birileri için hatıra kokar; diğer otogarlar ya da başka şehirlere ulaşımınıza vesile olan her yer gibi.
istanbul'a geliştir benim için; özlemim diner, dönüş zamanına kadar iyi hatırlanası yerdir.
gittiğimde kendimi müthiş bir karışıklık ve keşmekeş içinde bulduğum mekan. o gün, 'belki de sabahın ilk saatlerinde, uyku mahmurluğuyla bana öyle gelmiştir' diye düşünmüştüm. ama dönerken aynı manzaralarla karşılaştığımda, haline şaşırdım ve bir o kadar da üzüldüm. istanbul gibi bir şehrin otogarı daha oturaklı ve derli toplu olmalı.
bildiğin batakhane'dir. bunun yanı sıra resmen mimarı insanlarla taşak geçmiştir. peronlara ulaşmak için labürentte doğru yolu bulmanız ve bonusları toplayarak hedefe ulaşmanız gerekmektedir.
yapımı aşamasında "havalimanı konforu" yaşatılması için türlü mimari öğelerin kullanıldığı ancak açılışının ilk haftasında şanlıurfa otobüs terminaline benzetiliveren güzide bir garabettir. ilk açıldığında borsa gibi nisbeten nezih yerlerin hepsi daha sonra mekanı kardeşler dürümcüsü mantalitesine terk etmiştir.
Alt katlardan "yüzey"e çıkmak için kullanılan merdivenlerin çoğunda genzi yakan bir idrar kokusu vardır. Her an tehlikedeymişçesine hızlıca çıkmaya çalışırsınız pis duvarlı, leş kokulu kırık dökük merdivenlerden...
geceleri tinercilere, evsizlere ev sahipliği yapan mekan.ayrıca her tarafı bok götürüyor yürürken sidiğe boka basmamak için son derece dikkatli gidiyorum.
adamın böbreğini alırlar mazallah.
ama bir yandan da nasıl bir ülkede yaşadığını insana tokat gibi çarpıyor hele bir de metro'nun girişini bilmeyin bakın bakalım eğlence o zaman başlıyor. sorduğunuz sorunun anlaşılması için 8 kere karşı tarafın verdiği cevabı türkçe mealine çevirmek için en az 5 kere uğraşmak lazım ondan sonra bana eğitimden avrupadan bahsetmeyin.
ne şikayet la bunlar?? taksiye binin o zaman. memleketin gerçekleri beğenmeyen binmesin abi. (bkz: ha kürt kadrolaşmasından bende şikayetçiyim bu arada)
minator'un labirentinden daha tehlikeli, pan'nın labirentinden daha karmaşıktır esenler otogarı. yazın sabahları otobüslerde uyuyan yarı çıplak şöförleri görürsünüz. geceleri ise tinerciler ve serseriler otogarın alt katlarındaki tehlikeli ve dölombaçlı mahsenlerde dolaşırlar. bagzı kapılar demirparmaklıklıdır. merdivenlerin nereye çıktığı nereye indiği bilinmez. otogarın içideki yollara giren arabaların 1 saatte o trafikten çıkamadığı rivayet edilir.
Türkiye'nin özeti niteliğinde olan en çok sorulan sorunun yolculuk nereye hemşerim olduğu ve bilet satmaya çalışanların memleket tahmini yaptıkları mekan. haa bu arada esenler otogarı avrupa'nın 1, dünyanın 2. büyük otogarıdır.
hindistan ı merak edipte gidemeyenler için alternatif bir yerdir. içine giren aklı başında birisi, kendini hindistan da sanabilir netekim. yerde oturan dilenciler, koşuşturan insanlar, karmakarışık trafik, kaldırımların pislikten geçilemememesi, lokantaların leş gibi olması, aşırı pasaklı dilenci tiplerin çevrenizde daire oluşturması insanın aklına ilk bu ülkeyi getirebilir.