsunuz. bugünkü yazısında şöyle bir ifadeye rastlıyoruz etyen abimizin: "...Ortalama bir Fransız'ın bile bizdeki birçok bilim adamından çok daha serinkanlı bir tarih bilgisi olduğunu ve 'tarih'e nasıl bakılacağını bildiğini eklemekle yetinelim...." yani bu memleketin akademisyeni bile ortalama bir fransız kadar tarihe nasıl bakılacağını bilmez, serin kanlı bilgi birikimine sahip değildir demek istiyor. aynı adamlar başka başka yazılarda kalkıp "cumhuriyet elitleri, bu halkın değerlerine yabancılaşmış politikacılar" falan diye söze girip eleştiri yapabiliyorlar gariptir.
haklı bir dava ancak bu kadar yanlış bir üslupla savunulabilirdi sevgili etyen mahçupyan, tebrikler! yazının tamamını okumak için;