bir zamanlar kendi gibilerinin * '' muhammed in piçleri giremez'' yazıların önünden başlarını eğerek geçtiğini unutmuş, çok sevdiği islamının tükiye'de türk milliyetçileri tarafından korunduğunu unutmuş, bugünlerde kendi çapında milliyetçilik eleştirisi yapan canlı.
iyiniyetli olduğuna inandığım yazardır. iyiyi ve doğruyu söylemekten başka bir amacı yoktur ama insanlara antipatik gelmesi de normaldir. bir de yazdıkları biraz daha anlaşılabilir olsa. ablacım herkes senin kadar zeki değil be...
"alkol testi bir başörtülüye hakarettir bana göre" demiş. örtü kafaya giden oksijeni engelliyor çok belli ... yazı yazıp, içine de zeka kırıntısı bir şeyler katmak şakirtlerin "düş prensesi" olmak kadar kolay değil tabi. ne orjinal, ne de marjinal. sıradan bile değil, "vasıfsız" ...
yazmasam olmayacak. bu ablaya sorsak ki ey abla bizim bi liberal arkadaş var ama devletçi ekonomi modelini savunuyor. eğer bu ikisi arasındaki farkı biliyorsa elbette ki diyecek ki "olur mu öyle saçma şey".
peki o zaman yüzündeki gözündeki o makyaj ne o alımlı giysiler o pozlar o bakışlar ne?.
''Peygambere tapma, O'nunla arkadaş ol!'' yazısından bir bolum...
====
Hz. Peygamber, hiçbir zaman kendine özel bir 'din adamı' kıyafetiyle dolaşmamıştır.
Onu içinde yaşadığı toplumdan ayıran özel bir kıyafeti asla olmamıştır.
Ömrü boyunca Ebu Cehil nasıl giyiniyorsa öyle giyinmiştir.
ikinci olarak Hz. Peygamber, şimdiki din adamlarının çoğu gibi yaşlı değildi.
Onda 'din adamı' denilince aklımıza gelen yaşlı, piri fani 'yeşil sarıklı ulu hoca' görüntüsü yoktu.
Saçları kulak memesinin altına inecek kadar uzundu yağız delikanlı görüntüsü vardı.
Üçüncü olarak göründüğü kadarıyla din adamları nedense hep zengin olur oysa Hz. Peygamber vefat ettiğinde peygamber olmaktan kaynaklanan bir serveti yoktu.
Dördüncü olarak din adamlığının mantığında dünya lezzetlerinden uzaklaşma vardır.
Oysa Hz. Muhammed normal insan gibi yedi, içti kadınlarla evlendi.
Eşleriyle zaman zaman sorunlar yaşadı.
Her normal insan gibi acı tatlı günleri oldu.
Torunlarını omzunda gezdirdi.
Eşi Aişe'ye Fatma'ya Fatoş dememiz gibi 'Aiş' diyerek takıldı.
Onunla koşu yarışları yaptı, başını omzuna yaslayarak birlikte folklor oyunları seyretti. Dolu dolu diyebileceğimiz bir aşk evlilik hayatı yaşadı.
Oysa bunlar din adamı mantığına göre 'Ruhaniliği' bozan şeylerdir.
Öyle ya dünya lezzetlerinden alabildiğine tadan , 'beyaz tenden' veya 'cins-i latiften' uzak durmayan birisi nasıl 'veli' veya 'aziz' olabilir (!).
inkârcıların 'Bu ne biçim peygamber; yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor!' ( Furkan;7) sözünü bizzat Müslümanlar söyler hale getirmişlerdir.
Oysa Kuran bir tek Muhammed(a.s.)'in değil bütün peygamberlerin böyle olduğunu söyler 'Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılar da dolaşırlardı.' ( Furkan 20)
Tapılacak, hüngürdeyerek şiirler düzülecek, deflerin kafası kopartılarak mevlitler okunacak değil, yere indirilip elini omzunda büyütecek...
--spoiler--
öyle sözlüklerde kalemiyle geviş getiren tiplerin, bu ülke nereye gidiyor? gibi nostaljik ekşimeleriyle halkın değer yargısını değiştiremezsiniz. çok istiyorsanız tanım başı sevişme sponsoru bulur, iki kişilik cinsel keyif otobüsleri tutar endişelerinizi bastırırsınız.
--spoiler--
halkın değer yargılarıymış. halk deyince tek tip insan mı geliyor senin gözünün önüne be allahın cezası kadın. ibrahim tatlıses olsam arar 'khırarlar o khalemi esra khanım' derdim o derece sinir bozucu.
Sadece marjinal oluyum diyerekten yazarlık yapan kadın. Yoksa fikirlerini sağlıklı bi kafayla tartışmak çok zor.
Bir yazısında trafik polisi'nin kendisini yolda durduğundan ve başındaki türbanı gördüğü hâlde alkol testi yaptırdığından bahsediyor. Neymiş efendim, türbanlı bi bayan alkol kullanmazmış , o yüzden alete üflemek istememiş.
anarşist filan diyorlar, kendi de demiş galiba ben anarşistim diye, ahmet hakan da yazmıştı en anarşist türbanlıdır diye.
burda dur esracım. eğer bunu okuyorsan, ki sözlükleri takip ettiğini düşünüyorum, anarşistim lafını ağzına öyle kolay kolay alamazsın.
anarşi nedir bilir misin? a-narch, erksizlik, yönetimsizlik. sen seni yönetenlerden tamamen kurtulabilmiş misin dön bir bak. bütün yazıların erklerle, erkeklerle ilgili. ve ne adam gibi reddedebiliyorsun ne de ne dediğin belli. karşı çıkamıyorsun, içinden çıkmak gelse de.
muhafazakar dolambaçlar içinde boğuluyorsun. laik-dinci geriliminden kurtulamıyorsun, kadın hakkı vs derken o rahibe örtüsünden, fransız tadında makyajından vazgeçemiyorsun. görüntüyü şekli aslında çok önemsiyorsun. ağzıı yayarak konuşmakla, siyahlar giymekle, muhafazakar erkeklere karşı çıkmakla anarşist olunmaz.
anarşist olmak için belli kurallar da yoktur elbette ama, anarşi sanıldığı gibi babaya kapı çarpıp çıkmaya benzemez.
bu bir davadır, ve kendini çoğu şeyden uzak tutman gerekir, onların içinde cırlayarak olmaz. bence..
denk geldikçe takip ediyorum. yani etmeye çalışıyorum. dayanması zor bir insan. insan doğruları kabul etmekte de zorlanabilir. mesele doğruyu yazıp yazmaması değil. mesele hakikaten boş yazması.
kadınlar... erkekler... kadınlar... erkekler... sosyal yapı... vır vır vır... car car car... dikkat ediyorum n'olur dolu bir şey söyle.
bu yazarın(!), yeri geldiğinde "israilin şerefi bir köpeğinkinden aşağıdır" gibi ateşli sözler ederken diğer yandan marlboro marka sigara içmesi, bu şaşkının aslında ne kadar samimiyetsiz, ne kadar ikiyüzlü, ne kadar riyakar olduğu ve türkiyede müslümanları dönüştürmek isteyen güruhun tepe tepe kullandığı, onun değersiz saçma ve aslında malum olan gerçekleri ağdalı(!) bir üslupla yazmaya çalışan şaşkın bir ucube olduğu gerçeklerini çok açık bir şekilde belirtir.