"dostluk şarap gibi değildir. yıllandıkça güzelliği, tadı artmaz çok kez... tersine yılların içinde durgun su gibi kurtlanır, yosunlanır, tortulanır. bunun için de düşmanların en büyüğü çoğu kez eski dostlardan çıkar. "der orhan selim "eski dost" makalesinde.
çok geçmişten tanışıklığınız varsa o sizin eski dostunuzdur.. aslında bu eskimiş dost anlamı taşımaz bu şekilde kullanılırsa eğer, ''çok önceden beri dostumdur'' anlamındadır.. sizin için güvenli, huzur veren bir çift koldur, yaslanıp ağlamak için bir omuzdur aynı zamanda.. dostluğunuzun sıradan bir arkadaşlık olmadığını dile getirmek için güzel bir sıfattır bence dostun önüne gelen 'eski'. netekim dost eskimez, eskisi gidip yenisi geliyorsa, dostunuzu eskitebiliyorsanız o zaten sizin hiçbir zaman dostunuz olmamıştır..
önceleri dost eskir mi ki derdim, çok gereksiz bir kelimeydi benim için.
yaş ilerledikçe bu kelimeyi istemsiz kullandığımı fark ettim.
" a aa bu fotograftaki kim?"
" ya eski bi dos..şeyy hakan diye bir arkadaş işte, liseden"
meğer neler eskiyormuş...
araya zaman girince değişmişiz demek ki, artık yeni insanlar var hayatımızda.bi süre sonra eski olacak yeni insanlar.
kısır döngü galiba bu.
kalıcı olanlar yine belli kişiler oluyor, o da aile.
ama ben daha lisedeyken o "eski dostum" için annemle tartışmıştım.
şimdi görüşmediğimiz için o eski bir dost, peki görüşmeye başlarsak tekrar ne olacak?
birisi o yanımdayken kim olduğunu sorarsa, yalnızca ismini mi söyleyeceğim?
eski bi dost...
dost...
arkadaş...
tanıdık...
neyse, ben sana sonra anlatırım.
peyami safa, dokuzuncu hariciye koğuşu'nu yazmasını teşvik eden nazım hikmet'e bu kitabı adamış ve şöyle demiştir: "canım nazım'a karasevda ile..."
fakat yıllar geçip aralarında düşünsel farklılıklar ortaya çıkınca "tan" gazetesinin aynı sayfasında farklı köşelerden birbirleriyle uğraşmaktan geri kalmamışlardır. orhan selim adıyla yazı yazan nazım hikmet eski dostu için şu satırları yazmıştır:
"... dostluk şarap gibi değildir. yıllandıkça güzelliği, tadı artmaz, çok kez... tersine yılların içinde durgun su gibi kurtlanır, yosunlanır, tortulanır. bunun için de düşmanların büyüğü çoğu kez eski dostlardan çıkar..."
onları bu raddeye getiren, bu kadar büyük laflar ettiren belki de "dava"nın büyüklüğüydü. birbirlerine yazdıkları hiciv dolu şiirlerin daha ağır ifadelerle dolu olduğunu bilenler bilir!
karşılaştığınız bir yerde gördüğünüzde selamlaşır, hatta belkide oturur bir yerde saatlerce eski günleri yaad edersiniz. fakat o artık eski dosttur.
bir zamanlar yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi, aynı dertleri, kederleri birlikte paylaşırdınız, birbiriniz için dualar ederdiniz, ama ne yazıkki o acımasız zaman sizi farklı mekanlara ve farklı çabalara sevk etmiştir.o son model teknolojik icad telefonda bir yerden sonra kaldıramaz dostluğunuzun yükünü. evet, ne yazıkki artık o eski dost olmuştur.
Kaybettiğimdir. Bugün eşyaları yerleştirirken bana verdigi hediyeleri gördüm. Gözleri dün gibi aklımda.
Küçücük yasta her iki çocuğunu da trafik kazasında kaybeden annenin ve babanın kazada kaybettiği büyük kızı...
Bana verdiği hediyeler değil de notlar daha anlamlı.
O zamanlar ürkütürdü beni bu kadar sevip sahiplenmesi. Hic bir zaman hak ettiği değeri bulamadı benden. Bunun için çok pismanim. En çaresiz olduğum konu bu sanirim. Geçmişimde en çok değiştirmek istediğim şey bu.
ona yardım eli uzatmak isterken, eğer arkandan yalan yanlış şeyleri tüm fakülteye yaymaya çalıştığını hatırlarsan bi anlamı olmayan şahsiyet. sen ona değer verdiğin halde, senin ona asla yapmayacağın şeyleri yapıyorsa, onu senden başka kimsenin karşılıksız sevmediğinin farkındaysan ve o bunu göz göre göre hiçe sayıp dibe vurmaya yaklaştıysa, seni satıp düşmanınla, onun arkasından konuşan insanlarla bir olup saçma sapan ergen hareketleri yapıyorsa, benim için eski dost olmaktan öteye gidemeyecek kişi. devrik cümleler oldu biraz ama idare ediverin bir zahmet, sinirli ve dertliyim.