akapenin seçimi kaybetmesinden sonra daha doğrusu tek başına iktidar olamamasından sonra bir diklenmeler, bir sert muhaliflik gösteren yazar. tek parti döneminde kadın ve şarap hakkında yazan akapeyi eleştirmeyi hatırlamış. samimi değildir net.
kardeşliğin türk basınındaki amiral gemisinin genel yayın yönetmeniydi bir zamanlar...
açın bakın 2001 - 2002 yılında yazdıklarına...
"avrupa birliği bir ütopyadır, ülküdür yeni kurulan müslüman demokrat parti bunu yapabilecek tek alternatifdir" diye her yazısında saçmalıyordu...
o zaman anladık gelenlerin islamcı falan olmadığını bilakis evangelist - israilciler olduklarını ama sesimizi duyuramadık ve türkiyenin belki de 50 - 100 senesine maloldu bu iktidar.
normalde pek haz etmem ama bugünkü yazısında epey eğlendim.
adam hakikaten üslupta / kelime seçiminde usta.
bugün bir siyasiye (tahmin etmesi pek zor değil!) kibarca "dansöz" demiş,
ak yalama yazar akif beki'ye de yalancı demiştir!
bunu öyle ince ince işleyerek yapmış ki takdir etmemek mümkün değil!
"tek bayrak olması için tek milletin olması gerekir.
türkiye artık tek millet değil...
2002'de tek millet devraldın, Çankaya'ya çıkarken üç millet bırakıyorsun.
üç, dört millet...
..............
dün ümmet rüzgarı ektiniz, bugün bayrak fırtınası biçiyorsunuz"
Dünün ak parti alkışlayanı bugünün akp karşıtı. Koçum senin savunmaların bu hale getirdi adalet ve kalkınma partisi'ni. Şimdi bu partiye kızsan neye yarar ?
19 aksım 2002 tarihli yazısı.
--- alıntı ---
eğer liderlik denen şey, yapma yeteneği kadar bir karizma meselesi ise buyrun işte size karizma.
duruşu, olaylara bakışı ve görüşlerinin arkasında duruşu ile uzun yıllardır aradığımız bir lider tipi, bir hafta içinde doğdu.
erdoğan bu duruşu ile, özal'dan beri özlediğimiz bir lider profilini çiziyor
...
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ı gözümde bir kat daha büyüten yeni ve klasik olmayan bir başka duruş.
Abdullah Gül gibi güçlü ve bu koltuğu gerçekten hak eden bir insanı başbakanlığa getirdi. Yani Özal'ın bile cesaret edemediği bir şeyi yaptı.
Bunu yapan insan, kendine çok güveniyor demektir.
Bunu yapan insan, söylediklerinde samimi demektir.
Bana göre Erdoğan, takıyye sınavlarının'' her birinden başarıyla geçiyor.
Ben emanetçi başbakan formülünü kabul etmem'' diyor.
Etmediğini gösteriyor.
...
Erdoğan'ı gözümde büyüten üçüncü neden ise, siyaseti pozitif temel'' üzerine oturtması.
Siyaset sorun yaratma değil, sorun çözme sanatıdır'' diyor.
...
Bakın şimdi seçim galibi bir siyasetçi çıkıyor ve daha koltuğa oturmadan, siyasete pozitif bir elektrik getiriyor.
Erbakan'a gitmiyor, idare etme sanatının gurusu olan Süleyman Demirel'e gidiyor.
Üstelik, seçim öncesinde Tansu Çiller'e oy verilmesini isteyen bir eski cumhurbaşkanına.
Yani geçmişi hiç mesele yapmıyor.
3 Kasım'da bir çizgi çekiyor ve oradan ileri bakıyor.
işte Erdoğan'ın bu pragmatizmi beni çok etkiliyor.
Çok umutlandırıyor.
...
Erdoğan'la Gül arasındaki siyasi yoldaşlığın'' mazisi oldukça eski ve bu yoldaşlık birçok sınavdan geçerek bugüne geldi.
ahahahah sen neymişsin be ertuğrulcuğum!
nasıl da ambalajlamışsınız adamı!
sizin gazınıza gelip "dünya lideri" olduğunu sanınca hep birlikte ile yakınmaya başladınız!
Bir müneccim edasıyla konuşmuş.
nedense yazdıklarının kelime anlamları dışında anlamlar içerdiğini düşünüyorum.
--- alıntı ----
Bir müneccim edasıyla konuşuyorum.
Bu yaz farklı geçecek...
Plajlar daha cıvıltılı olacak.
insanlar kendi mahallerinde inadına yaşamaya başlayacak.
Kadehler daha büyük bir özgüvenle kalkacak.
Ben iyimserim.
Yeni bir Türkiye doğuyor.
Tek millet olmaktan, bir hayat tarzları konfederasyonuna doğru gidiyoruz.
Bu bayrak altında herkesin kendi özerk hayat federasyonu kurulacak.
Kimse kimseye biat etmeyecek...
Kadıköy vapurlarından inen kadınlar artık kendilerini ezik hissetmeyecekler... Geçti o korku günleri...
--- alıntı ---- http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/26230064.asp
ceren kenar türkiye gazetesindeki köşesindeki "önce oy istemeyi öğrenin" adlı yazıyla fena çakmış..
--spoiler--
ertuğrul,
ana akım bir medya kuruluşunda gazeteci olarak çalışıyor. eski
türkiye'nin hemen tüm günahlarının işbirlikçisi. kürtlere,
gayrimüslimlere, dindarlara yapılan zulmü meşrulaştıran söylemlerin
kurucu babalarından. on senedir pijamayla başbakan karşılayamadığı için
kendini mağdur hissediyor. beyaz türklerin dramını gözler önüne seren
bir kitap yazmış.
yılmaz, ana akım bir medya kuruluşunda
gazeteci olarak çalışıyor. hobileri arasında uludere saldırısında ölen
kürtlere katır demek, taksim'de öldürülen ingiliz holiganlar için 'leedsli
holiganlara taksim'de kafasına vura vura toprağı öptürdüler... leedsli
futbolculara ali sami yen'in çimlerinde cenaze namazı kıldırdılar. hem
de two rekat" manşeti atmak var. kendi sevmediği partiye oy verenleri
bidon kafalılar olarak tanımlaması ile ünlü. bugüne kadar 4 kelimeden
fazla sözcük içeren bir cümle kurabildiğine henüz şahit olan yok
--spoiler--
hala anlamadılar bizim derdimiz sezen aksu'nun şarkılarıyla değil
derdimiz, yavşaklığı ile ilgili
yok geri dön
yok farkındayım
yok efendim kaybolan yıllar falan filan